Allah Azze ve Celle’nin adıyla…
Ne kadar da hakperest, hukukperest, insan hak ve hukukuna meftun insan varmış meğer!.. İnsan hakları söz konusu olunca ne kadar da cesur insanlar varmış da haberimiz yokmuş!.. Vicdan azabı çekenler, uykuya hasret kalanlar, olanları bir türlü anlayamayanlar, ortaya çıkanlara karşı üç maymunu oynayanlar, yaşananlara inanamayanlar, bu sürecin bir rüya olduğuna inananlar…
Söylediklerine, yazdıklarına ve anlattıklarına bakılınca, hukuktan yana oldukları ve tek dertlerinin de insan hak ve hürriyetleri olduğu sanılır. Oysa onları tanıyanlar için bunun böyle olmadığı yakinen bilinir. Çünkü Cemaziyelevveleri bilinmektedir. Dertlerinin hukuk olmadığı, hukuku sadece bir araç ve kamuflaj olarak kullandıkları aşikardır.
Tutukluluk süresinin makul olmadığını ve cezaya dönüştüğünü söyleyenlerin, neden bunu sadece Ergenekon söz konusu olduğunda dillendirdiklerini merak ediyorum doğrusu… Sorunun yeni olmadığını bilenler bilir zaten.
4 sene, 5 sene, 6 sene, 7 sene, 8 sene, 12 sene, 13 sene, 14 sene tutuklu olarak yargılanan insanlar var bu ülkede ve nedense bundan şikâyetçi olanların bu hususta bir çift laf söylediklerini duymadık.
Uzun yargılanma sonucunda karar aşamasına gelindiğinde, yatılan süreye göre cezalar verildi bu ülkede. Sırf tazminat davaları açılmasın diye. O zaman da bu zevatın gıkı çıkmadı. Tek kelime etmediler. Belki de bu durumdan hiç haberdar olmadılar, olmak istemediler. Maşallah şimdi bu hususta bakıyorum aslan kesilmişler, atıp tutuyorlar, kendilerine ait programlarda birbirlerini ağırlayıp, birlikte çalıp söylüyorlar. Tabi kimse çıkıp da yüzlerine karşı “ Daha önce nerelerdeydiniz? Sorun bugün mü ortaya çıktı ki, şimdi gündeme taşıyorsunuz?” diyemiyor. Kim bilir belki de düğmelerine basılmış, kutsal görevlerini ifa ediyorlar. Ne de olsa bu konuda 28 Şubat sürecinden tecrübeliler.
6–7 ay boyunca gözaltında kalan ve bu süreçte vahşi işkencelere maruz kalan insanlar var bu ülkede. İtiraz edeni duymadık. Bilakis alkışlandı bu vahşi muamele.
Bilgisayar çıktıları delil kabul edilerek, binlerce insana örgüt üyeliğinden birkaç yıllık cezalar verildi. Herkes üç maymunu oynadı. Hukukun bir gün kendilerine de gerekeceğini hiç düşünmediler. Kirlettikleri hak ve hukuka muhtaç olacakları akıllarına hiç gelmedi. Şimdi “Bilgisayar çıktısı delil olur mu hiç” demeye başladılar.
Yargıtay’ın verdiği kararla yüzlerce insan tahliye edildi; ama sadece 10–20 Hizbullah mensubunun tahliyesi öne çıkarıldı. “ bıraktınız, bari kaçırmayın!” gibi rezilce manşetler atıldı. Mütedeyyin insanlar rahatsız edildi günlerce. Yeni operasyonlar yapıldı; ama eski mahkûmlar yakalandı. Kimse çıkıp da “ Neler oluyor? Böyle şey mi olur?” demedi.
Buna benzer binlerce olay yaşandı; ama bugün şikâyet edenlerden bunlara yönelik bir tepki gelmedi. İstisnalar hariç tabi.
Şimdi ise devran değişti. Dünün kudretlileri bugün güçlerini yitirdiler ve hesap verme durumuna geldiler. Artık kirletip kirletip, buruşturup buruşturup attıkları ve hiç takmadıkları hukuka sarılmaya başladılar, avaneleriyle beraber. ”Bu kadar uzun tutukluluk olur muymuş? Bu düpedüz ceza!” demeye başladılar. Daha önceleri de bunu dile getirmiş olsalardı ve buna uysalardı, söylediklerinin bir değeri olabilirdi. Ama heyhat!
Hukukun bir gün herkese gerekeceği gerçeğini gözden ırak tutmamak gerekir. Dünyada ve ülkemizde yaşananlar bunun en açık ve çarpıcı göstergesi. “ Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste” diye boşuna söylememişler.
Ne diyelim daha. Rabbimden temennim, bütün zalimlerden hesap sorulduğunu ve hak ettikleri cezayı çektiklerini biz mazlum kullarına göstermesidir.
(Mardindosthaber)