Ekonomik fesada karşı mücadelenin başlamasıyla bu alanda sıkıntısı olanlarda peyderpey rahatsızlık görülmeye başlar. Yüksek sesli feryatlar, daha çok bu tür girişimden zarar görenler, tabii olarak devletin ve halkın saadetine muhalefet edenler ya da bunların tesirinde kalıp aynı safı paylaşanlar tarafından dile getirilir.

Milletin yoğun katılımıyla gerçekleşen 22 Hordad (12 Haziran) seçimlerindeki başarı gerek içte ve gerekse de uluslararası arenada büyük bir yankıya sebep oldu. İnsanların ülkelerinin siyasi geleceğini tayin ile ilgili büyük katılımı ve tercihleri bakışları bu önemli seçime yönlendirdi. Islahatçı adaylar, seçimin sonuçlarını sadece kendi taraflarının tahminlerini esas alarak hesap ettiklerinden, ilk sandıkların sayılmasıyla hayretler içerisinde kalıp, onların tabiriyle neticeyi şok ve gülünç olarak yorumlamaya çalıştılar. Ardından, masa başında bekletilen ve seçimden sonra anarşi ve karışıklıklar çıkarma amacıyla “Seçime hile karıştırılmış” projelerini devreye sokup icrası için gerekli emirleri verdiler. Seçimin muhtemel sonuçlarından onların habersiz olmalarını beklemek mümkün değil. Münazaraların gerçekleşmesiyle oyların dengesinin Ahmedinejad’ın lehine değiştiğini, seçimden önceki kamuoyu yoklamalarında kesin bir yenilginin mukadder olduğunu herkes gibi onlar da bekliyordu. Seçimden önce yenilgileri kesinlik kazanmıştı. Bundan dolayı kendilerini seçimden bir sonraki gün için hazırlamış, rakipleri tarafından gerçekleştirilen adalet çağrısı ve ekonomik yolsuzluklarla mücadele azmi karşısında nehirden akan suyu geri döndürme telaşına düşmüşlerdi. X komitesinin üyelerinin tahrip projesi çerçevesinde peş peşe yaptıkları görüşmeler başarısız kalmıştı. Onlara göre sandığa yansımayan oylar, büyük şehirlerde yaşayanların oylarıydı. Oysa sandığa yansımayan oylar, köylerdeki ve mahrum bölgelerdeki oylar olup, devletin bakışından yıllarca uzak kalmış, ülkenin imkânlarının dağıtılmasında ihmal edilmiş ya da çok az pay almış, ancak Ahmedinejad hükümetinin el uzatıp ülkenin imkânlarından hakları olan payı vermesiyle onlar da herkes gibi meydana inmişlerdi.

Bugünlerde muhalifler hâkimiyetle ilgili projeyi işleme koydular. Bu, kendilerini Musevi ve Kerrubi’nin taraftarı olarak lanse edenlerin icraya koydukları bir projedir. Karışıklık çıkararak etrafı yakıp yakan bazı gruplarla işbirliğine girip önceden hazırladıkları bir programı devreye soktular. Cumhurbaşkanının mafyaya karşı mücadele azmine karşı eli ayağı titreyenler karışıklıkları daha da yaygınlaştırarak sürdürmeyi ve büyük bir krize yol açmayı hedeflemektedirler. Bunlar kendilerine karşı bile öfkeliler. Çünkü onların menfaatine verilen oyların tümü nizamın hesabına yazılmış olup kendileri için yenilgi olarak kayda geçti. Büyük bir yenilgi olan bu pozisyonu değiştirmek için çabalıyorlar. Diğer taraftan cumhurbaşkanının adalet çağrısı panik yaşamalarına yol açtı. Ölümü göstererek, karışıklıklar ve anarşi yoluyla toplumda büyük bir güvensizlik oluşturmaya, hükümet ve sistemi kendi isteklerine boyun eğmeye mecbur bırakmaya, kendileri için güvenlik zemini hazırlayıp hastalığa razı etmeye çalışmaktadırlar. Onların ekonomik yolsuzluk dosyaları açığa çıkmaya başladı bile. Bunları mafyanın gizli katmanlarından çekerek açık alanda yargılamaya mecbur bırakan siyasi bilince sahip insanlarımız, başlatılan bu mücadelede cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın geri adım atmamasını istemektedirler. Cumhurbaşkanının yolsuzluk yapan unsurların gerçek yüzlerini ortaya çıkarmasıyla ilgili söylemleri onları pazarlığa mecbur bırakmaktadır.

