Kemalizm denilen şey, din, hürriyet ve demokrasi dışında her türlü cereyana açık olan, her türlü izm'le bağışıklık sağlayabilen bir ucûbe rejimin adıdır.

Bu memlekete eğer komünizm falan lâzımsa...

Bu ülkeye eğer faşizm lâzımsa...

Millete eğer din lâzımsa....(*)

Bu vatana eğer milliyetçilik lâzımsa...

Bunları da Kemalistler getirir.

Doğrusu getirmişler de...

Daha doğrusu, her biri birer insanlık ayıbı olup, yer yüzünde kanlı vahşet tablolarının sergilenmesine sebebiyet veren bütün bu cereyanlara, Türkiye'deki Kemalistler vargüçleriyle çanak tutmuşlardır.

İşte bakınız, Kemalizm, doksan yıldır kesintisiz şekilde devam ededururken...

* Gün gelmiş, gençlerimiz Kemalizm şemsiyesi altında ırkçılık mânâsındaki menfî milliyetçilik batağına saplanmış; ardından, mâsum vatandaşların zararına olarak, zıt yönde bir başka ırkçılık damarının uyanmasına sebebiyet verilmiş.

* Gün gelmiş, ezan susturulup Kur'ân yasaklanmış, medreseler kapatılıp camiler haraç–mezat satışa çıkarılmış ve bu dehşetli mânevî boşluğun yol açtığı her türlü ahlâksızlığın revaç bulması için medyatik kanallarla büyük tahşidat ve teşvikât yapılmış, yapılmaya devam ediliyor.

* Gün gelmiş, dinin icaplarını yaşamak isteyenlerin ferdî, ailevî, içtimaî hayatı üzerindeki baskılar alabildiğine şiddetlendirilmiş, insanlarımızın giyim–kuşamına varıncaya kadar hayatlarının hemen her safhasına Kemalizm adına yine müdahalelerde bulunulmuştur.

* Gün gelmiş, her türlü baskıya rağmen yine de bastırılamayan bu milletin din, hürriyet ve demokrasi aşkına vahşice darbeler indirilmiş ve bu darbeyi yapanlar yine Kemalizme sığınarak paçayı kurtarmanın yolunu bulmuşlardır.

* Ve nihayet gün gelmiş, yine aynı Kemalizm adına faşizme dahi selâm durulmuş, faşist İtalyan siyasetine methiyeler düzülmüştür.

İşte size, bu son maddede zikredilen iddianın şaşırtıcı belgelerle ispatı...

Ortadaki kupürde, Cumhuriyet gazetesinin 22 Mayıs 1932 tarihli nüshasının ilk sayfasını görmektesiniz.

Gazetenin manşeti, açıkça görüldüğü gibi "Kemalist Türkiye'den Faşist İtalya'ya selâm!" şeklindedir.

Manşet haberiyle ilgili kullanılan fotoğrafta ise, ayyıldızlı bayrağın içerisine diktatör Mussolini'nin lideri olduğu İtalyan Nasyonal Faşist Parti'nin amblemi yerleştirilmiş görünüyor.

Bitişik resim olarak, ayrıca Benitto Mussolini ile İsmet Paşanın fotoğrafları Akdeniz haritasının iki tarafında kullanılmış.

Haberin detayında ise, ayrıca şu ifadelere yer verilmiş: "Başvekil İsmet Bey ile dost İtalya'nın faşist Başvekili Mussolini'nin Roma'da el sıkışması, iki milletin selâmet ve saadeti kadar Akdeniz'de sulh û müsâlemeti de temin edecek kudretli manivelâlardır.

"Başlı başına bir tarih yazılıyor.

"Faşist İtalya ile Kemalist dostluğun asıl kıymetini anlamak lâzım."

Cumhuriyet gazetesinin kurucusu, sahibi ve başyazarı konumundaki Yunus Nadi de, yazısında faşist İtalya liderine övgüler yağdırıyor ve ardı sıra şunları söylüyor: "İtalya'da İtalyan milletini asrın en mütekâmil bir cemiyeti haline yükselten Faşizmin gittikçe artan takdirlerine ve muhabbetlerine mazhar olmaktan kuvvet buluyorduk. Zâhirde, hatta biraz hissî bile görünebilecek olan bu mütekabil itimat ve muhabbettir ki, büyük İtalyan milleti ile inkılâpçı ve behemehal teceddüde azimkâr Türk milleti arasında en sağlam bir dostluğa müntehi olmuş oldu. Başvekilimizin Roma'yı ziyareti bu büyük dostluğun pek tabiî bir neticesi olduğu kadar, onu en samimi ve en parlak şekilde tes'it edecek bir tezahürdür. Her iki tarafın mensupları ne kadar memnun ve müftehir olsalar haklıdır."

İtalya'nın faşist lideri, yedi yıl kadar sonra kendisiyle birlikte ülkesini ve dünyayı ateşe vererek milyonlarca mâsumun ölmesine sebebiyet verdi.

Başvekil İsmet ve diğer bütün Kemalistler ise, dünyanın zalim cereyanları arasında daima güçlü görünenden yana olmuşlardır. II. Dünya Savaşı sürecinde de aynısını yapmışlar; önce (1939–43) Hitler–Mussolini ekseninde görünmeye çalışmışlar, onların mağlûbiyeti sürecinde ise (1944–45), dümen kırarak karşı safa geçme maharetini sergilemişlerdir.

Kemalistler, görüldüğü gibi faşizm, komünizm, nasyonalizm ve benzeri her türlü menfi rejimle temas kurup konjonktüre göre haşır–neşir olabildikleri halde, tek anlaşamadıkları, uyum sağlayamadıkları, hatta en sakıncalı olarak gördükleri dinî/kudsî cerayanları bastırmayı, ayrıca ülke genelinde hürriyet ve demokrasinin önüne türlü bahanelerle engeller koymayı, büyük bir maharet bellemişlerdir.

Bu vatanda, bir zamanlar Kemalizm "Türk'ün dini" şeklinde resmen lanse edilmeye çalışıldı.

Bu feci gerçeğin delilini, ispatını görmek isteyenler, tek parti devrinde yayınlanan Türk Dil Kurumuna ait "Sözlük"ün DİN maddesine bakabilir.

Orada, dinin sözlük mânâsı verildikten sonra, örnekleme kısmında aynen şu ifade zikrediliyor: "Kemalizm, Türk'ün dinidir." (TDK Türkçe Sözlük, 1946 basımı.)

(Yeni Asya)