Yazımıza bir ön açıklama ile başlayalım da kimse başka tarafa çekmesin. Kendilerini Kürd halkının tek temsilcisi görme hastalığına kapılmış olanlara karşı kişisel tavrımız bellidir. Onların yaptıklarını beğenmemiz mümkün değildir. Onların ‘halkın acılarından çıkar sağlama’ gibi bir hastalıkları da vardır.

İçişleri Bakanı Naim Şahin’in internet sitelerine yansıyan son açıklamasını okudum. Naim Şahin ne diyor. "...bir tarafta da bu ülkede, bu ülkenin özgürlüklerinden, demokrasisinden, hukukundan yararlanarak, bu ülkeyi varlığı ile birliği ile sıkıntılı hale getirmek isteyen siyasi partiler de vardır." Bu sözler bana Firavun’un Hz. Musa’ya söylediği sözleri hatırlattı. Size neyi hatırlatır onu da ben bilemem. .(Yine açıklayalım; kimseyi ne Firavuna ne de Hz Musa’ya benzetme gayemiz yok)

"Â, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi? Sonunda o yaptığın işi de yaptın. Sen nankörün birisin!" (Şuara suresi 18–19)

Firavun İsrail oğullarını köle edindiğini, kız çocuklarını sağ bırakıp erkek çocuklarını öldürdüğü unutmuş; annesinin Firavunun şerrinden korumak için suya bıraktığı Musa’yı sarayında büyütmesini onun başına kakıyor. Hz Musa’yı istemeyerek yaptığı bir suçtan dolayı da nankörlükle suçluyor.

Naim Şahin de daha düne kadar Kürd halkının varlığının inkâr edildiğini, dilinin yasaklandığı, köylerinin isimlerinin değiştirildiğini, coğrafyasının talan edildiğini, çocuklarına ise hala Türk olduğuna dair and ettirildiğini... Unutmuş; ülkenin özgürlüğünden, demokrasisinden bahsediyor...

Sonra Naim Şahin ne diyor ki; "sorun sorun diyorlar. Sorun nedir yani? Sorun yol mu? Sorun şarkı mı? Sorun kıyafet mi? Sorun ibadet mi? Sorun hastane mi? Ben arıyorum sorunu bulamıyorum?” diyor.

Madem o bulamıyor biz anlatalım. Öncelikle kıyafet hala bir sorun olarak duruyor hem sadece Kürd halkının değil Türkiye’de yaşayan tüm Müslümanların bir sorunu olarak sen görmüyorsan... Be adam inşa etmediğiniz hapishane tipi kalmadı nerde ise alfabenin harfleri yetersiz kalacak bir de “sorun göremiyorum” diyorsun.

İkinci olarak gerçekten sorun Kürd halkı değildir. Sorun; T.C devleti ve iktidara geldiklerinde sistemin rengine bürünen siyasi partilerdir.

İktidara kim gelirse gelsin sistemin rengine bürünmekte ve sistem gibi bakıp sistem gibi görmekte, sistem gibi düşünüp sistem gibi davranmaktadır ki, Ak Parti de buna dâhildir.

Ben şahsen Kürdistan coğrafyasında örneğin Selahaddin Eyyubi’nin kullandığı bayrağın dalgalanmasını isterdim.

Ben şahsen Kürdistan coğrafyasında eğitimin dilinin Kürdçe olmasını isterdim, çocuklarımızın anadilleri ile yazıp çizmelerini isterdim.

Ben şahsen kendi paramızın da basılmasını isterdim.

Siz daha iyi anlasanız diye açık söyleyeyim valla Kürdistan coğrafyası üzerinde bir Kürdistan İslam Cumhuriyetinin kurulmasını isterdim.

Yani benim derdim sadece ne yol ne de yemektir.

Hatta dünyanın herhangi bir ülkesine bir markete gittiğim zaman Kürdistan malı ürünler de görmek isterdim.

Ha bu gün bunlara sahip olmak gibi bir gücümüz yok. Kürd halkı adına mücadele etme iddiasında bulunanlar da ne yazık ki Kürd halkının manevi değerlerine savaş açmış durumda. Yani adına savaştıkları halk ile barışık değiller. Yani tablo karanlık ve terazinin kefesi sizden yana görünebilir.

Bizim umudumuz ise Necmeddin Eyyublerin terbiyesinde büyümüş Yusufların Selahaddin olacağı günlerin gelmesidir. Bu günlerin geleceğine dair umutlarımız ise güçlüdür. Halkımız Selahaddinler etrafında kenetlenecek ve layık olduğu yere gelecektir.

(Hürseda Haber)