Tabiatın diliyle kışın geride kaldığı, baharın müjdecisi newrozun yakınlaşması, kendisini Rabbimizin emri gereği kışın bütün zahmet ve külfetini sinesine çekip; yemyeşil, cıvıl cıvıl, rengârenk her yeri; çorak toprakları, dağları, bayırları süsleye dursun maalesef bu mahzun ve mazlum coğrafyada yaşayan Müslümanlar olarak beklediğimiz bahar, tabiatın baharı kadar gelişi o kadar ne kolay geliyor, nede zulüm ve baskı altındaki hayatımızda çabuk umutlar yeşerebiliyor.

Nasıl gelişine sevineceğiz ki bahara... Hala gözlerimizin önünde canlanırken mart ayının o karlı, yağmurlu ve çamurlu günlerinde o kolay kolay geçit vermeyen dağlarında kurtarabildikleri kundaktaki çocukları sırtlarına omuzlamış, gerilerinde tarumar edilmiş köy ve kasabaları, Halepçe’nin bağrına kimyasal silahlarla katledilen mazlum Kürt Kardeşlerimizin talihine mi? Hama’da katliamdan geçirilen onbinlere mi, Sabra – Şatilla, Bosna Hersek, Çeçenistan, Doğu Türkistan, Gazze’ye mi? Afrika, Afganistan, Pakistan, Irak velhasıl Müslüman coğrafyasını kana ve katliamlara bulayan bu haçlı zihniyeti bütün canlı tanıklığı ile ortada dururken, baharın gelişi gönül dünyamıza nasıl bir renk açsın ki?..

Olsun… Her şeye rağmen dik durmalıyız. Vurulsak da, dışlansak da, hakir ve hor görülsek de çiğnetmemeliyiz insanlığın ve müslümanlığımızın unurunu. Sinelerimizin derinliklerinde saklayıp, akıl ve vicdanımızı zulme bulaştırmadan, yeryüzünün bütün katliamcı, işgalci ve müstekbirlerine inat, renk cümbüşü gibi açacağız. İnadına kirli politikalarına, sinsi oyun ve emellerine teslim olmayacağız…

Ey zulüm ile yaşamayı kendine şiar edinenler! Siz her gün mazlum ve mustazaflara yaptığınız zulümlerden dolayı, hesap vereceğiniz günün korkusu ile bekleye durun… Şunu çok iyi bilin ki; Sizden hesap sormayı bekleyen mustazafların bekleyişi daha çetin olacaktır.

Dünya zalimlerine karşı yükselen ses ve mazlumların dayanışması, zalimlerin yıldızının doğmamak üzere batacağının müjdecisi olacaktır inşallah. Gelişmeler şunu gösteriyor ki; bu zalimlerin yaptıkları, tarihin kara sayfalarında kalmayacaktır. Mustazaf-Der’in 15–21 Mart tarihlerini ‘‘Dünya Mustazaflar Haftası’’ ilan etmesi, bu saygın sivil toplum kuruluşunun geniş yelpazede çeşitli etkinlik ve toplantı, konferans, sine vizyon, sergi ve tiyatrolarla dünya mazlumlarını anıp, canlı bir şekilde kamuoyunun gündemine getirmesi ve akabinde diğer STK’ların da bu halkaya katılmaları inşallah kamuoyu ve halkımızı bu etkinlikler sayesine kuklalarıyla beraber zalim aktörleri de deşifre ederek, dost ve düşmanını daha iyi tanıma fırsatını bulur.

Bütün bu tarihi vakalar bir film şeridi gibi gözlerimizin önünde canlılığıyla geçerken, yürek hüzünlenmekte, umutlar solmakta, duygular yalnızlaşmakta… Derken mazlumların zinde ve dimdik bahara hüzünlüde olsa kavuşmaları, her kışın bir baharının olacağını bize müjdelemekte.

Keşke newroz kedisine çağrıştırdığı anlama uygun, bu coğrafyanın manevi iklimine uyumlu, doğanın müjdelediği baharı, zulüm kokan beldelerimizde zalime karşı bir birlik ve başkaldırı, mazlumların ve ezilmişlerin dayanışması içerisinde geçip, yakılan ateşler zalimin zulmünü yakmayı, yakılan meşaleler topluma ışık yakan meşaleler olsaydı

Birileri bugün newrozu olduğundan farklı bir yöne çekip, batı tipi karnaval havasından geçirmesi, ideolojilerinin uygulama arenasına dönüştürmesi, ruhuna ve felsefesine aykırı bir fiil olmamasını temenni ederdik...



M. REŞİT ÖZBEK