Şırnak'ın Uludere ilçesinde çoğu çocuk 34 kişinin katledildiği olayın üzerinden 1 yıl geçti. Tüm delillerin toplanmasına rağmen olayın aydınlatılmaması yüreklerdeki acıyı daha da derinleştirirken, Rehber TV olayda yaşamını yitirenlerin anısına bir belgesel yayınladı.
Belgeselde katliamın vehameti net bir şekilde ortaya konulurken, olayda gencecik fidanlarını yitiren anne babaların figanı yürek burktu.
"Unutana…
Ve suskun kalana…
Yazıklar olsun.
Yazık…
Yaz…
…
Takvim yaprakları 28 Aralık 2011, saatler karlı dağlarda bir gece vakti 22 dolaylarını gösterdiğinde, tarihler “değerli sahipsiz bir kavm”in yaşadığı topraklarda bir kez daha acımasız bir kıyıma ve katliama tanıklık edecekti.
TSK’ya ait savaş uçakları 38 kişilik gruptan 17’si çocuk 34 mazlumu bombardımanla yakıp katledecek, mazlumların çığlıkları karanlık geceleri yırtıp arş-ı alaya yükselecekti.
Zilanlar, Dersimler, 1925’ler, Enfaller, Halepçeler ve Otuzüç kurşunların acısı tazelenecek, kan ve gözyaşıyla yeni bir sözcük telaffuz edilmeye başlanacaktı: Roboskî…
34 can…
34 cihan…
Değerli sahipsiz 34 insan…
Payımıza düşen gözyaşı ve kan…
Roboskî…
…
Son ikiyüz yıldır yoğun bir şekilde anlaşılmaz zulümlere maruz bırakılan ve bir asırdır topraklarına sınırlar, teller, duvarlar çekilip, mayınlar döşenen mazlum bir coğrafyanın “değerli sahipsiz” çocukları, geçim derdiyle katırlarını önlerine katıp karlı dağları aşmış, ülkelerinin güneyinden getirdikleri malları kuzeyde satıp hayatlarını sürdürme telaşesine düşer.
Yaşları 13 ile 22 arasında değişen bu gençlerin yanında, 38 ve 41 yaşlarında iki de büyükleri vardı. Onlarca katırı önlerine katmış, yıllardır yaptıkları gibi karlı ve zorlu dağları aşmaya, sıcacık yuvalarına ulaşmaya çalışıyorlardı. Kimisinin annesi-babası, kimisinin eşi-çocukları, kimisinin de nişanlısı-sevdikleri yollarını gözlemekte, alınteriyle gelen nimeti bölüşmeyi hayal etmekteydi.
Öz yurtlarında garip, öz vatanlarında parya muamelesi gören bu insanlardan kolluk kuvvetleri de haberdardı. Günboyu bölgede uçan siyonist menşeli Heronlar, kimlerin gelip gittiğini, ne götürüp getirdiklerini net bir şekilde ilgili makamlara iletmişti. Köylü çocuklar oldukları, yüklerinde gıda malzemelerinin bulunduğu çok iyi bilinmekteydi.
Ancak 28 Aralık gecesi farklı hesaplar vardı. Onlarsa herşeyden habersiz nefes nefese karlı dağları aşmaya, bir an önce evlerine varmaya çalışıyorlardı.
Mazlumların alınteri, emeği ve kanından güç ve rant devşiren karanlık ve kirli odaklar, gecenin karanlığında acımasız bir oyunu sahneleyecekti. Önce önleri kesilip geçmeleri engellenecek, ardından top atışlarıyla bir yere toplanmaları sağlanacak, sonra da havai fişeklerle bulundukları yer aydınlatılıp uçaklardan atılan füzelerle mazlumlar, katırları ve yükleriyle beraber havaya uçurulacaktı.
Çığlıklar, feryadlar karanlık gecenin karlı dağlarında yankılanacak, korkunç bombardıman kıyamet gürültüsüyle devam edecekti..." (Hürseda Haber)



