Bu kelimeleri Başbakan‘ın konuşmalarından aldım. Geride bıraktığımız günlerde sarf edilen bu kelimeler içimizde bir iz bırakmış, ancak bu konuya değinmek nasib olmamıştı.

Gerçekten red, inkar ve asimilasyon politikaları ortadan kalkmışmıdır?
 
Yapılan iyileştirmeleri inkar etmemek ve göz ardı etmemekle beraber bana göre red, inkar ve asimilasyon politikaları devam etmektedir.
 
Yapılan red inkar ve asimilasyon politikaları nedeni ile coğrafyamda yaşanan olaylar herkesin malumudur. Yapılan kıyamlar ve devletin kıyamları bastırma şekli de herkesin malumudur. Yaşanan olayların az da olsa hala yaşayan tanıkları da bulunmaktadır.
 
Kıyamların acımasızca bastırılmasından sonra belli bir sessizlik dönemi yaşanmış ve sonrasında devlete karşı başkaldırı şekli sol renge bürünmüştür. İşte Müslüman Kürd halkı için o zaman felaketin rengi de değişmiştir.
 
Kürd halkının haklarını savunanlar; halkın haklarını savunuyoruz derken, halkı da yavaş yavaş dönüştürmeye, aslından ve özünden uzaklaştırmaya, yani onlar da başka şekilde halkı asimilasyona tabi tutmaya başladılar. Bu gün coğrafyamda yaşanan ahlaki yozlaşmanın altında onların imzası var desek abartmış olmayız.
 
Seksenli yıllardan sonra bir başka kıpırdanış vardı. Yürütülen inkar, red ve çifte taraflı asimilasyon politikalarına karşı bir karşı duruş heraketi başlamıştı. Yapılan yoğun ve samimi çalışmalar netice vermişti. Bu netice doksanlı yıların başında  Kürdlerin haklarını savunmak adına, onları asimile edenlerin ve özünden uzaklaştırmaya çalışanların, kanlı saldırılarına maruz kalmıştı.
 
Bütün bunlar; inkar, red ve asimilasyon politikalarını yürüten bu devlet  politikalarının bir neticesi idi. Devlet politikalarınıbir yandan uyguluyor iken, Karşı Duruşlar`ın ise oluk oluk kanları akyordu. Bu coğrafyanın cefakar ve eli öpülesi annelerinin yavruları, ya dağda kurda kuşa yem oluyor, ya zindanlarda çile dolduruyorlardı. Gözleri ise devamlı yaşlı idi.
 
Bu gün başbakan, bizim dönemimizde inkar, red ve asimilasyon politikaları sona erdi diyor. Ya demek öyle?
 
Yürütülen red, inkar ve asimilasyon politikalarının ceremesini, bedelini Kürd halkının eli öpülesi cefakar ve fedakar anneleri çekerken ve hala çekmeye devam ederken, bu politikaları onyıllarca yürütenler görünürde (iç alemlerini vicdanlarını bilmiyorum) rahat bir hayat yaşarken, bu politikaların sona erdiğini söylemek, bana ikna edici gelmemektedir.
 
Kaldı ki red ve inkar politikaları kısmen sona ermiş olsada, hala onbinlerce insan zindanlarda yatmakta, yada avrupa ülkelerinde mülteci statüsünde bulunmakta ve hala binlercesi ruh hastalarının istekleri uğrunda dağlarda dolaşmakta, her gün birileri bir şekilde ölmekte/öldürülmekte. Hala sivil toplum kuruluşlarımız, polis komplolarına maruz kalmakta, hala yasal faailyetlerimiz mahkemeler tarafından cezalandırılmakta. Hala ahlaki yozlaşma, devletin kurumları tarafından teşvik edilmekte ve medreselerimizde defileler düzenlenemekte ve hala devlet bize; “benim verdiğim ile yetinecek ve başka bir istekte bulunmayacaksın” demekte....
 
Kısacası red, inkar ve asimilasyon politikaları sona erdi demekle, sona ermemektedir. Yapılan iyileştirmeleri, inkar etmediğimizi başta da belirtmiştik. Devletin yaptığı yanlışların bedelini hala her kesimimizle öderken, bizler bu sözlere nasıl inanabiliriz. Eğer gerçekten bu politikalar bitmiş ise bu politikaların neticeleri de kesinlikle ortadan kalkmalıdır. Artık annelerimiz belki “oğlum döner” diye onyıllar boyunca kapılarını açık bırakmamalıdır. Neticeler ortadan kalkmadan, politikaların sona erdiğinden bahsetmek, kandırmacadan başka bir şey değildir. TRT Şeş Kürdçe yayın yapsa da Kürdçe kurslar açılsada ....
 
(Hürseda Haber)