Islahatçılar çıkarttıkları karışıklıkların ve yükselttikleri alevlerin gölgesinde iki hedefe ulaşmak istemektedirler. Yukarıdan pazarlık (Rehberiyete doğru ateşi sürüklemeye çalışarak ve bu makama çok sayıda mektup göndererek) ve aşağıdan baskı (sokaktaki karışıklıkların devamı için halkı tahrike devam ederek) ile devletin elinin ekonomik fesada ulaşmasını engellemeye ve kendileri için emniyet koridoru oluşturmaya çalışmaktadırlar.

Bu girişimleriyle içte kendi hedeflerine ulaşma imkânı bulamazlarsa, bundan daha az kazançlı olan uluslararası alanda kendileri için dostlar bulmaya çalışacaklar. Kendilerini mücadelenin liderleri olarak tanıtıp devletin muhalifi bir güç olarak arz edecekler. Böylece ülke dışında kendileri için güvenlik üssü oluşturma imkanına kavuşacaklar.
Öncelikle ciddi bir baskı atmosferi oluşturup seçimi iptal ettirmeyi amaçlamaktadırlar. İslam cumhuriyetine biat hükmünü taşıyan halkın seçime büyük katılımı, halkı hükümetten ayırmak isteyen düşmanlara karşı büyük bir darbe niteliğindeydi. Seçimin iptalini isteyen ıslahatçılar, uzmanlardan ulaşan tahlillere ve kendi seçim bürolarından ulaşan haberlere göre seçimin galibinin kendileri olduğunu ileri sürmektedirler. Öyleyse sormak gerekmez mi, oylarının fazla olduğunu iddia edenler oyların yeniden sayımı yerine neden seçimin iptalini istemektedirler?

İkinci olarak eylemlerini 18 Tir’e (8 Temmuz, beş yıl önce muhalif öğrencilerin Tahran üniversite kampusunda gerçekleştirdikleri eylemin yıldönümü) kadar sürdürmeyi tasarlamaktaydılar. Ancak bunun için üç problemle karşı karşıyadırlar. Öncelikle sürenin fazla olmasıyla eyleme katılacak insanların sayılarında görülecek azalma, ikincisi eylem yeri ile ilgili problem, üçüncüsü ise eylemlerinin üniversite imtihan tarihlerine denk gelmesiyle eyleme katılacak öğrencilerin azlığı tereddüde düşmelerine neden olmaktadır.

Bütün bunlara karşı İran halkının önemli bazı noktalara dikkat etmesi zorunlu hale gelmektedir. Öncelikle İslam İnkılâbı rehberinin bilinçli, âlimane ve benzersiz liderliği İslam Cumhuriyetinin düşmanlarının bütün hesaplarını altüst etmektedir. Seçimin sonuçlarıyla ilgili İslam İnkılâbı rehberinin parmak bastığı şu önemli noktaya dikkat etmek gerekir: “Seçimle zorbaların ve zalimlerin karşısında duran millet, hakkın tahakkukuna çalışmış ve hakka bağlılıklarını ortaya koymuştur” Nizam gemisinin kaptanı rehberin emirlerine kulak verilerek bütün zor şartlar aşılacak ve toplum kesinlikle emniyetli sahile ulaştırılacaktır.

İkincisi önemli nokta ise, düşmanların tahrik ve oyunlarına gelmeyerek halkın büyük katılımıyla gerçekleştirilen ve düşmana büyük darbe niteliği taşıyan seçimlerin üzerine gölge düşürülmesine engel olunmalıdır. Her türlü tahrikten ve ahlaki olmayan hareket ve söylemden kaçınıp cumhurbaşkanının adaleti gerçekleştirmesi ve fesadın üzerine gitmesi için kanunun tayin ettiği merhalelerin izlenmesine yardımcı olunmalıdır. Bu arada halk tabii hakkından vazgeçmemeli ve muhaliflerin her türlü oyunlarına karşı uyanık olmalıdır.

Yazan: Fatime Felah
Kaynak: Keyhan Gazetesi
Çeviren: Hanefi Aydın