Suçluyu ve suçu başka yerde aramayı; insanların bazıları beceri ile yaparlar. Bunlar kendilerine bakmazlar, “bizim bir hatamız, suçumuz, kusurumuz var mı?” diye kendilerine sormazlar. Onlar kusursuz olduklarını düşünürler. Herşeyin en iyisini onlar bilir; onlar yaparlar.
Başkalarının iyi niyetle söylediği güzel sözleri kendi çıkarları için kullanır, iyi niyetlerden ve güzel sözlerden faydalanmaya çalışırlar; aynı zamanda kendilerine yapılan iyi niyetli tavsiyeleri görmezden, duymazdan gelir; kendi sorumluluklarını yerine getirmezler.
Dün önce TV kanallarında duyduğum, sonra haber sitelerinden okuduğum Başbakan’ın sözleri bana az önceki cümleleri yazdırdı.
Şöyle diyordu Başbakan; "Benim Kürt kökenli kardeşlerim 'yeter artık' diyor, 'benim adıma öldürme, benim adıma kan dökme' diyor, 'sen beni temsil edemezsin' diyor.''
Bilindiği üzere geçtiğimiz günlerde STK’lar yaptıkları basın açıklamaları ile Kürd halkı adına kimsenin kimseyi öldürmemesini istemişti. İşte Başbakan da bu açıklamaları kullanmak istiyor.
Kürd halkı kendi adına birilerinin terör eylemleri yapmasını gerçekten de istemiyor. Kürdlerin büyük çoğunluğu PKK ve siyasi uzantılarını temsilcisi olarak da görmüyor. Bu doğru ama bir başka doğru daha var. O doğru da: Kürd halkının Ak Partiyi de kendi temsilcisi olarak görmediğidir, Ak Parti Kürd halkının bir kesiminden oy alıyor olsa da bu böyledir.
Başbakan ise, Kürd halkı, PKK ve siyasi uzantılarına “sen beni temsil edemezsin” deyince, “geriye temsilci olarak sadece ben kaldım” diye düşünüyor herhalde...
Hayır, Kimse “sen bizim temsilcimizsin” diye sana oy vermedi. Coğrafyamızda bir seferberlik başlat diye de oy vermedi, öldürmeye ayarlanmış özel birlikler kur diye de oy vermedi, toplanan vergileri siyonistlere Heron adı ile ya da Amerikalılara Predatör adı altında akıt diye de oy vermedi. Aksine daha önce varlığını kabul ettiğin bu soruna bir çözüm bul diye sana oy verdi.
STK’ların yaptığı açıklamaları ise sen yine yanlış anladın. Gerçekten Kürd halkı; “bizim adımıza kimse öldürmesin” diyor. Sadece PKK öldürmesin demiyor hiç kimse öldürmesin diyor.
Herkes silahların susmasından, kanın durmasından, akan gözyaşlarının dinmesinden yana. Aynı zamanda insani ve İslami haklarının gecikmeksizin verilmesinden yana. Yani kimse, “bizim adımıza öldürme” derken bütün haklarımızdan vazgeçtik de demiyor.
Bir başka yerde şöyle diyor Başbakan; "14 yaşında, 15 yaşında çocukları kandırıp dağa çıkarıyor, ellerine silah veriyor, birer robota dönüştürüp, kanlı eylemlerine alet ediyor".
Robota dönüşen çocuklar!!!!. Çocuklar robota dönüşmesin ama bunu hiç kimse yapmasın, halkın büyük kesiminin talebi olan şu: Çocuklarımızı robotlaştıran andımız kaldırılsın, hem de derhal. Eğer gerçekten gaye çocukların robotlaştırılmaması ise. Kimse varlığını kimseye armağan etmesin, hem çocuklarımız robot mu ki bir faninin açtığı yolda yürüyecek?
Son olarak değineceğim ise Başbakanın şu cümlesidir: "Örgütün lider kadrosu lüks içinde, saltanat içinde safa sürerken, hayatının baharında gençler dağda, kanlı bir pazarda alınıp satılıyor".
Doğru söze ne denir ki? Hangi siyasi lider şu ana kadar cepheye sürüldü ki, hangi siyasi lüks içinde yaşamıyor ki? Ölenler ise ne yazık ki hep fakir fukaranın çocukları. İster dağda olsun ister postal giymiş olsun.
Hasip Kaplan’ın çocuğu da senin çocuğun da Amerika’da okudu, okuyor. Başka, örneğe ne hacet…
(Hürseda Haber)