Biliyorsunuz, MİT Müsteşarlığı'nın 85. Kuruluş yıldönümü çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Müsteşarlık geçen hafta kapılarını gazete ve televizyon yöneticilerine ve Ankara temsilcilerine açtı. Bilmem sizin de izleniminiz benimki gibi mi? Gazeteciler "MİT kampüsü"nü (öyle deniyor) ne zaman ziyaret etseler, bu ziyarete ilişkin yazıları-değerlendirmeleri bir başka oluyor! "İstihbarat"ın ev sahibi gibi bu ziyaretçilerin de birinci dereceden meşguliyet konusu olmasından olacak herhalde..

Müsteşarlık gazetecilerden sonra kapılarını "devlet erkanına" da açmış. Bu konuda ilişkin haberler Cumhurbaşkanı, Başbakan, ilgili bakanlar, askeri erkanın yanı sıra şu kesimin de bu ziyarette yer aldığını duyurdu: "Yüksek yargı organlarının başkanları". Siz ne düşünürsünüz bilemem ama bu başkanların MİT'te "devlet erkanı"na verilen "sunum"da yer almalarını yadırgadım doğrusu.

MİT Müsteşarlığı'nın adı bugünlerde yıldönümü kutlamaları -ve diğer malum gelişmeler dolayısıyla- dolayısıyla sıkça geçince internet sitelerini ziyaret etmek istedim. MİT Müsteşarlığı'nın internet sitesinde tabi olarak kurumla ilgili mevzuata ilişkin bilgiler de yer alıyor. Bu bahse ilişkin bazı sayfalar özellikle dikkatimi çekti. Bunları sizinle de paylaşmak isterim:

"CEZAİ TAKİBAT İZNİ /Mit Mensuplarının Yargılanması Başbakan'ın İznine Tabidir/ MİT mensuplarının görevlerini yerine getirirken işledikleri veya görevlerinden doğan suçlardan ötürü haklarında cezai takibat icrasının zabıta amirleri ile yargıç ve savcılar gibi ilgililerin doğrudan takibata geçmeleri yerine bir üst makamın iznine bırakılması, Devletin bekasıyla ilgili istihbarat görevinin layıkıyla yerine getirilmesinde bir güven unsuru olacaktır. Bu yönde düzenleme getiren 28 nci maddeye göre; 'Mit mensuplarının görevlerini yerine getirirken, görevin niteliğinden doğan veya görevin ifası sırasında işledikleri iddia olunan suçlardan ötürü haklarında cezai takibat yapılması Başbakan'ın iznine bağlıdır."

Bu "dokunulmazlık" yerinde midir, yoksa haddinden fazla mıdır siz karar verin..."Devletin bekasıyla ilgili olduğuna göre makuldur" diyorsanız, aynı fikirde değiliz.

"TANIKLIK İZNİ / Mit Mensuplarının Tanıklığı Mit Müsteşarı'nın İznine Tabidir / 2537 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi uyarınca, 'Görevin gizliliği ve Devletin çıkarlarının zorunlu kıldığı hallerde MİT mensuplarının tanık olarak dinlenebilmesi MİT Müsteşarının iznine bağlıdır. MİT mensuplarının görevleri nedeniyle vakıf oldukları Devlet sırları hakkında MİT Müsteşarının izni olmadıkça tanıklık yapamamaları, Devlet çıkarlarının korunması amacına dönüktür. Bu madde ile tanıklık konusunun Devlet çıkarlarını zedeleyip zedelemeyeceğini takdir etmek hususunda MİT Müsteşarı yetkili kılınmıştır."

Görüyorsunuz, bu meseleyle ilgili olarak da karşımıza yine (üç kere!) "Devletin çıkarları" mevzuu çıktı. Dikkat ederseniz, içinde gezindiğimiz internet sitesinde yer alan bu bilgiler, söz konusu "dokunulmazlıklar"a ilişkin hep aynı ("Devletin çıkarları", "Devletin bekası") gerekçeyi öne çıkarmaktadır.

