Partisinin iftar programında Başbakan konuşuyor ve şu cümleleri söylüyordu. “Biz kardeşiz ve yarın birbirimizi bugünden daha çok seveceğiz. Ben Kürt kardeşlerimi PKK'lılardan, mukayese edilemeyecek derecede fazla seviyorum. Türk kardeşimi sevdiğim kadar seviyorum, Lazı sevdiğim kadar seviyorum, Boşnağını, Arnavutunu, Romanını sevdiğim kadar seviyorum. Çünkü yaratılanı Yaratandan ötürü seviyorum. Farkımız bu... İnanın, onların böyle bir derdi yok....”
Bizi sevmenize diyecek bir şeyim yok. Bizi sevin, zaten Müslümanların birbirlerini sevmesi imanın gereklerindendir. Biz Müslüman Kürdler de yaratılanı Yaradan’dan dolayı seviyor ve Ehli imanı bir başka seviyoruz. İnanın, iman sahibini rengine ve kavmiyetine bakmaksızın bir başka seviyoruz. Yani Ehli imanı ön yargısız sevmek konusunda; samimiyetimizi ölçmek kimsenin harcı değil, diyebilirim.
PKK’nın Kürd halkını sevmediği konusunda da sizinle hemfikirim.
PKK gerçekten Kürd halkını sevse idi; Kürd halkının değerleri ile barışık olurdu.Kürd halkının büyük bir kısım da PKK’ya sırtını dönmez, PKK’nın baskılarından bıkan vatandaşlardan bir kısmı size “ne olur bizi kurtarın” demezlerdi.
PKK Kürd halkını sevse de; bu sevgi olsa olsa ayıların sevgisi türündendir: Severken bile öldüren sevgi. PKK’nın olmayan Kürd sevgisini bir kenara bırakıp Başbakanın Kürd sevgisine geri dönelim.
Bizi gerçekten seviyorsanız; İslami ve insani haklarımızı talep ettiğimizde de bizi sevin ve sevginizi İslami ve insani haklarımızın önündeki engelleri kaldırarak gösterin. O zaman gerçekten bu iddianızın bir değeri olur.
Bizi gerçekten seviyorsanız şu faşist andı derhal kaldırın. Böylece; hem Türk çocukları ırkçılık zehrinden kurtarır hem de Kürd çocuklarını böyle bir zulümden azad edersiniz. O zaman gerçekten bu iddianızın bir kıymeti olur.
Biliyorsunuz ki, azımsanmayacak miktarda Kürd nüfusu vardır. Bizim coğrafyamızda nüfusun geneli Kürd’tür. Halkımızın kendi dili ile eğitim ve öğretim yapmasının kime ne zararı var.
Belçika gibi on bir milyonluk bir ülkede üç tane resmi dil bulunmakta, her bölge bölgenin hâkim lisanı ile eğitim ve öğretim yapılmakta imiş. Eğer gerçekten Kürd halkını seviyorsanız Kürdlerin anadilleri ile eğitim ve öğretim yapmasının önündeki yasal engelleri kaldırın, o zaman sevgi iddianızın bir değeri olur.
Seviyorum dediğiniz halkın hala çocukları ya dağlarda ya zindanlarda yada gurbet ellerde bulunmaktadır. Bu nasıl sevgidir ki, bizleri bu durumlara düşürmüştür. Eğer gerçekten bu halkı seviyorsanız devletin güler yüzünü sadece Kemal Burkay gibilerine göstermez; Devletin hatalarını kabul eder ve istisnasız herkese geri dönüş çağrısı yapardınız. Ama hayır, siz galiba hiç bir şey istemeyen Kürdleri seviyorsunuz.
Özetle Sayın Başbakan! Bizi sevin, sevginizi de kendiniz için istediğiniz şeyleri Müslüman Kürd halkı için de isteyerek gösterin. İşte bunu yaptığınız zaman gerçekten Kürd halkını sevmiş olursunuz.
Yoksa “bize ait olanlar, Kürdlere de yeter” mantığı bana göre geçerliğini yitirmiş sakat bir düşüncedir.Benden söylemesi...
(Hürseda Haber)