'17 yaşındaki Muhammed Hüseyin Ebu Hudayr'ın cesedi Kudüs'te bir ormanlık alanda yakılmış olarak bulundu.'

Böyle diyor haber bültenleri.

Sonra hiçbir şey olmuyor.

Çünkü çocuğun bir adı Muhammed, bir adı Hüseyin... Adınız Muhammed ya da Hüseyin ise yakılıp öldürülmenizin ardından hiçbir şey olmaz çünkü. Dünya sizi değil 'zayiat', 'teferruat' olarak bile görmez. Kimsenin umurunda değilsinizdir.

Niçin böyledir bu? Çünkü adınız Muhammed ya da Hüseyin ise ya teröristsinizdir ya da terörist olma potansiyeliniz vardır. İki durumda da dünya için büyük tehlike arz etmektesinizdir.

Yakılarak öldürülmeniz icap eder.

İkinci dünya savaşı sonrası dünya ülkelerini birinci, ikinci ve üçüncü sınıf diye ayırmış, dünyanın en çok silah satan 5 ülkesine veto hakkı veren bir örgüt kurmuş, keyfinize bakmaktasınızdır.

Petrol sizindir. Yeraltı ve yer üstü kaynaklarının tamamına yakını sizindir. Aptal Afrika diktatörleri sizindir. Arap şeyhlerinin pek çoğu sizindir. Siz dünyanın kaynaklarının %90'ı ile keyif sürüp çubuğunuzu tüttürürken dünyanın geri kalanı açlıkla, hastalıkla, düşkünlükle mücadele vermektedir.

Siz milyonlarca insanın kanına 'meşru' yollardan girerken hiç sorun yoktur. Vietnam'da, Afganistan'da, Irak'ta, Filistin'de, Suriye'de insanlar ya doğrudan sizin tarafınızdan ya da sizin adınıza çalışan maşalarınız eliyle katledilirken nema problema.

Fakat bizim Mısır'da kıçıkırık bir demokratik seçim kazanmamıza tahammülünüz yoktur.

Gazze'ye umut taşıyacak iki gemiye tahammülünüz yoktur. Tunus'ta iktidara gelmemize tahammülünüz yoktur.

Afganistan'da Taliban'ın yıktığı iki heykel için kıyametleri koparırsınız. Katil askerlerinizin 3'ü kaçırıldı diye Gazzelilere Ramazanlarını zehir edersiniz. Niçin böyledir bu? Çünkü bizim 'meşruiyetimiz' yoktur. Bizatihi varoluşumuz, varlığımız gayrı meşru bir şeydir sizin için.

Sonra o çatal dilli medya duayenleriniz, o her şeyi bilen sosyologlarınız, bütün öngörüleri muteber siyaset bilimcileriniz devreye girer ve şöyle söylerler: 'IŞİD, gerçekten korkunç bir örgüt!' 17 yaşındaki çocuğumuzu ateşe verdiniz ulan. 9 yaşındaki Gazzeli kızımıza kasıtlı olarak çarpıp öldürdünüz. Mısır'da 54 kızımıza tecavüz ettiniz ulan. Irak'ta, Afganistan'da, Myanmar'da, Doğu Türkistan'da, Orta Afrika'da, Bosna'da milyonlarca insanımızın kanına girdiniz. Sizden korkunç örgüt mü var şu canına yandığımının dünyasında? IŞİD'i, Hamas'ı, Kaide'yi, Taliban'ı 'sebep' olarak sunma pişkinliğinizi daha fazla yiyeceğimizi sanıyorsanız aldanıyorsunuz. Sizin dünyaya önerdiğiniz kanlı sürecin sonuçları bunlar.

Alın ve önerdiğiniz o meşruiyeti başınıza çalın. Ya da sizin 'yüksek değerlerinize' hala inanan ılıklara, ılıştırılmışlara boca edin masallarınızı. Nasılsa onlar sizi, sizden bile iyi savunuyorlar. 'İhvan yanlış yaptı' diyeni mi ararsın, 'o 3 askeri kaçırırsan böyle olur' diyeni mi istersin... Bir dolu gönüllü savunucunuz var.

Fakat bil ki biz, onlar, yani içimizdeki beyinsizler yüzünden helak olmaktan korkan bir avuç insanız ve artık sizin bize anlatacağınız hiçbir öyküye inanmaya niyetimiz yok.

Meşruiyet için değil, senin meşru saydığın şeyler için değil, izzetimiz ve şerefimiz için direniyoruz.

Madem ki sen küresel bir kuşatmayı organize edecek güçtesin. Bil ki biz de 'küresel bir intifada'yı diriltecek güçteyiz. Bugün değilse yarın. Yarın değilse öbür gün. Çünkü Allah senden büyüktür ve O'nun vaadi haktır.

Ne diyordu Mülteci: 'İsrail'in kara, deniz ve havadan ağır silahlarla saldırısına Gazze'den iki roketle cevap verilince Filistinliler terörist olmuş sayılacak. Yok yaaa.'

(Yeni Şafak)