"Tanıklık İzni"ne ilişkin bu bilgiler, Hrant'ın hayatının son döneminde İstanbul Valililiği'nde "tanığı" olduğu davetin amacını hâlâ niçin kavrayamadığımızın özlü bir açıklamasını oluşturmuyor mu?

"AÇILAN DAVALARIN DAYANDIRILDIĞI KANUN MADDELERİ / Çeşitli medya organlarında yer alan ve suç unsuru içeren haber, yorum ve iddialar nedeniyle; Türk Ceza Kanunu'nun 301 inci, 2937 sayılı Kanun'un 27 inci ve 3713 sayılı Kanun'un 6'ıncı maddelerinin ihlâl edildiğinden bahisle, MİT Müsteşarlığı Adalet Bakanlığı nezdinde suç duyurularında bulunmaktadır. İlgili kanun maddeleri aşağıda yer almaktadır."

Maddeleri sıralamaya gerek yok herhalde. Çünkü MİT'in görev ve faaliyetlerini doğrudan ilgilendiren ikinci kanunun (2937) ilgili maddeleri (27) dışarıda bırakılacak olursa, sözü diğer iki kanunun neredeyse milletçe ezbere biliyoruz. Özellikle de 3713 sayılı "Terörle Mücadele Kanunu"nu.

Doğrusu, MİT Müsteşarlığı'nın bu görevini de çok yadırgadım. "Çeşitli medya organlarında yer alan ve suç unsuru içeren haber, yorum ve iddialar" deniyor ki, olacak iş değildir. MİT işin bu yönü ile görev alanını bayağı genişletmiş görünüyor. Teşkilatın bu yöndeki girişimlerinin ("suç duyuruları") her zaman çok ciddiye alındığını tahmin etmek de zor değil...

"Niçin" diye sorsak, alacağımız cevap yine aynısı olacak: "Devletin bekası", "Devletin çıkarları" için..

MİT Müsteşarlığı'nın internet sitesinde özellikle dikkatimi çeken son sayfalar "Çocuk Sayfası" oldu. Çocuklara "Unutmayın! Ülkemizin ve teşkilatın sizlerin sevgisine ve desteğine ihtiyacı var!" şeklinde gerçekten anlamsız ve münasebetsiz bir çağrının yapıldığı bu sayfalar niçin, hangi amaca hizmet etmesi için hazırlandı anlamak mümkün değil. Çocuklarımızın gelecek için hayal ettikleri mesleğin "istihbaratçı" olması için mi? Her şeyden önce bir çocuğun (internette başka yer kalmamış gibi!) MİT Müsteşarlığı sitesinde ne işi olabilir ki? "Çocuk Sayfası"na iki de oyun yerleştirmişler. Bunların birinde çocuklara, bir adaya düşmüş olan oyun kahramanı Ahmet'in nasıl davranması gerektiği anlatılacak. "Çocuk Sayfası"nın bu bölümünde vakit geçiren çocuklar doğru cevaba ulaşınca, ekranda şu ödülü buluyorlar: "Ahmet'in adada hayatta kalmasına yardım ettiğiniz için teşekkür ederiz.."(!)

MİT Müsteşarlığı'nın internet sayfasından biraz önce aktardığım "dokunulmazlıklar" gibi çocuklara uzatılan bu el de çok can sıkıcı doğrusu...

Toparlayacak olursak: Bilmiyorum doğrusu -öğrenmeye de niyetim yok aslında- acaba MİT'in muadili sayılabilecek istihbarat örgütlerinin demokrasilerdeki benzerlerinin mensuplarına da sözünü ettiğimiz (ve edemediğimiz) "dokunulmazlıklar" tanınmış mıdır? Sorunun cevabı "Hem de nasıl?" ise, o zaman bu yazıda karaladıklarım onlar hakkında da olsun...(YENİŞAFAK)