......Açılımı adı bile konamayan açılım serkeşliğinde bunalanlara tarihten bir diyalektik kurmak mümkündür.
Yakın ve uzak tarihimizde Kürt ulusal olgusunun Osmanlının son dönemlerinde ayağa kalkması, 1789 Fransız ihtilali ile birlikte gelişen ulusalcılık anlayışının dünyaya bir hastalık gibi yayılmasından sonra ve Osmanlı son dönemlerdeki her kesime karşı haksız politikalardan kaynaklanan ulusalcılık anlayışının çığ gibi büyümesinin baş müsebbibidir.
İkinci meşrutiyet ten sonra kanının son damlasına kadar Osmanlıya bağlı kalan Kürtler arasında da premodern dönemi bitmiş ve ulusalcılık anlayışı önem kazanmıştır.
İkinci meşrutiyet ten sonra kanının son damlasına kadar Osmanlıya bağlı kalan Kürtler arasında da premodern dönemi bitmiş ve ulusalcılık anlayışı önem kazanmıştır.
Kürtlerin Osmanlıya o kadar bağlı kalmalarının temel sebebi de ümmet eksenli İslam dini idi.
Bu gün bile o dönemin şartlarında kurulan bir çok Kürt cemiyetine ihtiyaç vardır.
Ve o dönemin başta gelen Kürt cemiyeti Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti [19 Eylül 1908]”Cemiyet Şeyh Abdülkadir ve Emin Bedirxan tarafından kuruldu.
Ve o dönemin başta gelen Kürt cemiyeti Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti [19 Eylül 1908]”Cemiyet Şeyh Abdülkadir ve Emin Bedirxan tarafından kuruldu.
Derneğin programı şöleydi: Okullar açmak, Kürtleri idarî ve yargı görevlerine atamak, Kürtçe dilini resmi dil olarak kabul ettirmek, Kürdistan’ın muhtelif şehirlerinde üniversiteler açmak, anadilde siyasi gazete ve dergiler çıkarmak, mecliste Kürt temsilcilerinin de sürekli olarak bulunmasını sağlamak, Kürdistan’da ekonomiyi canlandırmak.
Dernek, 9 Kasım 1908′de İstanbul’da “Kürd Teavün ve Terakki Cemiyeti” adıyla bir gazete çıkardı. Gazete, haftalık ve sekiz sayfa olarak yayımlandı. Ancak dokuz ay yayımlanabildi. Kültür ve eğitim içerikli makaleler gazetede önemli yer işgal ediyordu. Dikkat çeken makalelerin yazarları Said-i Kurdi (Bediüzzaman Said-i Nursi), İsmail Hakkı Babanzade ve ulusal hareketin diğer etkili düşünürleriydi.
Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti 25 Eylül 1908′de de siyasi bir kulüp açtı. Dernek, kulüp örgütleriyle İstanbul dışında Diyarbekir, Bitlis, Musul, Bağdat, Muş ve Erzurum’da politik faaliyetlerini sürdürdü.
Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti 25 Eylül 1908′de de siyasi bir kulüp açtı. Dernek, kulüp örgütleriyle İstanbul dışında Diyarbekir, Bitlis, Musul, Bağdat, Muş ve Erzurum’da politik faaliyetlerini sürdürdü.
Bitlis kulübü en büyük ve en tesirli olanıydı.
Rus Bitlis Konsolos yardımcısı Akimoviç hazırladığı raporda kulübün üye sayısının binlerce kişiye ulaştığını belirtiyordu. Kulübün üye sayısı Mart 1909′da 80 bini buldu.
Jön Türkler,1909′dan dan itibaren bütün Kürt kulüplerini adım adım kapatmaya başladılar. 1909 yılının Temmuz ayında Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti ve gazetesi varlığına pratik olarak son verdi. Örgüt sadece belli eğitim çalışmalarını sürdürebildi. Dernek mensuplarının en büyük ideallerinden biri de Kürdistan’da okuma-yazmayı yaygınlaştırmaktı. Dernek bünyesinde görevi okul açmak ve Kürtçe kitaplar basmak olan “Kürt Neşri Maarif” derneği kuruldu. İlk Kürt Okulu 1910 yılı başlarında Divanyolu semtinde açıldı ve kısa bir süre sonra kapattırıldı.
Yakın tarihimizden günümüze kadar gelen bu doğal insani hakların, her siyasi otorite tarafından reddedilmesi PKK örgütünün çıkışında önayak olmuştur.
.....Açılımının çözülebilmesi için halka indirgenmesi gerekiyor.
Uygun bir dille herkese anlatılması gerekiyor.
Muhalefetin ve medyanın ortalığı geren politikalarından vazgeçmeleri gerekir.
Kürtlerin biraz olsun şöven duygularından arınması gerekiyor.
Türklerin bi nebze olsun milliyetçi duyguların arınması ve Pantürkizm eğiliminden vazgeçilmesi gerekiyor.
Eğer Türkiye’de Ümmet bilinci temelinde bir birlik sağlanmak isteniyorsa büyük Türk İslam (Turancılık) birliği ütopyasından vazgeçilmesi gerekiyor...
HÜSEYİN DEMİRCAN
Eğer Türkiye’de Ümmet bilinci temelinde bir birlik sağlanmak isteniyorsa büyük Türk İslam (Turancılık) birliği ütopyasından vazgeçilmesi gerekiyor...
HÜSEYİN DEMİRCAN