İnsani sıfatında kırıntılar ve kalbinde zerre kadar vicdan taşıyan bir insan, bu insanlık dramına, haksız ve keyfi uygulamalara, sürgün ve zulümlere asla razı olmaz.

Gencecik ömürlerini zindanlarda geçirerek asrımızın Kur’an fedaileri olarak adlarını tarihe yazdıran bu azizlerin, ailelerinden uzak yerlere sürgün edilmeleri; adalet adına yüz kızartıcı bir trajedidir.

Adaleti zedeleyen her türlü insafsız uygulamalara, haksiz tevkiflere ve kimden gelirse gelsin zulmün her türlüsüne karşı insani duruşumuzu ortaya koymalı, gereken haklı tepkimizi her platformda dile getirmeliyiz.

Bu duruma düşünsel bazda baktığımızda, en sığ kavramadan en uç iyimserliğe kadar, sahnelenmek istenen durumun, yapılan uygulamanın, laik zihniyetin halen kendisinden başka bir düşünceyi asla kabul etmediği ve Müslümanlara karşı nefret duygusunun adaletle uyuşmadığıdır.

Türkiye ortamının güncel hadiselerine baktığımız zaman, böyle keyfi bir uygulamanın yapılması neye bağlıdır gibi mantıki bir soru sorduğumuzda, tabanını sağlıklı veriler üzerinde dolduracağımız bir cevabı bulmakta gerçekten zorlanıyoruz.

Demokratik devletlerde devletin resmi ideolojisi olmaz, devrimle bir hayat biçimi de dayatılmaz. Bundan dolayı, resmi ideolojiden farklı görüşlere sahip olan insanların sindirilmeye çalışılması, demokrasinin kabul edilen tanımlarına göre yanlış ve çağdışıdır.

Yıllardır cezaevinde tutulan bu insanların suçları inanç ve düşünceleridir. Bu yiğitlerden hiç birinin gayri insani bir tutum ve davranışı olmadığı gibi, insanlığın huzur ve barışı için ömürlerini feda etmiş, içinde bulundukları zindan yaşamını, verimli hale getirmek için ilim ve öğrenime; ortamlarını ise bir gülistana çevirmişlerdir. Böyle bir sürgün, var olan haksız ceza üzerine hızını kesmeyen canavar duyguların tatmininden başka bir şey değildir. Bu öyle bir kindir ki, zamanla sahibini de bitiren, tüketen kesif ve çirkin bir duygu türüdür.

77 yaşında ve üstelik kanser hastası olan Rana Teyzenin feryadını dinleyip yanmayan yürek, sızlamayan vicdan, ağlamayan göz hastalıklıdır. Toplum olarak ne kadarda hissizleşmiş, vurdumduymaz olmuş, katılaşmışız. 18 yıldır o cezaevinden, bu cezaevine sürgün edilen oğlunu ayda veya haftada bir gün ziyaret edebilen yaşlı Rana teyzenin yaşadıklarını bir kenara koyalım da, bir ömrün ne diye cezalandırıldığına
bakalım.

Rana teyzenin oğlu ne suç işlemişti? Bu soruya en güzel cevabı yine Rana teyze veriyor. ‘Oğlum kimsenin namusuna göz koymamış, hırsızlık etmemiş, esrar kullanmamış, alıp-satmamış, kimsenin malını çalmamış, hiçbir insana zararı olmamış, çevresinde ahlak ve edebiyle sevilen, dindar, namazında bir gençtir’ diyor Rana teyze.

Adalet kavramıyla yola çıkan AK Parti’nin, söylemine uygun olarak herkese karşı adil davranması gereklidir. Özellikle Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’e seslenen Rana teyzenin ölümcül sesi vicdanlarına etki eder mi etmez mi bilmem ama görünen şu ki; inançlı bildiğimiz bu yetkililerin ahiret akıbetleri fena mı çok fena olacak.

Rana teyzenin oğluna ceza veriyorsunuz, bunu anladık da; Rana teyzeye neden bu cezayı reva görüyorsunuz. Neden Rana teyzeyi ciğerinden koparıyorsunuz. Allah’tan korkun. Yarın Ruz-i mahşerde bunun vebali çok ağır olacaktır.

Hürseda Haber
 

Mağdur Annenin Yürek Dağlayan Son ArzusuHaber1
77 yaşındaki kanser hastası Rana Teyze hasta olduğu için 18 yıldır cezaevinde bulunan oğlunun ziyaretine gidemediğini söyleyerek ya oğlumu tekrar Diyarbakır'a göndersinler ya da kendisine ...