İmam Bakır (a.s) bereketli hayatı boyunca İslami ilimleri geliştirme konusunda önemli bir adım atarak birçok öğrenciyi eğitmiştir. Aşağıda bu hazretin hayatının kısaca özetini okuyabilirsiniz.
Doğumu
İmam Muhammed Bakır (a.s) 3 Safer veya başka bir rivayete göre 1 Receb 57 (16 Aralık 676 veya 10 Mayıs 677) tarihinde Medine’de doğdu. Babası Kerbela Vakası'ndan sağ kurtulan İmam Seccad (a.s), annesi Fatıma bint Hasan'dır.
'Bakır' lakabı niçin verilir?
Muhammed Bakır (as), imameti döneminde ilim devrimini başlattı; İslam hakikatlerini, İslam’ın inceliğini ve kısacası İslam ilimlerini yayınladılar.
Hazretin en meşhur lakabı, Resulullah (s.a.v) tarafından kendisine verilen “Bakır” lakabıdır. Cabir b. Cufi, İmam Bakır’a bu lakabın verilmesinin sebebini şöyle açıklamıştır: “İnnehu bekar’el- ilme bakren” yani İmam Bakır (a.s) ilmi tam manasıyla yarıp açıklamıştır.
Bakır lakabı, “bâkırü’l-ilm” tamlamasının kısaltılmış şekli olarak “ilmi yarıp derinliklerine ulaşan, geniş ilim sahibi” anlamına gelir.
Kamus kitabında da şölye anlatılıyor, "Muhammed bin Ali bin Hüseyin bilimde yetkin olduğu için Bakır olarak adlandırıldı."
Lisan'ul Arab kitabında ise şöyle açıklanmış: "İmam Bakır, bu lakapla adlandırılandır. Çünkü ilmi yarandır. İslam ilimlerinin temelini tanıdı. Ayrıntılarını derk etti (kökünden kavradı) ve onları genişletti."
Hayatı
Hayatının büyük bir kısmını Medine’de geçiren Hz. İmam Bakır (a.s) babasından önemli ölçüde faydalandı. Hazretin, ömrünün üç yılını İmam Hüseyin (a.s)’ın imameti döneminde, otuz dört yılını da değerli babasının yanında geçirmiştir. Hicretin 95. yılında değerli babası İmam Seccad'ın (a.s) vefat etmesiyle Hazretin İmamet dönemi başlamıştır. Bu verimli dönem, oğlu İmam Sadık'ın (a.s) tanıklığıyla 19 yıl iki ay sürmüştür.
İmam Muhammed Bakır(as), Hişam b. Abdulmelik’in komplosuyla zehirlendi ve Hicretin 114. yılında Zilhicce ayının yedinci günü 58 yaşında iken gözlerini dünyaya kapattı. Mübarek naaşı ise, Baki mezarlığında, babası İmam Seccad (a.s) ve babasının amcası ve annesinin ceddi olan İmam Hasan'ın (a.s) kenarında toprağa verildi.
İmam MUhammed Bakır'dan 5 hadis
1- “Kim zalim bir hükümdarın anına giderek onu Allah’tan çekinmeye emreder ve ona nasihatte bulunursa, tüm insan ve cinlerin mükafatı kadar ona mükafat verilir.”[1]
İslam’ın beş esas üzere kuruluşu
2- “İslam beş esas üzere kurulmuştur: Namaz kılmak, zekat vermek, hacca gitmek, Ramazan ayının orucu ve biz Ehl-i Beyt’in velayeti. Dört esas hakkında (onları terk etmede bazen) ruhsat verilmiştir; ama velayeti terk etmede ruhsat verilmemiştir; (çünkü) malı olmayana zekat ve hac farz kılınmamıştır; hasta olan, namazını oturarak kılar ve orucunu yer; ancak velayet, ister sağlam olsun ister hasta, ister fakir olsun ister zengin herkese farzdır.”
İyilerin kötülerle birlikte cezalandırılması
3- “Allah-u Teala, Şuayb peygambere şöyle bir vahiy gönderdi: ‘Ben senin kavminden yüz bin kişiyi cezalandıracağım; kırk bini kötülerdendir, altmış bini de iyilerden.’ Şuayb peygamber; ‘Ey Rabbim, bu kırk bin kişi kötülerdendir, iyilerin ne suçu vardır?’ dediğinde, Allah-u Teala ona cevaben şöyle vahyetti: “Onlar da kötülere dalkavukluk yaparak gazabım için onlara gazaplanmadılar.”[3]
Amellerin ancak velayete inanmakla kabul olması
4- “Bütün işlerin zirvesi, onların doruk noktası, anahtarı, kapısı ve Allah’ın rızasını sağlayanı, (masum) İmam’ı tanıdıktan sonra ona itaat etmektir. Bilin ki, eğer bir adam geceleri ibadet yapar, gündüzleri oruç tutar, bütün malını Allah yolunda verir ve ömrü boyunca her yıl hacca gider, ama takip edeceği ve bütün işlerini onun kılavuzluğuna göre yapacağı İlahî bir velinin velayetine inanmazsa, Allah katında hiçbir sevabı hakketmez ve iman ehlinden de sayılmaz.”[4]
Halkın sözüne göre değil Allah’ın kitabına göre kendini ayarlamak
5- “Bil ki, yaşadığın şehrin halkı sana, sen kötü insansın derse seni üzmemeli; sen iyi insansın derlerse de, bu seni sevindirmemeli; böyle olmadıkça bizlerin dostu olamazsın. (Her halükarda) sen kendini Allah’ın kitabına sunmalısın; eğer O’nun yolunda gidiyor, O’nun küçümsediğini küçümsüyor, sevdirdiğini seviyor ve korkuttuğundan da korkuyorsan o zaman diren ve hakkında söylenen sözlerin sana bir zararı olmadığı için de kendini müjdele.”[5]
İslam’ın kökü, dalı ve zirvesi



