AK Parti Genel Başkanı Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Hüseyin Çelik, Nurdağı ve Islahiye ilçe teşkilatlarını ziyareti sırasında şu açıklamaları yapıyordu "; Türkiye bölgesinde lider konumunda. Bölgemizde birçok ülkede yangın varken, biz dimdik ayaktayız, hedefimiz dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girebilmek".
Doğruya doğru. Gerçekten bölgede birçok ülkede yangın var. Mazlumların ve zorbaların mücadelesi birçok ülkede devam ediyor. Mazlumlar hak mücadelesi verirken, zalimlerde zulümlerine devam etmek ve sömürü çarkını devam ettirmek için mücadele veriyorlar. Fesat odakları ise ortamı olabildiğince bulandırmak ve bu bulanık ortamlardan olabildiğince karlı çıkmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Ferasetli davranıp, hem zalimlere, hem de fesat odaklarına pabuç bırakmayanlara ne mutlu.
Türkiye dimdik ayakta mı? O da doğru, Türkiye gerçekten dimdik ayakta gibi görünüyor. Türkiye, bütün sorunlarını çözmüş bir ülke. Başbakan artık, Kürd sorunu diye bir sorun yok dememiş miydi? Artık Müslüman halkın başörtüsü (!) diye bir derdi de yok. Yüzde doksan dokuzu Müslüman olan bu ülkede, tessetüre riayet eden bayanlar, kamu hizmeti alıp kamu hizmeti verebiliyor. Müslüman halk, evlatlarına Kuran dersini istediği yaşta verebiliyor, Sivil Toplum Kuruluşları ise hiç bir engel tanımadan, faaliyet gösterebiliyor: Polis komplolarına maruz kalmıyor, üye ve başkanla tutuklanıp, yasadışı örgüt üyesi olarak cezalandırılmıyor. Yani adalet tıkır tıkır işliyor, gelen dosyalar hiç beklemeden inceleniyor ve hızla karar karara bağlanıyor, “İhya-Der” dosyasında olduğu gibi.
Türkiye artık bir asker devleti olmaktan çıktı. Baksanıza, hizayı bozan askerler Silivri’ye gönderiliyor ve orda hizaya sokuluyor. İlker Başbuğ bile "ordu siyasete karışmamalı, bunun için de profesyonelleşmeli" mesajını veriyor. Ha bir de işi polis teşkilatı devr aldı! Bu teşkilatın mensupları nur topu gibi, her ne kadar nuru gidip, topu kalmışsa da, bu polisler istedikleri kişiler hakkında dosyalar düzenliyor ve polis, yargı işbirliği ile devletin medarı iftiharı olan ceza evlerine tıkılıyor.
Lider ülke konumuna gelince; bana göre oda doğru (Hüseyin Çelik bu gün hep doğru konuştu). “Muhammed’in halifesi unvanını taşımak maskaralığında bulunanlar (...) Bir hırka ve bir hurma hikâyesi, artık bir insanlık erdemi olarak gösterilmek felsefesi, esas tutularak tarih yazılmamalıdır" diyenlerin kurucusu olduğu T.C, geçmişte dikta rejimleri olan zorba düzenlerin kurulmasına öncülük etmemiş miydi? Burgiba gibi zorbalar, acaba kimleri örnek almıştı? Bu gün Azerbaycan’ı yaşanmaz hale getiren zorba, acaba kimi örnek alıyor?
İslam ülkelerine yönelik yaptığınız televizyon yayınlarınız da ahlaki tahribatta önder ve öncü rolü oynuyor. Ahlak denen, toplumun belkemiği olan mefhumdan mahrum TV dizilerinin, Türkiye’de yaptıkları tahribatı az bulup, bölge ülkelerine yönelik yayın yapıyor ve ahlaki bozulmaya önderlik ediyorlar, ne yazık ki Hüseyin Çelik yine haklı.
Biz de Hüseyin Çelik’e hatırlatalım; daima kopyalar, orijinalinden önce bozulur. Başka bir deyişle, aslın kopyalara göre ömrü, biraz daha uzundur. Şimdi kopyalar birer birer yıkılıyor, halkın gazabına uğrayıp değişiyor, hizaya geliyor.
Asıl ise Hüseyin Çelik’in ağzı ile böbürleniyor. Bakalım İslami değerlere “Muhammed’in halifesi unvanını taşımak maskaralığında bulunanlar (...) Bir hırka ve bir hurma hikâyesi, artık bir insanlık erdemi olarak gösterilmek felsefesi, esas tutularak tarih yazılmamalıdır" diyerek hakaret edenlerin kurduğu sistem, ne zaman halkın gazabına uğrayıp değişecek?
(Hürseda Haber)