Sırpların Bosna Müslümanlarına dayattığı ırkçı ve kanlı savaşın üzerinden on beş yıllık bir süre geçti. Bu savaştan geri kalan, Sırpların tecavüzüne uğrayan Müslüman kadınların dinmeyen acıları ve yürekleri yakan utançlarıdır.
Ebna Haber ajansının bildirdiğine göre faşist Sırpların 1992–1995 yılları arasında Bosna Müslümanlarına yönelik cinayet ve vahşetlerinin üzerinden tam 15 yıllık bir süre geçti. Dökülen kanların, harap edilen evlerin ve yakılıp yıkılan şehirlerin haddi hesabı yoktu. Müslüman olmalarının dışında hiçbir suçları bulunmayan Bosnalı kadınlar, eşlerinin, babalarının ve çocuklarının gözleri önünde tecavüze uğradılar. Yıllardır savaş sona erdiği halde, bu sahneler dinmeyen acıları ve sonu gelmez utanmaları günümüze kadar taşımaktadır. İşte zulme uğramış bu zavallı kadınlar ömürlerinin sonuna kadar hayatlarını harap olmuş görmektedir.
Günde altı çeşit ilaç kullanan Müslüman kadınlardan Enise Salsinoviç, günlerini televizyon seyretmekle geçiriyor. Televizyonda dizi ve spor müsabakaları seyretmekten başka bir iş yapmıyor. Belki de bunu Ocak 1992 yılında yaşadığı korkunç hatırayı unutmasının biricik yolu olarak görüyor.
Anise, o acı günlerle ilgili şunları dile getirmektedir: “O günlerde evimize saldıran Sırplar eşimi yakalayıp beraberlerinde götürdüler. Eşimin arkadaşı olan Sırp askerlerinden biri, “Burada bir Müslüman aile yaşıyor” deyip onu ihbar etmişti. Birkaç gün sonra eşimi idam ettiler. Aynı gün evimizi basan o Sırp asker, ailemin gözleri önünde bana tecavüz etti. Bundan sonra da defalarca evimize saldırıp bana tecavüz etti” Anise savaşta yaşadığı bu acıları anlatırken hüngür hüngür ağlıyordu.
İki erkek çocuğu olan Anise 55 yaşlarındadır. Balkan savaşında Sırp askerleri tarafından tecavüze uğrayan 20 bin Müslüman Bosnalı anneden sadece birisidir. Anise, Bosna’nın güneyinde Müslümanların yaşadığı Fuka şehrindendir. Bu şehir savaş boyunca Sırp askerlerinin karargâhı durumundaydı. Anise ise Sırp askerleri tarafından tecavüze uğrayıp sağ kalabilen çok az kadından sadece birisidir.
Sırpların bu vahşilikleri ayyuka çıkınca, 1994 yılında harekete geçen Birleşmiş Milletler Güvenlik Şurası 1325 sayılı bildiriyi kabul edip, savaşan tarafların kadın haklarına riayet etmelerini, tecavüz gibi insani olmayan saldırılardan kaçınmalarını istiyordu. Hiçbir zaman uygulanmayan bu bildiri, sadece bir kâğıt parçası olarak kaldı. Bu bildiriden sonra Bosna’da hiçbir çirkefliğin önüne geçilmediği gibi savaşın sonuna kadar aynı zulümler devam etti. Söz konusu bildiri sonraki yıllarda Afrika’da kadınların tecavüze uğramasına da engel olamadı. Kadınlar, şehir savaşlarının en büyük kurbanlarıydı.
Saraybosna’dan Revankavi şunları dile getirmektedir: “Sırpların tecavüzüne uğrayıp psikolojik hastalıklara yakalanan kadınların çok oluşundan dolayı bunlara alışmış durumdayız. Bunların çoğu –sağ kalmışlarsa- eşleri tarafından kovuldular. Bir kadının kadınlığının öldürülmesi durumunda, bunun tedavi edilmesi çok zordur”
Sırp askerlerinin tecavüzüne uğrayan kadınlardan biri de Bakire Hazisiç’tir. O da kocasının Sırp olan bir arkadaşı tarafından tecavüze uğramış. Diğer bir Sırp askeri ise aynı esnada, diğer odada sekiz yaşındaki kızına karşı sapıkça hareketlerde bulunup eziyet ve işkence etmiş.
2008 yılında Bosna Müslümanları Birliği’nin girişimiyle Balkan savaşında tecavüze uğrayan kadınların savaşın kurbanları arasında sayılmasıyla ilgili meclis tarafından bir karar alındı. Bosna’da savaş kurbanları aylık 260 Euro almakta ve tedavi hizmetlerinin bir kısmından da karşılıksız olarak yararlanmaktadırlar.
Kaynak: Sayté Edyan
Çeviren: Hanefi Aydın