Hızla gelişen teknoloji ve güçlü iletişim ağı günümüz toplumların yaşam şekillerini etkilediği gibi  radikal değişimleride beraberinde getirmiştir. Kimi toplumlar farkına varmadan bu azgın selin suyuna kapılıp rastgele yol almış,  kimi toplumlarda bilinçli adımlarla istedikleri istikamette yol alır vaziyettedirler. 

İşin aslı şu; farklı düşünce ve inançları ‘bir arada’ yaşatma iradesine sahip çıkmak, toplumun farklılıklarına saygı gösterme bilincidir. Hangi toplum bu kültürü bir bilinç haline dönüştürüp, geliştirirse, içselleştirirse, toplumsal yaşam kalitesini yükseltir.

Kürt halkı asırlardır ‘sessiz acıların’ kahrını, ‘ucuz ölümlerin’ yasını, ‘dağılmışlığın’ çaresizliğini, ‘iğrenç ihanetlerin’ acısını çekiyor.  

Üç yıl önce roboski’de, dün Amed’e, bugünde Cizre’de yaşıyoruz bu ‘sessiz acıları’.

Daha ne zamana kadar ‘günlük çıkar’ ve şahsi kanaatlerin tutarsız politikalarına göz yumacağız?  Kürt halkının can, mal, ulusal birlik ve bütünlüğüne kast eden bu saldırıların karşısına halk olarak ne zaman çıkacağız?  Yaşanan olaylar o kadar açık ve net ki; kimin zalim, kim mazlum olduğu gün gibi aşikar.  Dün zalimliğiyle savunmasız mazlum kürtleri sorgusuz-sualsiz faili meçhullerle yok eden eski Türkiye (şimdi) nasıl mahkum ediliyorsa, bugün aynı zalimliği yapan (derin irtibatlı) kürt hainlerde, yarın daha şiddetli bir şekilde kürt halkı tarafından mahkum edilecek. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

İster HDP olsun, yada Hüda-par;  bu iki siyasi oluşum,bu halkın politik gerçekleridir. Biri diğerini inkar edemeyecek kadar toplumda karşılık bulmuş realitelerdir. Biri kalkıp bu gerçeği inkar etse de, siyasi feraset analizinde işlem hatası var demektir.  Siyasi partilerin makul ölçelerde birbirlerini eleştirmesi doğal bir davranıştır. Fakat  politik çıkarların ötesinde ulusal bütünlüğü tehdit eden konularda ortak söylem oluşturma bilinci ciddi görev aynı zamanda tarihi bir  sorumluluktur da.  

Kürdistan halkı için hizmet eden, aydınlık yarınlar için emek harcayan bu iki asli  hareketin milli meselelerde ortak irade oluşturması kürt halkının büyük bir kazanımı olur. İşte bu üst noktaya varmak için bütün kanallar ve imkanlar ortaya konmalıdır.   Başkalarının ‘boş ve aldatıcı’ vaadleriyle farklı düşünüyor diye kürt kardeşine kurşun sıkmak, adeta kendi bedeninden bir parça kopararak kendini sakat bırakma gibi, akıl dışı bir davranıştır. 

Öyleyse, hep acı ve kederlerle hayata bağlanan bu halkın özgürlüğü için, geleceği için, aydınlık yarınları için neden insiyatif almıyorsunuz. Kardeş kavgasına nasıl göz yumabiliyorsunuz?

Açıkcası bu hususta Hüda-par’ı takdir etmek gerekir. Yaptığı açıklama ve izlediği sağduyulu politikayla, gelecekte fazlasıyla karşılığını bulacak erdemli bir tavır sergiliyor. Bu da yetmez, daha çok genele yayarak, kürt halkının tümünü kucaklayacak, herkesime hitap edecek politik söylemlere de ihtiyac var. Hüda-par, sadece müslüman kürt halkının taleplerini değil, tüm kürtlerin haklarını savunmada daha etkin rol almalı ve özgürlüğe giden yolda, fiili insiyatif almalıdır.

Yeri gelmiş iken yaşadığım bir olayı size anlatayım. Belki basit bir olay, ama çok şeyi özetleyen bir realitedir. 6-7 ekim olaylarından bir hafta sonra kendisiyle konuştuğum bir Türk entellektüelin(!) ifadesine bakın. ‘Biz Türklerin huzur içinde rahat bir nefes alması, siz kürtlerin birbirinizle olan kavganıza bağlıdır. Ne zaman ki, siz Kürtler ‘farklı inanç ve düşüncelerinize’ rağmen, birlikte oturup kalkmasını öğrenirseniz, işte o zaman biz Türklerin de kara kara düşünmesi gerekir’ diyerek medeni insanlığını(!) ortaya koydu.  Bu örnekten yola çıkarak, oluşturulan algının kime hizmet edeceği aşikardır.

PKK kürt halkına saldırarak, itibar kaybettiği gibi, gelecekte bunun bedelini çok ağır bir şekilde ödeyecek. Kürt halkı bu saldırıları sorgulayacak ve siyasi suçluları elbette cezalandıracak. Kimse ortadoğunun kaygan zemininde geçici olan ‘günlük’ kuvvetine kanmasın. Dengelerin hızla değiştiği bir coğrafyadayız. Haksız ve hukuksuzca yapılan her keyfi muamele zamanı gelince karşılığını mutlaka görecek, adalet yerini bulacaktır.  

Hiç bir suçu ve günahı olmayan masum insanların evleri gece baskınlarıyla saatlerce ağır silahlarla taranıyor, içinde kadın- çocuk olduğu halde yuvalar ateşe veriliyor, insanlar katlediliyor. Bu nasıl bir vicdan, bu nasıl bir ahlak. Bunu yapan zihniyetin ‘ahlak ölümü’ gerçekleşmiştir bence.

Tarihinde yiğitce mücadeleyi meşrulaştıran Kürt halkı, böyle sinsi ve hain saldırıları en ağır şekilde lanetleyecektir.

HDP yöneticilerinin bu son açıklamalarını olumlu bulmakla birlikte yeterli yoğunlukta olmadığı aşikardır. Umarım PKK içinde ‘asil ve adil’  kürt yetkililer , çirkin bir o kadarda tehlikeli olan bu saldırılara ‘dur’ diyerek, bu hasas dönemde daha fazla insiyatif kullanırlar.  Aksi takdirde, tarih bu haksız ve hukuksuz saldırıları asla affetmeyecek, hele Kürt halkı asla...

(Hürseda Haber)