Van’ın Başkale ilçesinde meydana gelen çatışma ile ilgili olarak gazetecilerin sorularına muhatap olan Cemil Çiçek, çatışma ile ilgili “zamanında bu insanlar küçük çocukları, kadınları katletti. Bu kadar şeyler yapanlar barış, demokrasi maskesi ardına saklanarak bu olayları örtmeye çalışıyorlar” diyordu.
Doğru söze ne denir. PKK gerçekten küçük çocukları, kadınları katletti. Sadece küçük çocukları değil bebekleri ve yaşı geçmiş ihtiyarları da katletti. Kimse bunları inkar edemez. Bugün siyasi uzantıları da gerçekten barış ve demokrasi maskesi altına saklanıyor. Barış, demokrasi, özgürlük gibi kavramları kullanırken kendilerinden başkasını kast etmiyorlar. Kürdistan’daki tavırları da zaten bunu açıkça gösteriyor.
Gel gelelim ki; bunlar Cemil Çiçek gibilerinin söyleyeceği sözler olmamalı. Cemil Çiçek gibileri devletin geçmişte yapmış olduklarını söylemeli ve mağdur insanlardan af ve özür dilemelidirler.
Ben Cemil Çiçek’in bu açıklamasını okuduktan sonra Doğruhaber Gazetesinde Mehmed Baran’ın Tanıkların Dilinden Yakın Tarih yazı dizisinin üçüncü bölümünü okudum. Bu satırları okumak bile insana dehşet veriyor. “...komutan emir verdi, bütün kadın çocuklar evin içine kapatıldı. Benzin dökülerek ateşe verildi. İçerde pencerelere koşuşan kadınlar, çocuklarını kucağına almış pencereden dışarıya atmaya çalışan anneler… Çaresiz kalıp çocuğuyla sarılarak yanmaya rıza gösterenler… Çocuğunu pencereye yetiştirip dışarı atabilenlerin çocukları bir süngü başında kendilerine geri dönenler… Anneleri saklanan iki küçük çocuğun bu ateş ve duman dalgaları içinde çırpınan insanların ayakları altında her biri bir köşede can vermeleri… Yoğun dumandan boğulanlar… Komutanın yanı başında bir altın kemer karşılığında kurtulan çocuk, anne ve kardeşlerinin diri, diri yakılmalarını seyrederken döktüğü gözyaşları…”
Ulu önderin askerleri yukarda bahsi geçen katliamlara imza atarken kendisi diyordu; “Yurtta Sulh Cihanda Sulh.”
Yani onlar da bugün Cemil Çiçek’in demokrasi ve barış maskesi takmakla suçladığı zihniyetin aynısını yapıyordu. Bir yerden barıştan bahsederken diğer taraftan tarihte eşine az rastlanır katliamların emrini veriyordu.
İşte böyle katliamlara imza atmış bir devletin meclis başkanı, Ulu önderlerini örnek alan azgın bir örgütü ve uzantılarını daha önce küçük çocukları ve kadınları öldürmekle suçlayabiliyor.
İsteyen karşılaştırma yapsın. Kim kimi örnek almış. Geçmişi katliamlar ile dolu olanların kendilerini örnek alanları, kadın ve çocukları öldürmek ile suçlamaları, barış ve demokrasi derken ciddi olmadıklarından dem vurmaları ne kadar ciddi bulunabilir ki?
Ne yazık ki devletin yaptıkları sadece geçmişte kalanlar ile sınırlı değildir. Jitem denen yapının yakın geçmişte yaptıklarını Cemil Çiçek gibileri unutmuş her halde. Sık sık duyduğumuz bilinmeyen cisim cinayetlerini de unutmuş olmalı Cemil Çiçek gibileri.
Ve polisin yaptığı yargısız infazlar sonrasında fütursuzca “silahlarımızın pasını temizledik” itiraflarını da unutmuş ya da hiç duymamış Cemil Çiçek gibileri.
Yazımızın yanlış anlamalara mahal vermemesi için şunu açıkça belirtelim: Hiç kimsenin hatalarının savunucusu değiliz ve olmayacağız. İsteğimiz; devlet adına konuşanların başkalarına çamur atarken önce kendi paçalarını kontrol etmeleridir.
Ve çok iyi bilmelidirler ki; yapılan her yanlışın, akan her damla kanın altında muhakkak devletin yanlışlarının payı, payların en büyüğüdür. Devletin geçmişten günümüze süre gelen yanlışlarını görmezden gelerek, ya da devlete toz kondurmayarak başkalarını suçlamak pişkinlikten başka bir şey değildir.
Dediğimiz gibi; Zamanında bu insanlar küçük çocukları, kadınları katlettiler. Bu kadar şeyler yapanlar; barış, demokrasi maskesi ardına saklanarak bu olayları örtmeye çalışıyorlar. Devlet de geçmişte ne yazık ki; yine Kürdlerin küçük çocuklarını ve kadınları katletmişti.
Yani her iki durumda da olan Kürd halkına olmuştur. Birbirinizden farkınız yok. Islah adı altında fesadı yaygınlaştırıyorsunuz.
Allah halkımızı ikinizin de şerrinden muhafaza etsin.
(Hürseda Haber)