Zeynelabidin bin Ali’nin kaçmasıyla bu ülkede kurulan geçici hükümetten sonra ilk defa yarım asır sonra Tunus’un resmi radyo ve televizyonundan ezan sesi duyuluyordu. Bu gelişme Müslüman halkın büyük sevince boğulmasına yol açtı. Gelişmeler göz önüne alınarak, Bin Ali’nin devrilmesinden sonra “Tunus, İslami bir hükümete doğru mu gidiyor?” sorusu akılları meşgul etmeye başladı.
Müslüman Arap ülkelerinde uzunca bir geçmişe sahip İslami hareketlerin tarihi Mısır’da İhvan-ı Müslimin’in kurulmasına kadar uzanır. Mısır’la birlikte bu hareketin kolları birçok İslam ülkesinde uzandı. Özellikle Tunus, Sudan, Fas, Cezayir, Suriye, Ürdün ve kısmen diğer ülkelerde faaliyet yürütmektedir.
İhvan-ı Müslim’in çerçevesindeki örgütlenmeler faaliyetlerini, siyasi İslam’ı öne çıkarıp iktidara gelme üzere yürütüyorlar. Tunus’un Müslüman rehberlerinden Raşit el-Gannuşi, başlangıçta dini ve siyasi faaliyetlerini İhvan-ı Müslimin çizgisinde yürütüyordu. Yeni dersler okuyup felsefe tahsilinde bulunca görüşlerinde değişiklikler başladı. İlk başta Suriye Üniversitesi, ardından Fransa’nın Sorbon üniversitesinde öğretimini sürdürdü. 70 yaşlarındaki Gannuşi, nispeten ılımlı bir çizgi takip etmekte olup mutedil İslami düşünceyi savunur.
Bugün Tunus’ta değişik İslami fraksiyonlar bulunmaktadır. Ancak bunlar Cezayir ve Mısır’da olduğu gibi güçlü değiller. Oysa bu ülkenin faal hareketlerinden bir kısmını oluştururlar. 60 yıldır Habib Burgiba ve onun izleyicisi Bin Ali’nin yoğun baskısı altında bulunmaktadırlar. Gannuşi, bu Müslüman rehberlerin başında gelir. 23 yıldır farklı ülkelerde sürgün hayatı yaşayan Gannuşi, son zamanlarda İngiltere’de bulunuyordu. Tunus’taki diktatörün devrilmesi üzerine ülkesine dönmeye karar verdi.
Ülkeden kaçmak zorunda kalan Bin Ali, Tunus’a geri dönme istediğinde bulundu. Ancak eski bir bakan olan şimdiki geçici başbakan Muhammed el Gannuşi, onun bir daha ülkeye dönemeyeceğini ilan etti. Yıllardır zulmeden bir diktatör gittiği halde, bu rejimin köklerinin henüz varlığını koruduğu görülmektedir. Hatta bazıları, gelişmelerin eski diktatörün dönüşüyle tamamlanacağının hesabını bile yapmaktadır. Ancak halkın direniş safları gün geçtikçe güçlenmektedir. Gittikçe gelişen bu direniş bir müddet daha devam edecek. Direniş gelecek günlerde daha da yoğunlaşacak. Bu direnişin önemli ayağını oluşturan İslamcıların gelecek günlerde ülkede söz sahibi olması da beklenenler arasındaki yerini korumaktadır.
Birkaç gün önce el-Arabiye televizyonuna konuşan Raşid Gannuşi, kendisinin ve hareketinin gelecek günlerde hükümet kurma veya cumhurbaşkanlığına aday gösterme gibi bir yaklaşımlarının olmayacağını söyledi. Ülkesinde halka dayanan adil bir yönetimin oluşmasını arzuladığını dile getirdi. Dini ve milli hassasiyetleri öncelemeden ülke için layık olan yöneticilerin seçilmesini istiyordu. Yıllar önce İslam ve insan haklarıyla ilgili bir kitap kaleme alan Gannuşi, burada görüşlerini detaylıca anlatır. İnsan haklarına yeterince önem verilmesini ister. Ancak, Tunus’u İslamileştirme ya da İslami bir hükümetin kurulmasıyla ilgili bir isteğinin olmadığını bildiriyor.
İhvan’ı Müslümin’e yakın Tunus’un diğer İslami hareket rehberlerinin düşünceleri Gannuşi’den biraz daha farklıdır. Zaten Tunus’taki gruplarının önemli bir kısmını milliyetçiler ve laikler oluşturur. (Bunlar direk ya da dolaylı olarak hakim rejim tarafından destekleniyordu.)
İslam dünyasında son yıllarda yaşanan tecrübeler, İslami hareketleri öne çıkarmakta, bu hareketlerin değişik konularda ve önemli meselelerdeki görüşlerini yeniden gözden geçirmelerine yol açmaktadır. Aynı şekilde Tunus’taki İslami hareketler zaman içinde birçok iniş-çıkışlar yaşadılar. Cezayir’de Müslümanlarının yaşadığı uzun tecrübeler Tunus Müslümanlarının daha fazla mutedil davranmalarına yol açtı.
Bütün bu gelişmeler göz önünde bulundurulursa, bugünkü şartlarda Tunus’ta İslami bir hükümetin kurulması zor görünmektedir. Ancak uygun ve özgür ortam oluşursa İslami hareketlerin çalışma alanları genişleyecek ve gün geçtikçe güçlenecekler. Böyle bir durumda yakın gelecekte laik akımların karşısına ciddi bir alternatif olarak çıkacaklar. İslami hükümetin kurulması için gelecekte İslamcı çevrelerin çehrelerinin güçlenmesini beklemek gerekecek.
Yazan: Muhammed Ali Askeri
Kaynak: Sharg Gazetesi
Çeverin: Hanefi Aydın