Batman’da tarihin bir kez daha tekerrür ettiğine şahit olmaktayız. Zira kan ve gözyaşının adı olan cinayetler, bu sefer başka bahaneler ile işlenmektedir. Bir zamanlar ohal ve benzeri uygulama ve kanunlar ile kontrole alınmaya çalışılan bu cinayetler, şimdi orman kanunlarının devreye girişiyle tırmanışa geçmiştir. Güzel memleketimizde cinayet haberlerinin gazetelerin ilk manşetlerinde yer alması esef vericidir. Çünkü bu cinayetler sonucunda hem dünyamız hem de ahiretimiz bir anlık öfke sonucu tehlikeye düşmektedir.
İşin ilginç yanı da işlenen bu cinayetlerin birçoğunda, ölen ve öldüren kesimin birbirlerine yakınlığıdır. Bu ayrıca bir musibettir. Zira akrabalık bağının altına yerleştirilen bu dinamit, yıllar sürecek olan bir düşmanlığa sebep olacaktır.
Müslüman halkımızın öfkesini kontrol altında tutması için dini duygularını geliştirmesine gerek vardır. Çünkü hayat emaresi,İslam dininin ahlak ve kurallarından oluşan kanın damarlarda yer edinmesi iledir. Bunun aksi bir durumda yani damarlarında din mefhumu olmayan kimselerin birbirlerine yaşam hakkı tanıması pek ihtimal dâhilinde değildir.
Özellikle de son zamanda işlenen cinayetlerin mal mülk sebebi ile olması üzüntü vericidir. Zira mal mülkün cinayetler sonrasında zararı anlaşılmaktadır. Bin lira için işlenen bir cinayetten yüz kat zararla kurtulamadığımız anlar olmuştur. Bu sadece dünyevi olan bir zarardır. Az mal, çok ve oyalayan maldan daha iyidir. Zenginliğincinayet ve kâbusların ortaya çıkmasında hiç bir fayda vermez. (Çukura yuvarlandığı zaman malı onu kurtaramayacak.) (el-Leyl) Zenginlik mal çokluğu değildir. Bilakis gönül zenginliği gerçek zenginliktir. İşte durum böyleyken, aklımızı başımıza alıp, bir dünya menfaati için asıl hayatımızı tehlikeye atmamalıyız. Mal ve mülkün fayda vermediği o günde rabbimizin huzuruna ak bir yüzle, temiz bir kalple, çıkmaya gayret göstermeliyiz.
İşlenen bu cinayetlerin arkasındaki tek suçlu insan ve onun hırsıdır. Hırs insanı hayata değil de ölüme yaklaştırır. Zira hırsı çok yüksek olanların, boyunlarının kırılması daha da yakın olmuştur. Hatta insanın sahip olmadığı bir mala, haksız yere gözünü dikmesi sonucunda, gözlerin köreldiği ve ardından da fayda sağlamayacağı nedametleri doğurduğu gün gibi aşikârdır.
Mal hırsının verdiği zarar ve ölüme götüren yönleri, tehlikeleri ve dikenleri sonucunda çekilen silahlar bir ailenin yokluğuna sebep olurken, ardından da bir neslin birbirine kan düşmanlığını oluşturmaktadır.
Ka’b b. Malik radıyallahuanh, Rasulullahsallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu nakleder: “Bir koyun sürüsünün içine bırakılmış aç iki kurt, kişinin mal ve makam hırsının dinine verdiği zarardan daha fazla ona (sürüye) zarar verici değildir.”
Müslüman halkımızın memleketlerinde işlenen bu cinayetler sonrasına baktığımızda, borç kavgaları sonucunda işlenen bazı cinayetlere de rastlıyoruz. Cinayet sonrası zaten borç silinirken, eksilere ve hatta kan davalarının diyetleri ile iflasa gidildiği anlar olmaktadır. İşte Müslüman halkımızın bu tür durumlar da sabırlı olması ve hakkını cinayetlerin dışındaki bir yolla tahsiline çalışması gereklidir. Borçlu olan kimse de borcunu ödemede zorluk çıkarmamalıdır. Gerçekten ödeme yapamıyorsa, mal sahibi şu hadise kulak vermelidir.
“Her kim borçlu olan fakire mühlet verir yahut ondan alacağını bağışlayıp affederse, Allah onu kendi gölgesinde gölgelendirir.” Bu hadisi, Müslim rivayet eder.
Ebu Hureyre radıyallahuanh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu nakleder: “İnsanlara borç veren bir tacir vardı. Darda olan bir kimseyi görünce adamlarına “Onun borcunu bağışlayın; belki Allah da bizi bağışlar” derdi. Allah da onu bağışladı.” Bu hadisi, Müslim rivayet eder.
Müslüman olan halkımızın kardeşinin kanıyla rabbinin huzuruna çıkmaması temennisiyle…
(Batman Rehber)