Eğitim, sosyal yaşamın ortaya çıkardığı önemli bir ihtiyaçtır. İnsanın iptidai dönemiyle başlayıp ömür ağacına kök salan bilgi edinme merakı; tutum, davranış ve alışkanlıkları ‘standart ayarlara’ göre biçimlendirme çabasıdır.
Tarih boyunca bu ‘standart ayar ölçüsü’ insanlar arasında farklı şekillerde yorumlanmış, her toplum kendi inanç ve kültürel değerlerine göre bu ayar ölçüsünü biçimlendirmiştir.
Ülkemizde kimileri bu standart ayara ‘çağdaş gençlik’ derken, kimileride ‘dindar gençlik’ diye tabir edebilmektedir.
"Çağdaş bir nesil! Yetiştirme iddiasıyla senelerdir kültürel emperyalizm despotluğunda bulunan laik zihniyetin eğitim adına ortaya koyduğu hizmet nedir?" diye bana sorarsanız, derim ki; laik Kemalist düşünceyi zorla halka dikta eden, sistemin basmakalıp beton heykelini her bedene giydirmeye çalışan, despot ve dikta düzenin devamı için verilen mücadeledir.
Ya bir de şu gerçek var! Gerçekten cahil olmak o kadar zor değil! Hele ömrünü kütüphane ve kitaplar arasında geçiren bilgi sahibi cahillerin varlığına hiç şaşırmayın. Öğrenim seviyesi tavan yapmış, katır yükü ağırlığında kitaplar okumuş, akademik konular hakkında yaptığı tezlerle şöhret bulmuş, ama bir kez olsun kendine dönüp bakmayan, kendini tanımayan o kadar zavallı çağdaş var ki; ağlasam mı, gülsem mi bilmiyorum!
Bir de cehaletin süslü püskülleri insanda azıtınca varın siz çılgınlığı düşünün! Kin, kibir, haset ve sonu gelmeyen çekememezlik… Biliyor musunuz? Evcilleşmeyen yabani hayvanların içgüdülerinde bencillik daima azgındır. Ama hizmet ve kısmete rıza gösteren ise, muti ve evcildirler. Sadece kendilerini düşünmezler. Her yönüyle insanlara faydalı olmaya çalışırlar.
Ama paylaşmayı bir zarar olarak gören aç gözlü kurtlar, bir nefsini bilir, bir de neslini. Bunun dışında kalan herkesi düşman bilir, düşman görür.
Yahu bu milletin başına örmediğiniz çorap, çekmediğiniz çuval kalmadı. İnsani izahı ve ahlaki yönü bulunmayan bu zorba zihniyetle, insanları ikiyüzlü yapmaktan, kendine yabancılaştırmaktan, yalancı, yalaka yapmaktan başka ne yaptınız ki?
Öğrenimin gelişmesinde eğitimi aşağılayan, hatta fazlalık gören modernizm hayranı din düşmanları, bu halkın bütün değerlerini laiklik anlayışına kurban etmiş, alim ve bilginlerini asmış, sürgün etmiş; kutsal eserlerini yakmış, yok etmiş; camii ve mabetleri ahırlara çevirerek İslam’a olan kinlerini açıkça ilan etmişlerdir. Hiçbir vicdan ve anlayışın kabul etmediği bu ağır suçların sicilini silmek, temizlemek öyle kolay olmadığı gibi, bu vahşetin gerekçesi olarak hiçbir neden bahane edilemez.
CHP’nin eğitim hakkında bir tek söz dahi söyleme liyakati yoktur. İşte cehalet hastalığının tedavisi bu kadar zor bir durumdur.
Bir kere eğitim ve öğretim kavramlarına yaklaşma tarzı önemlidir. Eğitim; bilgi, birikim, davranış ve kabiliyetlerin yorumlanması, hayatın yaşanır boyutunda uygulaması için yapılan faaliyetler dizisidir. Günlük aksiyonlarımızı harekete geçirir, davranışlarımızı yönetir, irademizi düzenler, tercih algımızı güçlendirir.
Öğrenim ise; his, duygu, düşünce ve hayatın değişmesine/gelişmesine yardım ederek onların işleyişini tanzim eder.
O zaman şöyle bir denklem karşımıza çıkıyor! İrade ile düşünce arasında bir ilişki bağı vardır. Sürekli gibi görünen bu ilişki her zaman için samimi ve içli değildir.
İnsanlık tarihi boyunca verilen ideolojik düşünce mücadelesi, bu iki olgu arasında dengeyi kurma telaşıdır.
İslam’da iman-amel ilişkisini irdelediğimiz zaman, hayata düşen izdüşümü; öğretim-eğitim pedagojisinin bütünlüğüne anlamlılık kazandırır.
İman ve imanla ilgili bütün öğretiler aklın yoluna işaret ederek, bilimin temeline iner, doğruların tanımını yapar ve hayatın gerçeklerine ışık tutar. Amel de bu hakikat penceresinde hayata bakarak kişinin hal, hareket, davranış, tutum ve temel alışkanlıklarına ‘salih ayar ölçüsü’ verir.
İmansız amel, ruhsuz cesede benzediği gibi amelsiz iman da bedensiz ruha benzer. İnsanı meydana getiren iki bileşenin (ruh-beden) buluşmasıyla başlayan hayat ve ayrılığıyla biten yaşam gibidir.
Eğitimin işlerlik kazanmasında okulların rolü küçümsenemez. Okul, aile içinde başlayan eğitimi geliştirmek ve derinleştirmek durumundadır. Eğitim ve öğretimin paralelliğinde, ruh ve zihin eğitiminin birbirine eşit bir biçimde devam etmesi, kişilik ve şahsiyet dengesi açısından önemlidir.
Eğitici ve öğretici olan bir eğitim sisteminde amaç; kişiye sadece bilgi vermek, onu zihnen eğitmek ve öğretmek değil; aynı zamanda fikir ve iradesini, duygu ve düşüncesini eğiterek sağlam şahsiyette insanlar yetiştirmektir.
İnancından dolayı tercih ettiği başörtüsüne saygı göstermektir eğitim. Yoksa başörtülü gencecik kız çocuklarını okul dışına atmak, eğitimden koparmak değildir dindarlık. AK partiye söylenecek çok söz var ama şimdi zamanı değil! Zamanı gelince elbette söylenir.
(Hürseda Haber)