CMK’nın 102. Maddesinin yürürlüğü girmesi, sistemin yıllarca ellerinde hiçbir delil olmadan sırf siyasi görüşlerinden dolayı hapishanelerde tuttukları sanıkların mağduriyetlerini, ‘dayı’sı ve parası olmadığından dosyaları bir türlü tozlu raflardan inmeyen insanların maruz kaldıkları durumlarının sorgulanması gerekirken işi başka mecralara çekmesini manidar buluyoruz.
Özellikle bulanık sisli-puslu havalardan nemalananlar yeryüzünün en ücra köşelerinde ahlaksızlığı, pisliği, kirli siyaseti ve entrikaları bu coğrafyalara taşıyanlar… Yıllarca sistemin içinde odaklanan ve ahtapot gibi her tarafı saran çetelere, asit kuyularında insanları öldüren jitemcilere, ormanları silah depoları ile dolduran yıllarca ‘kardeş kanı’nın durmaması için ihtilafları körükleyen, pis kokusu nerede ise tüm ülkeyi zehirleyecek olan Ergenekonculara çanak tutan basının her zaman olduğu gibi yine bu tahliyelerle ilgili mütedeyyin insanlara karşı olumsuz tavrı değişmedi.
Tahliye edilenler arasında PKK’cisi, TİKO’cusu, çetecisi her nevi adli suçlusu olmasına rağmen bütün saldırgan bakışlarını birkaç HİZBULLAH sanıklarına odakladı ve bu sanıklar üzerinden salyalarını akıttılar.
Allah aşkına bu HİZBULLAH nedir ki her gündeme geldiğinde haydut ve zalimlerin dizlerinin bağı çözülüyor, hakikate karşı dilleri lal oluyor? Şeytan ve dostları, zalim müstekbir ve yardakçılarının yüreklerine korku salıyor, cin çarpmışçasına deliye dönüyor, hiçbir hak ve hukuku gözetmiyorlar.
Siz, domuz bağları ve mezar evleri gibi ipe sapa gelmeyen iftiralarla HİZBULAHİLER’i nasıl halkın gözünden düşüreceğinizin hesabını yapacağınıza; karanlık odaklarınızın bölgede estirdikleri terörü… Cezaevlerindeki itirafçıları bir gecede çıkartıp ellerine tutuşturdukları silahlarla katledilen imam Molla Gıyasettin’in infazını… Susa Camisi’nde işlenen vahşeti… Yüz seksen gün gözaltılarda işkenceden geçirilen insanların feryadını ve bu hukuksuzlukları dillendirmeniz Hakkaniyet adına daha doğru bir yaklaşım değil midir?
Sizin bu domuzların nasıl insanlık tarlasına girip, yukarda binlercesinden sadece birkaç örneğinin olduğu gibi yapılan insanlık dışı eylem ve fiilleri sorgulamanız daha yerinde bir iş olmaz mı?
Kısacası;yıllarca nemalandığınız, rant elde ettiğiniz sistemin bölgedeki politikalarını sorgulamanız daha akılcı değil midir?
Ülkemizin hali hazırdaki vaziyeti ve zalimlerin işledikleri cürümler bütün canlılığı ile ortada iken yalan ve iftira kampanyalarınız hiçbir zaman vicdan sahipleri üzerinde bir etki yapamayacaktır. HİZBULLAH’ın meydan mitingleri bunun ispatıdır.
Herkes torbasında ne varsa ortaya döksün. Çünkü konuşuldukça, birileri saldırdıkça Hizbullah-i Müslümanların haklılığı gün yüzüne çıkıyor. Baksanıza yıllarca kamuoyunu yanıltarak Ergenekon ve perinçek ağzı ile konuşan ‘apo’ en son yaptığı; “Bu Hizbullahçıların bırakılması tesadüf değildir. Bazı şeylerin hazırlığı yapılıyor olabilirler… Demokratik Kürt hareketini siyasal İslam’la bitirmek için yapılan bilinçli politikalardır ve birbiriyle bağlantılıdı… Hizbullah meselesini takip etmeye çalışıyorum. Bu nasıl olur, Diyarbakır'a nasıl yaparlar bunu! Diyarbakırlılar buna nasıl müsaade eder? Bu katilleri, canileri, vahşice cinayet işleyenleri bırakıyorlar ve halaylarla, kutlama havasında karşılanıyorlar! Bütün bunlar Diyarbakır'da oluyor… Bu adamlar sıradan suçlular değildir. Bu katilleri öyle sıradan suçlularmış gibi bırakamazlar… Kongre ve Amed Konseyi toplanmalı, meşru savunmayı tartışmalıdır. İşte Hizbullahçılar bırakılıyor… Kongre ve Amed halk konseyi toplanıp bütün bunları tartışmalı. Meşru savunma işte budur. Bu şekilde toplanıp tartışmak, tehlikenin farkında olmak gerekir. Gerektiğinde işte halkımız sokağa dökülüyor ama bu katiller böyle bırakılırken niye sessiz kalınıyor, mitingler, yürüyüşler yapılmıyor? Her şey benden beklenmemeli, her şeyi benim mi söylemem lazım, kendileri bunları düşünmelidir. Bir yandan devlet bir yandan örgüt herşeyi benden bekliyor… Diyarbakır'ın bütün kesimleri gelip yerini alabilirler, orada her şeyi özgürce tartışabilmelidirler. Bu Hizbullahçılarla da konuşulur, diyaloga geçilir, eğer eski tarzlarında devam etmeyeceklerse, özeleştirilerini yapmışlarsa, hatalarından ders çıkarmışlarsa, bundan sonra kendilerini legal olarak ifade edeceklerse onlar da çağrılır, hem Konsey'de hem Kongre'de kendilerini temsil edebilirler. Eğer eski tarzda devam edeceklerse o zaman meşru savunma, öz savunma devreye girer, onlara Diyarbakır'da yer verilmez’’açıklamasıyla kendisini suçüstü yakalattırmıştır. Umarım ki hakikate ulaşmak, gerçekleri görmek isteyenler için daha fazla söze mahal bırakmaz!
Değişmeyen hakikat yine bize şunu idrak ettirdi ki;ne zaman Müslümanları sevindirecek bir gelişme olsa şeytan ve dostlarının yüzü asılmış, üzerlerine soğuk su dökülmüş bir hal, öfkeleri deniz dalgaları gibi kabarmış, hakikate alışık olmayan dillerinden salyalar boşalmıştır.
Onlar bu hal üzere cehennemi bekleye dursun, dünyanın her yerinde Müslümanlardan gelen iyi haberlere sevindiğimiz gibi HİZBULLAH sanıklarının tahliyelerinin ailelerini, dostlarını, dava arkadaşlarını ve tüm Müslümanları sevindirdiğini bilsinler.
Edip Gümüş Ağabeyimizin belirttiği gibi; Müslümanların her şart ve koşulda vazifesi Allah’a kulluk görevlerini ifa etmektir. Birilerinin Müslümanları kendilerine rakip görmeleri siyasi nüfuzlarını kaybetme telaşına düşerek anormal refleks vermesi bu gerçeği değiştirmez.
(YÜKSEKOVA AJANS)