DİYARBAKIR- Peygamber Sevdalıları  Platformu’na üye derneklerden Bismil Vefa Der’in ilçeye bağlı Tepe Beldesinde düzenlediği ‘Özgürlük ve Kurtuluş önderi Hz Muhammed’ adlı kutlu doğum etkinliği büyük bir coşkuya sahne oldu.

Düzenlenen etkinliğe çevre köylerden de vatandaşlar katılırken,  kadınların çoğunlukta olması dikkat çekti.  Küçük kız çocuklarının başlarına bağladıkları bandaj ve alana getirilen Tevhid bayrakları güzel görüntüler oluşturdu.

Etkinlik, Mela Şerif Yalçın’ın okuduğu Kur’an tilaveti ile başladı. Ardından Kürtçe Mevlid okunmasından sonra, İlahi ses sanatçısı Bilal, selendirdiği ilahilerle, katılımcılara coşkulu ve duygulu anlar yaşattı.

Programda bir konuşma yapan HÜDA PAR Bismil ilçe başkan adayı Abdussamed Yalçın, Peygamber Efendimizin bahar ayında dünyaya geldiğini hatırlatarak, onun gelişiyle de dünyanın adeta bahar ayını yaşadığını söyledi.

Peygamber  Efendimizin dünyaya teşrifi sırasında Mecusilerin bin yıldır sönmeyen ateşlerinin söndüğünü de anımsatan Yalçın, “İnsanlar doğarken ağlar. Çünkü imtihan dünyasıdır. Belki de İlahi bir teklifin ağırlığından ağlıyorlar. İnsan ölürken de gözünden yaş gelir doğarken de. Ancak Allah Resulü dünyaya geldiğinde ağlamadı. ‘Ümmetim, ümmetim’ dedi. Peygamber efendimiz dünyada da ümmetini düşündü, ahirette de ümmetini düşünecek.” İfadelerini kullandı.

“Gözümüzden dökülen yaşlar Müşriklerin ateşini söndürsün”

Yalçın  konuşmasının devamında, “Allah-u Teala Peygamber efendimizin ‘ümmeti, ümmeti’ duasına icabet etti ve Mecusilerin ateşini söndürdü. İslam ümmetinin her zaman kurtuluşa ermesi için Peygamber Efendimizin düşmanlarının ateşinin sönmesi gerekir. Her zaman ve her yerde asrımızda da Müslümanlara yönelik düşman ateşinin söndürülmesi için, İslam aleminin tamamında Müslümanlara saldırılar yapılıyor bu saldırıların son bulması için nasıl ki Hz Muhammed dünyaya teşrif ettiğinde ümmetim, ümmetim diye nida etti, ümmetin tamamı da “ Biz de Allah’ın resulünü istiyoruz “ demeli. Bu aşkla onu isteyeceğiz. Bu aşkla gözlerimizden dökülen yaşlar, müşriklerin ateşini söndürsün, zalimlerin, münafıkların ateşini söndürsün” dedi.

 “Umudunu ateşe bağlayanlar bilsinler ki, Peygamberin doğumuyla o ateşler sönmüştür”

Allah’ın Resulünün dünyaya teşriflerinin yıldönümü, ateş yakmanın yıldönümü olmadığını dile getiren Yalçın, “Umudunu ateşe bağlayanlar, bahar ayında ateş yakanlar bilsinler ki memleketlerinin kurtuluşu için, insanların kurtuluşu için Allah Resulünün veladetiyle o ateşler sönmüştür. O ateşte umut yoktur. Umut Allah Resulündedir. Onun sevgisindedir.. O ateş yakanlar, Müslümanlara saldıranlar, Peygamber Efendimizi hayatlarından çıkaranlar bilsinler ki onlar kıyamette pişman olacaklar. Keşke biz de Allah’ın Resulüne tabi olsaydık diyecekler” ifadelerini kullandı.

“Tesettürlü bacılarımıza saldıranlar Allah’ın ve Resulünün düşmanlığını kazanmıştır”

Yalçın konuşmasının sonunda, “Bütün İslam coğrafyasında savaş var. Türkiye Kürdistan’ında Müslümanlara karşı saldırılar var. Zalimler Müslümanlara yönelmiş, onlara eziyet ediyorlar. Tesettürlü bacılarımıza saldıranlar Allah’ın ve Resülunün düşmanlığını kazanmıştır. Müslümanları yapmadıkları şeylerle itham ediyorlar. Diyorlar ki bunlar, yani Müslümanlar satılmışlar, zalimlere yardım ediyorlar. Diyorlar ki karanlık güçler tarafından kurulmuşlar. Böyle diyenler Kürdistan’ın düşmanıdırlar” diye konuştu.

Sık sık tekbir ve salavatların getirildiği etkinlikte, bölgenin tanınmış alimlerinden Molla Beşir Şimşek de Kürtçe bir konuşma yaptı.

Peygamber efendimizin doğumuyla sadece insanların değil, meydanların, meleklerin ve tüm mahlukatın sevince boğulduğunu belirten Şimşek, O’nun bütün mahlukata rahmet olduğunu söyledi.

Cahiliye devrinde küçük kız çocuklarının diri diri gömüldüğünü hatırlatan Şimşek, “Peki bu insanlar nasıl kurtuldu. Allah onlara bir nur gönderdi. Allah onların içinden bir pEygamber seçti. O Peygamber iffet ve edeb dersi verdi insanlara. Hak ve adaletin dersini verdi. Kızını diri diri gömen Hz Ömer’i kim adalet timsali biri yaptı? Bu soruların cevabını bilirsek Peygamber Efendimizin bizim için ne kadar büyük bir nimet olduğunu göreceğiz. Soruyorum, eğer Peygamber Efendimiz olmasaydı biz Allah-u Teala’ya nasıl ibadet edecektik? Eğer o olmasaydı Allah’a nasıl dua edileceğini nereden bilecektik? Namaz kılmayı nereden bilecektik. Birbirimizin hakkını nasıl bilecektik? İyiyi ve kötüyü nasıl birbirinden ayırt edecektik?” diye sordu.

Günümüzde de anne babalar çocuklarını diri diri toprağa gömüyor

Günümüzle 1400 önceki cahiliye devrini  kıyaslayan Şimşek, her iki devirde de benzerliklerin  olduğunu belirterek,“ Cahiliye devrinde babalar kızlarını diri diri gömüyordu. Emin olun ki Allah’tan, bugün de anne babalar çocuklarını kendi elleriyle öldürüyorlar. Ancak onların bedenlerini değil, onların maneviyatlarını öldürüyorlar. Onları cehenneme atıyorlar. Ebeveynler çocuklarını Peygamber  ahlakı ile yetiştirmiyorsa onların helakına sebep oluyorlar demektir. Cahiliye devri ile bu dönemdeki insanların evlatlarına yaptıkları  katliamlar bu şekildedir. Ancak bu dönemdeki öldürme şekli cahiliye devrinden daha tehlikeli ve daha fazladır. O dönemde çocuğunu diri diri gömen anne babalar bu şekilde o küçük çocuklarının cennete gitmelerine vesile oluyorlardı. Ancak bu zamanda çocuklarının imanlarını onlardan alıyorlar” diye konuştu.

Program, okunan Salavatlar, Yasinler ve Hatimler teslim edildikten sonra, Molla Sabri Ortaç’ın okuduğu dua ile son buldu.  (Aydın Bal/ Fırat Arslan-İLKHA)