Türkiye'de 1 Kasım 1928 tarihinde 1353 sayılı "Yeni Türk harflerinin kabul ve tatbiki hakkında Kanun"un kabul edilmesi Müslümanların karşılaştığı en talihsiz günlerden biridir.

Müslüman halkımız İslam ümmetinin parçası olması nedeniyle benimsediği İslam alfabesi hükmünü alan Arap alfabesinin ümmet içerisinde ortak alfabe olarak kullanılmasına vurulan büyük bir darbedir.

Ülkemizde batılılaşmanın toplumumuz üzerindeki en etkili ve yıkıcı faaliyetlerin başta gelen ürünü Latin alfabesinin kabulüdür. Bu alfabe ile Müslümanlar kendi geçmişi ile bağı koparılmış, değerlerinden uzaklaştırılmıştır. Bir anda Müslüman toplumumuzun genç nesli sudan çıkmış balık misali gibi kendi öz değerlerinden yoksun bırakılmıştır.

Genç nesil doğu-batı kültürleri arasında bocalamış, kendine çıkar yol arayışına fırsat tanınmamıştır. Batılılaşma ürünü Latin alfabesi baskı ve şiddet unsurunu arkasına alarak bir ahtapot misali tüm Müslüman halkımızın her alanına sirayet etmiştir.

Latin alfabesinin Müslüman toplum arasında yaygınlık kazanmasıyla, Müslüman halk günlük yaşamındaki İslami terimleri bir bir terk ederek batı değerlerine ait yeni terimleri kullanmaya başlamıştır.

Kürt Müslümanları medreselerdeki eğitimleri ile bu Kur’an harflerini diri tutmaya çalışmışlardır. Latin alfabesinin Türk halkına kabul ettirilmesi ile bu habis ur, Kürt medreselerindeki Arapça alfabeli Kürtçe eğitimini de etkisi altına almıştır. Sosyalist ve Marksist akımların sahiplenmesi ile Batılılaşma ürünü olan bu Latin alfabe furyası maalesef, Kürtçeyi de etkisi altına almıştır.

Batılı kafa zihniyeti ile halkına yaklaşan ve Latin harflerini benimseyen jön Türkler o gün nasıl ortaya çıktıysa, günümüzde de aynı dayatmayı batıcı jön Kürtler uygulatmaktadır.

Ne hazindir ki; İslami oluşum içindeki Müslüman kesim bu menfi cereyana karşı Kur’an harflerini yeterince sahiplenmediklerinden Kürt Müslüman halkımız arasında da bu Latin alfabesi yaygınlık kazanmaya başlandı.

Latin alfabesinin yaygınlık kazanması ile Müslüman halkımızı başta Kur’an-Kerim olmak üzere İslam’ın temelini oluşturan Peygamberimizin sünnetinden ve İslam’ın değerlerinden uzaklaşmaya başlamıştır.

Duyarlı Sivil Toplum Kuruluşların temsilcileri olarak; Kürt dilinin en iyi ifade biçime uygun alfabenin Kur’an alfabesini oluşturan Arap alfabesi olduğuna inanıyoruz.

Bizleri Yüce değerlerimizle bulaştıracak, genç nesillerimizi yozlaştırmadan koruyacak, İslami’n öz değerleri ile bizleri yeniden kendi geçmişimizle yüzleştirecek Kur’an alfabeyi Arapçayı ısrarla sahiplenmeli ve kullanmalıyız.

Kur’anın lisanı Arap alfabesinin dilimizde yeniden canlılık kazanması için Müslüman STK'ler harekete geçmeli, kamuoyu bilinçlendirilmelidir. Bu bağlamda ülkemizin Tüm İslami yayın yapan kitle iletişim araçları başta olmak üzere her türlü basın ve yayın organlarından Türkçe ve Kürtçeyi Arap harfleri ile kullanmaya çağırıyoruz.

İslami kültürün Müslüman halkımız arasında canlılık kazanması için bu tavrın sergilenmesi en doğal hakkı ve manevi sorumluğun gereğidir.

(İbrahim GÖKDEMİR)