Dua kalbin çerağıdır. Zifiri karanlıklar içinde kalan insan, duanın gücü sayesinde yolu aydınlanır.Önüne çıkan engelleri yalancı aydınlatmalar sayesinde fark edebilir ama gerçekte ne olduklarını asla anlayamaz.Bazen gece karanlığında ağaçlar, perdede insanı korkutacak şekillere girer.Ne zaman ki insan kalkar, ışığı yakar, o zaman onun bir ağaç olduğunu anlar. Bu yüzden dua güneş gibidir. Zifiri karanlıklar içinde kalsanda dua ipine sarıldığın anda yolun bir anda aydınlanıverir.
Dua Allah ın kullarına kullanmaları için verdiği birer bonustur. Bonuslar insanlar için büyük fırsattır.İstediğimiz zaman,istediğimiz yerde ve şekilde kullanabiliriz.Yapılan her dua, bizim için yeni fırsatlar doğurmaktadır. Dua insanı bağımlılıktan kurtarır, özgür kılar. Dua sayesinde insan bir anda kanatlanır.Kendinin sınırlarını aşar, alemin kapıları ona açılır ve insan artık yeni bir boyut kazanmaya başlar. Böylece insan duanın gücünü kavramaya başlar.
Dua mü minin manevi silahı ve ilticagahıdır. Zikirde Malukunu, Halıkını akıldan çıkarmamasıdır. O nu hatırlamakla itminan bulmasıdır.
Hak teala Hz.leri Yüce Kelamında şöyle buyuruyor ki:
"Ey rasulu Ekremim! Benim kullarım "Rabbim uzakta mıdır, yakındamıdır?" diyerek Sana Beni sordukları zaman Sen onlara cevap ver ki: Ben onlara pek yakınımdır. Bana dua eden Kulumun duasını kabul ederim. Dua ettiklerinde Benden dualarının kabulünü istesinler ve bana iman etsinler. Umulur ki onlar imanları ve duaları sebebiyle doğru yola vasıl olurlar ve irşad olurlar."(bakara suresi 186)
Dua yakınları uzak, uzakları yakın yapar. Okyanus ötesindeki insanlar bile ettikleri dua sayesinde bir arada tutulabilir. Gerçek şudur ki; dua bizim için bir arada olabilmemizin membaıdır. Dua ölü gönülleri dirilmekte kullanılacak en güzel formüldür. Birbirimizin hidayet vesilesidir. İnsan sevdiklerini tel. İnternette, yada yüz yüze görüşerek hatırlamak gerektiği fikrine kapılabilirler ama gerçek şu dur ki; birbirimizi en güzel hatırlama şekli duadır. Çünkü dua, ettiğin anda senin ve onun arasına giren O ndan başka kimse yoktur. Artık alem ikinizin sesine kulak veriyordur. Yaradan ise iste kulum kendin için istediklerini kardeşin içinde iste, size daha güzel olanları vereyim der. Başkası için yaptığımız her dua günahsız bir ağızla yapılmış olur. Böylece etrafımızdaki insanlarla ilişkilerimizin boyutu menfaat ilişkisi dışına çıkmış olur.
Kulun bir şey istemesi için önce tercih yapması gerekmektedir. Dua da sürekli olarak bir şeyleri isteme olayı vardır. İstemenin kendisi almaktır. Alacağımızı bildiğimiz bir konu için ne istediğini çok iyi bilmek gerekir. Aslında ne isteyeceğimizde ona aittir. Mesela ALLAH TAN ALLAH I İSTEMEK. Mutlak iktidar Allah’ındır. Mümin ilk olarak onu istemelidir. İstediğine istediğini verir, istediğinden alır. İster verir ister alır. Mülkün gerçek sahibi odur. Verdiğine sabretmek,vermediğine sabretmekten daha zordur. Yapmamız gereken vermediğine de hamd edebilmek ve verdiği tüm nimetlere şükür edebilmektir.
Hz Ali (ra) nın bu sözü bizleri O nu anlama konusunda düşünmeye sevk ediyor.
"Ben onun ALLAH olduğunu her istediğimi vermeyişinden anladım"
İstediklerimizin çetelesini iyi yapmak gerekir. Ne istediğini bilen insan verilenlere şükreder. Şükreden insanın nimetleri de artar. Şükür dua olur.
DUA DA TÜM KAPALI KAPILARIN ANAHTARIDIR.
selam ve dua ile...
Hira İSLAM