Bu hafta birisi bana ödün vermek anlamında kullanılan taviz kelimesinin çok kötü bir çağrışımı olduğunu söyledi: Kelime, kaybetmenin, pes etmenin ve teslim olmanın eşanlamlısı gibi görülüyor.

Yepyeni bir Türk anayasasını formüle etmeleri istenen parlamenterler grubu için pek hayra alamet bir durum değil. Anayasa Komisyonu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde temsil edilen her partiden eşit sayıda üye alınmasıyla oluşturuldu. Son derece demokratik ve tam da Avrupa Komisyonu gibi kurumların istediği türde partiler arası işbirliğini getiren bir yapı bu. Sorun, dört partinin hepsinin her bir öneri üzerinde uzlaşmak zorunda olması. Bu, partilerin var olduğu her parlamento için büyük bir zorluk anlamına gelecektir, zira işin doğası gereği partiler birbirlerinden çok farklı çözümler önerirler. Fakat çeşitli gözlemci ve uzmanların çoktandır işaret ettiği üzere, Türk siyasetçilerden komisyonun tamamını kapsayan bir uzlaşma bulmalarını beklemek, imkânsızı istemek gibi görünüyor. MHP ve BDP temsilcilerini, komitenin son toplantısından çıkıp gazetecilere bir konsensüse varmak için hepsinin... tavizler verdiğini söylerken hayal edebiliyor musunuz?

Belki de Türkiye Meclisi Başkanı Cemil Çiçek, Kahire'ye kısa bir ziyarette bulunup Mısırlıların aynı zorlukla nasıl başa çıktıklarını görmeli. 25 Ocak'ta Mısır'ın dört bir köşesinde, Mübarek rejiminin birkaç hafta içinde devrilmesine yol açan devrimin başlangıcının birinci yılı vesilesiyle büyük kutlamalar yapılacak. Son iki ayda yeni Mısır meclisi için seçimlerin düzenlendiğine şahit olduk ve bir sonraki adımın yeni bir anayasa üzerinde çalışmak olması planlanıyor. Türkiye'de olduğu gibi Mısır'da da cehennemî bir mesai olacak bu, zira önde gelen siyasî aktörlerin birbirlerine beslediği derin kuşkular biliniyor. Yelpazenin bir ucunda, seçimlerde beklenmedik bir başarı elde eden ultra-püriten Selefi Nur Partisi, diğer ucunda ise Mısır'da İslamcılığın katı bir biçiminin artan etkisinden korkan küçük liberal ve sol partiler var. Kendisini ılımlı ve hoşgörülü bir İslamcı parti sıfatıyla merkeze oturtmaya çalışan (ve Müslüman Kardeşler'in siyasî kanadı niteliği taşıyan) Özgürlük ve Adalet Partisi, yüzde 40 oranında oyla seçimlerin büyük galibi. Bu hasımlar ortak bir metin üzerinde nasıl olur da anlaşabilir?

Mısır'ın önde gelen İslamî kurumu El Ezher, işin içinden çıkmaya çalışan siyasetçilere yardımcı olmak için üç ay boyu laik ve İslamcı akademisyenlerle işbirliği yaptı ve yeni anayasanın temeli görevi görmesi gereken bir rapor hazırladı. Geçen hafta yayınlanan raporun çekirdeğini, medyanın yanı sıra siyasî partiler ve sivil toplum örgütleri için geçerli olması gereken temel fikir ve ifade özgürlükleri oluşturuyor. Gayrimüslimler de dahil, tüm vatandaşlar için inanç özgürlüğüne atıfta bulunulması önemli. Bir gün sonra da siyaset yelpazesinin her tarafından altmıştan fazla önemli siyasî ve dinî şahsiyet El Ezher belgesine dayalı ortak bir açıklamaya imza attı. Açıklamada, birçok konunun yanında, iktidarın bir an önce ordudan seçilmiş sivil otoriteye devredilmesi, eski rejim mensuplarının hızla yargılanması ve katledilen protestocuların ailelerine tazminat ödenmesi yönünde çağrılar yer alıyor. Mısır'daki üç büyük kilisenin hepsi (Kıpti Ortodoks Kilisesi de dahil) belgeyi destekliyor; bununla birlikte Kıptilerin daha radikal olan gençlik kolu, yerinde bir yorumda bulunarak, öneriyi, dinî bir kurum tarafından hazırlandığı gerekçesiyle reddediyor. Bana göre haklı olarak, özgürlüklerin dinî bir yapı tarafından değil, devlet tarafından tanınması gerektiğini düşünüyorlar.

Geçen hafta sergilenen birlik görüntüsünü, yeni bir anayasanın metnine tercüme etmenin son derece zor olacağını herkes biliyor. Mısır henüz o noktada değil. Yine de geniş destek bulan bu açıklama, taviz verme niyetinin dikkat çekici bir işareti. Mısır ve Türkiye arasındaki bütün farklılıkların ayırdındayım, fakat son derece sembolik nitelikli böyle bir jest yeni Türk anayasasından sorumlu olanlar tarafından neden yapılmıyor? Nasıl taviz verileceğini bilmedikleri için olmasın?

Geçen yıl Mısır'a düzenlediği ziyarette Başbakan Erdoğan, Arap dünyasında gayet kötü çağrışımları olan bir kelime mahiyetinde laikliği savunarak birçok Mısırlıyı derinden etkilemişti. Belki Çiçek de El Ezher'in Büyük Şeyh'ini, Türkiye'ye gelip konsensüs oluşturmak için tavizler vermenin, kökü derinlerde olan ayrımların üstesinden gelmeye çalışan toplumlar için niye kötü olmadığını anlatmaya ikna edebilir. Arapçada taviz, bir şeyler alıp vermek anlamına geliyor, bilginize.(ZAMAN)