Karanlığa gömülü olan dünyamız, Hira Mağarası’na inen ilahi nurla aydınlığa kavuştu. Vahiy, dünyayı gece-gündüz gibi birbirinden ayırdı. İslamlı dünya ile İslamsız dünya. İslam literatüründe İslamsız dünyanın adı ‘Cahiliye’dir. Bu nitelemeyle İslam, kendisini diğer bütün yaşam şekillerinden bilgi ile ayırmış, hududunu çizmiş, tarafını belirtmiştir. Zira İslam; ilahi kaynaklı bilgiyle kalpleri keşfetmiş, mutlak bilgiyi yenilemiş, doğru ve yanlışın –ya da içine yanlış karışmış, saflığı bozulmuş- bilginin arasına vahiy sınırı çizmiştir. Mutlak doğru ve gerçek bilgi İslam dünyasınındır.
Fakat biz bu mutlak doğruları ve gerçekleri göremez ya da başka düşüncelerin etkisinde kalarak İslami bilginin özünden uzaklaşırsak, saf ve berrak İslami bilginin irşadında başarılı olmamız söz konusu olamaz. Ayrıca hedeften sapma, bu istikrarsızlık ve itinasızlık doğar.
Allah’ın Resulü bilgilendirme işlemini yaparken, yani İslam inancını insanlara ulaştırırken, izlediği yol ve yöntem, yaptığı ilk eylem türü çok manidardır. Öncelikle cahiliye toplumu içinde olan insanı çekip çıkarır, vahyin rahlesine oturtur. Ve ona ilk öğrettiği şey tevhit olur. Sağlıklı bir tevhit inancının üzerine bütün bir hayat ve bilgi hazinesi projelendirilir.
Uzun bir dönem İslami endişeden uzak, çoğu hassasiyetlerini kaybetmiş, mekanizmasına fesat tohumları atılarak takva kaygısından kopan bu mazlum toplum, elbette cahiliyet toplumu değildir.
Çoğunluğu oluşturan bireyleri cahil bırakılıp ve mağdur edilen bu mustazaf toplumun derin köklerinde temel dinamiklerinde İslam’ın hakikatleri gizlidir.
Tabi ki İslami davet ekseninde bireyden başlayarak; gruba, topluluğa ve topluma gitme gerçeği vardır. Böyle bir çalışma ve tebliğ şekli cahili toplum ortamında olmazsa olmaz şarttır. Kökleri ve dinamikleri İslami gerçeklerle bina edilen bu toplum, kitlesel olarak İslami değerlerle harekete geçirildiği anda, kendi kendisini yenileyecek, güncelleştirecek ve özüne rucü edecektir.
Geniş halk tabanına yayılan Kutlu Doğum etkinlikleri bu anlamda büyük bir öneme haizdir. İçinde taşıdığı güçlü mesajıyla halk bütününü kapsayan, kucaklayan ve kaynaştıran peygamber sevdası, kutlu doğum etkinlikleri, İslam ümmetinin birliği ve bütünlüğü için büyük bir fırsattır.
Allah’ın bir lütfü ve ikramı olarak bu coşkuyu dar alanlarda çıkarıp, meydanlara taşıyan Peygamber Sevdalıları Platformu’na da minnettarız. 14 asırdır bu ümmet, meydanları dolduran böyle bir coşkuyu, heyecanı ve sevinci yaşa(ya)mamıştı. Meydanlar, alanlar, sahalar ve salonlar daha önce böyle bir heyecana şahit ol(ma)mışlardı.
Böyle büyük bir lütuf ve ikramı, yüce şeref ve onuru layıkıyla ihya etmeye gayret eden, hizmetinde öncü olan, bahtiyar insanlara selam olsun…
Her türlü mazlumiyet ve mahrumiyete, yalnızlık ve itilmişliğe rağmen, davaları uğruna verdikleri samimiyet ve sadakatlerinden ötürü, Muhammedi sevdanın öncü erlerine selamlar olsun…
Bu güzel ve bitimsiz atmosferin bütün insanlığa sunulması, herkesin ve kesimin bu deryadan feyizlenmesine yardımcı olmak; kucaklayıcı, kuşatıcı ve kolaylaştırıcı olmayı gerekir. Her türlü lokal ve küçük hesaplarla bu günü değil, geleceğin geniş penceresinde kardeşliğin gücünü, birlikteliğin kuvvetini görmek gerekir.
Hiç kimseyi ayırt etmeden, politik görüş ve düşüncesi ne olursa olsun, Muhammedi sevdanın coşkulu şenliğinde (kutlu doğum etkinliğinde) herkes kendini bulmalı, yeri ve gönlü rahat, tekbir ve salâvatlar eşliğinde bu yüce nurun eşsiz hazzını, kardeşçe yaşama imkânına sahip olmalıdır.
Bütün insanlığa rahmet olan bu sevgi şenliğine herkesimi davet etmek büyük bir erdemliktir. Ki Peygamber Sevdalıları Platformu da bu yönde hassasiyetlerini dile getiriyorlar. Bu geniş perspektiflerinden dolayı da kendilerini tebrik ediyorum.
Çünkü kâinat bu sevgi hatırına yaratılmış. Eğer bu sevgi dünyadan kalkarsa, yaşam da biter, insanlık da…
Onun için diğer dinlerdeki insanlar bu ilahi hakikati bilsin veya bilmesin, kabul etsin veya etmesin, gerçeğinde hiçbir ilave ve eksik olmaz. Zira hayatın devamı için insanlık bu sevgiyi beslemeli, saygı göstermeli ve kendi konumunca hassasiyetini bilmelidir.
Kurtuluş da Kutlu doğum meydanında… Özgürlük de
Mücadele de Kutlu doğum meydanında… Barış da
Hak da Kutlu doğum meydanında… Adalet ve hukuk da
Himmet de Kutlu doğum meydanında… Şefaat ve Vuslat da
Şeref de Kutlu doğum meydanında… Onur ve itibar da
Bu kutlu sevgiyi, Rabbim hak eden herkese nasip etsin.
(İsmail Kasımoğlu)