Bismillah

Değerli dostlar

Rabbimizin bizlere verdiği emanetlerden biri de; bizim için göz aydınlığı, imtihan vesilesi, sadaka-i cariye olan çocuklarımızdır.

Bu nimetin bizlere yüklemiş olduğu bazı sorumlulukları vardır. Bu emanet ve nimetin hakkını vermek üzerimize düşen bir farzdır.

Çocuğu yedirmek, giydirmek, iyi evlerde barındırmak, cebine para koymak, en iyi ve kaliteli okullarda okutup makam mevki sahibi yapıncaya kadar fedakârlık göstermek; çocuğumuza karşı yapılacak öncelikli görev ve sorumluluklar değildir.

Asıl görev ve sorumluluk çocuğumuzun dünyevi yaşam ve rahatını düşünüp imkân sunduğumuz kadar manevi/uhrevi yaşamını da düşünüp zarara uğrayanlardan olmaması için gereken bütün adımları atmaktır.

Dünyada çocuğumuza yönelecek/gelebilecek en ufak zarar ve rahatsızlığa karşı bütün reflekslerimizle harekete geçip her türlü fedakârlığı gösterebiliyorsak; giymeden/giydirip, içmeden/içirip, yemeden/yediriyorsak;

Evlatlarımız sıkıntı çekmesinler, arkadaşları arasında eksik olmasınlar, sürekli rahat olsunlar diye onlara belli ettirmeden birçok sıkıntıya katlanıyorsak;

Çocuğumuzun eline diken batsa, en ufak bir hastalık geçirse, biri ona haksızlık etse vb. ile rahatsızlanıyorsak;

Bilelim ki; Peygamber efendimiz(a.s.)in buyurduğu gibi: en büyük iflasın yarın öbür dünyada aileden kimi fertlerin cennete giderken, kimilerinin cehenneme gitmeleridir.

Büyük huzur maddi refah değildir.

Ufak bir araştırma yaptığımızda huzur ve refahı sadece maddiyatta arayan fert, toplum ve devletlerin yanıldıklarını kendi itiraflarıyla yüzlerce örnekte okuyup/işitebiliyor ve görüyoruz.

Aklıselimle şöyle bir düşünelim!

Yarın ebeveyn-evlat arası lanetleşme sahneleri yaşanmadan, iflas edenlerden olmadan, cehenneme yakıt olmadan, ‘ah vah’ etmeden, ‘Rabbim beni döndür’ demeden, iman ve amel-i salih’in sadece fayda vereceği gün gelmeden kendimizin ve çocuklarımızın uhrevi geleceği için gereken tedbirleri almalıyız.

Günahkâr insanlar, öbür dünyada dünya hayatını Kuran-ı Kerim tabiriyle ‘bir gün’, ‘yarım gün’,’ akşam vakti’ veya’ bir sabahlık’ vakit olarak görüyorlar.

Bu kadar kısa görülen dünya hayatını sonsuz ve ebedi hayata değişmeden; dünyayı ebedi hayat ve saadeti kazanmak için bir vasıta yapalım/görelim.

Kendimiz ve çocuklarımız için Allah ve Resulünün bizden istediklerini en güzel şekilde yaşamımızda pratik olarak gösterelim.

Bize verilen bu kısa zaman dilimini ganimet bilip İslam’ı en güzel şekilde yaşayıp yaşatmak için tüm imkânlarımızı seferber edelim.

Kendimize ve çocuklarımıza istediğimizi tüm yakın akraba, dost ve topluma isteyelim.

‘Herkes evinin önünü temizlerse şehir tertemiz olur’ misali kendimizden ve evimizden hemen başlayalım.

Böylece kendimizin ve çocuklarımızın öbür dünyasını kurtarıp ebedi saadete erelim.

İman edip salih amel işleyenleri müjdele…’(2/25)

Güzel yarınlara erdirecek salih amellerin, nasibimiz olması dileğiyle.

 (Mardindosthaber)