Gündem karışık, karışık olduğu kadar da kanlı… Gariban halkın evlatlarının kanı üzerinden kirli bir oyun devam ediyor. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Anneler evlatları için gözyaşları akıtıyor. Birileri ise “ben ben” diye hala konuşuyor. Başkaları ise başkalarını koyduğu kurallara kutsal emirlermiş gibi sarılıyor, neymiş “tek tek tek”

Dediğimiz gibi olan yine garibanlara oluyor...

Oysa referandum dediniz; millet “evet” dedi.

Süre istediniz millet üç sefer şeriksiz iktidar fırsatı verdi,

Sizler umut verdiniz millet oy verdi,

“Sağdan soldan sataşanlara aldırma, çöz bu sorunu” dedi,

Fırsatlar halk yararına kullanıldığı zaman ganimet olur, halkın yararına elinize geçmiş bu fırsatı değerlendirin dedi.

Olmadı, değerlendirmediniz ya da değerlendiremediniz.

Hala fırsat geçmiş değil.

Daha önce de söyledim, kapı kapı dolaşıp PKK ya "terör örgütü" deyin diye yalvarmayın, bırakın Pkk’ya Kürd halkı "terör örgütü" desin.

Ama önce devlet olarak üstünüze düşen görevi siz yapın,

Örneğin kayıtsız şartsız siyasi bir genel af çıkarın, sadece Kemal Burkay ve Şıvan Perveri çağırma yanlışlığından kurtulun.

Allah'ın ayetlerinden olan Ana dil ile eğitimin önündeki tüm engelleri kaldırın, insanlar istediği dili konuşsun, istediği dille okusun, istediği dil ile yargılansın, teklemenin kimseye yarar ve faydası yoktur.

Acıyı çekenler, ancak acı çekenlerin halinden anlarlar. Daha önce öldürmek üzere planlanmış İsrail askeri bile yaşadığı esaret sürecinden sonra hemen Filistinli tüm esirler serbest bırakılmalı demedi mi? Oysa Kürd halkı, laik T.C kuruldu kurulalı sürgün zindan ve ölümden başka bir şey görmedi.

Ne PKK’nın derdi, Kürd halkıdır ne de “son terörist öldürülene kadar savaş” diyenlerin derdi Türk halkıdır. Onların tuzu kuru, onlar ancak varsa bu işin kaymağını yemek isterler.

Hatırlatalım ki; sorun kaynağında çözülmek zorundadır. Bu sorun ne Amerika’da ne Avrupa’da ne de başka yerde çözülür. Sorun ancak kaynağında çözülür. Bahsi geçen ülkeler ancak sorundan nemalanmaya çalışırlar. Bunu her halde siz de biliyorsunuz.

Hatırlatalım ki Dersim, Ağrı ve Şex Sait kıyamı sonrası yapılan katliamlar, zalim sisteme belli bir mühlet kazandırmaktan başka bir işe yaramamıştı. Bu günün silahlı çözümleri başarı gösterse bile belli bir süre sonra nüksedecektir.

Sorunun kaynağı sistemdir ve biz diyoruz ki bu sistemi siz kurmadınız. Başkalarının kurup dayattığı bu sistemin yanlışlarına siz sahip çıkmayın. Sizin vazifeniz bu yanlışları en kısa zaman da düzeltip, verdiği zararları telafi etmektir.

Yine hatırlatalım; bedendeki bu kanayan ve başkalarının bilip istediği zaman dokunabileceği bir yara ile büyük olmanız da, ileri gitmeniz de mümkün değildir. Bedendeki bu yara iyileşmedikçe başkaları bu yara ile oynayacak ve beden güçten düşmeye devam edecektir. Öyle ise bu yaraya kesin bir tedavi gerekmektedir. Kesin tedavi de kardeşlik hukukuna riayet ederek bir çözüme ulaşmaktır.(STK’ların önerileri basına yansımaktadır).

Yine hatırlatalım ki; halkın sabrı sonsuza dek devam edecek değildir. Çözüm aranmadan geçen her gün, Kürd halkının başına geçmişin tek parti diktasının Kürd versiyonunu dayatmaktan başka bir şeye yarmayacaktır.

Madem Kürd halkı ve Türk halkı kardeştir, Kürd halkının STK’lar aracılığı ile dile getirdiği haklarını kardeşliğin gereği olarak verin.

Yok, eğer başkaların kurup dayattığı hikâyeleri siz de aynen tekrar edip onların yaptığı haksızlıkları devam ettirecekseniz, varacağınız NETİCE Kürd ve Türk halkına büyük bir kötülük olacaktır.

(Hürseda Haber)