Ne zamanki garip olarak yaşamak istediğimizde bize dünyalarımızı ve kuvvetlerimizi geri veren Allah’a (c) hamd olsun. İnsanlar içerisinde en çok garip kalan Peygamberimiz’e selat ve selam olsun.
Konumuzun içeriğini Peygamberimiz’in(s) bir hadis-i şerifi oluşturmaktadır. Ebu Hureyre (r) rivayet ediyor: ‘‘İslam garip (yabancı) olarak başladı, yine garip hale gelecektir. O gariplere müjdeler olsun’’ diye buyuran Peygamberimiz’in (s) bu hadis-i şerifinde geçen ‘garip’ sözcüğünün anlam itibarı ile -bilerek veya bilmeyerek- yanlış anlaşılmalara yol açabilecek yorumlamaların yapıldığını belirtmek istiyorum.
Buradaki ‘garip’ sözcüğü bizim günlük hayatta kullandığımız anlamından uzaktır. Kişinin fakir olması, kimsesinin olmaması, gücü yetene buyun eğmesi, kendisine acınılan kişi… gibi anlamlar içermemektedir.
Bazı çevrelerin ‘‘Biz bu din yüzünden geri kaldık, ilerlemedik. Din yüzünden garip hale geldik.’’ gibi safsata ve söylemlerine karşı biz İslam tarihine tarihsel bir süreç ve tecrübeyle/birikimle baktığımızda ‘garip’ sözcüğünün bu gibi safsata ve söylemlerden tamamen uzak olduğunu görürüz.
İnsan bazen gerçekleri söylerken garip olabildiği gibi bazen de gerçekler karşısında garip kalmışlardır. Biz konumuzu bu iki açıdan ele alacağız.
Peygamberler insanları kula kul olmaktan çıkarıp bir olan Allah’a (c) davet ederlerken, putları terk etmelerini söyleyip tevhid dinine çağırırlarken yani İlahi daveti insanlara götürürlerken garip kalmışlardır. İnsanlar-azı dışında- bu peygamber olduklarını söyleyenlerin garip (yabancı) bir şeyler söylediklerini sandılar.
Hz. Nuh (a), O’na –çok azı dışında- iman etmeyen ve yıllarca direnen halkı karşısında garipti. Çöl olan bir beldede gabya inanmayan halk Allah’ın azabını(tufanı) inkâr etmemişler miydi, Hz. Nuh’un(a) söylediklerini garip karşıladıkları gibi gemi yapmasını da garip karşılamamışlar mıydı?
Hz. İbrahim’e (a) kavmi iman etmemişlerdi ve İbrahim(a) tek başına bir ümmet olmuştu. İnsanların putları terk etmelerini, akıllarını kullanmalarını ısrarla söylerken kavmi Hz. İbrahim’in(a) söylediklerini garip karşılamamışlar mıydı? Hz. İbrahim(a) garipti, garip kalmıştı.
Hani iyi bir makam ve mevkileri olan, devlet yönetiminde üst düzey yöneticiler olan mağara gençleri (Ashab-u Kehf) Hakkı, zalim sultan ve dalkavuklarına karşı haykırırlarken garip kalmamışlar mıydı?
İnsanlar içerisinde en çok garip kalan Peygamberimiz’in (s) hayatından sadece bir safhaya bakalım. Daha peygamber olmadan kendisine ‘‘yüce ahlak sahibi, faziletli, adalete riayet eden, doğru sözlü, güvenilir kişi’’ yani ‘‘El –Emin’’ demişlerdi. Ne zaman kendisine peygamberlik verildi ve Hakkı tebliğ edince, insanlar garip (yabancı) bir şeyler söylediğini sandılar. O güne kadar saygı gören ve sevilen insan artık garip kalmıştı.
Peygamberimiz’e (s) iman eden, etrafında pervaneler gibi dönen, O’na itaat eden, bu uğurda malını seferber eden, hicretler yaşayan ve canını verenler gariplerdi.
Peygamber öldürmeye giden Hattab’ın oğlu Ömer Allah’ın kelamını dinleyince teslim olmuştu. Darunnedve ehli tarafından garip kalmıştı. Artık Hz. Ömer (r) de garipti.
Sahabiler garipti. Aileleri, kabileleri ve kendi milletleri onların yaşadıklarına ve söylediklerine garip baktılar. Ne zamanki onlar bu hal üzerine sebat edip ve Allah’tan kuvvet istediklerinde, insanların İslam’a dalga dalga girmelerine vesile oldular.
Tarih boyunca dünyanın her köşesinde birçok davetçi garip karşılanmıştır. İnsanların garip baktıkları İslam’ı öğrenmeleri, anlamaları ve yaşamaları için kendi canlarını bile feda etmişlerdir.
Garip olmalıyız;
Bizler garip olmayı istemeliyiz. İslam tarihi göstermiştir ki garip olmak ‘teslim olmak’ ile eşdeğer hale gelmiştir. Çünkü sadece Hakka teslim olduğumuz için garip karşılanmışız.
Bizler garip olduğumuzda bunun hayatımıza etkisinin olacağını unutmamalıyız.
İşimizde, okulumuzda, sokaklarda garibiz. Bazen kendi ailemiz içerisinde dahi garibiz. Ne zamanki insanlar dini yaşamadılar, kendi heva ve heveslerinin peşlerine düştüler ve yine ne zamanki İslam onlardan uzaklaştırıldı ise insanlar İslam’a garip (yabancı) baktılar.
İnsanlar bize ‘sen aşırı oldun’ deyip uzaklaştıklarında ve imtihan üstüne imtihanlar yaşadığımızda şu hadis-i şerifi unutmayalım: Peygamber, sahabilerine ‘‘Bir zaman gelecek sizler o zamanın müslümanlarını görseydiniz bunlar müslüman değiller diyecektiniz. Onlar ise sizleri bu hal üzerinde görselerdi bunlar delidir diyeceklerdi.’’
Bu zamanın delisi olmalıyız ki garip olabilelim.
Rabbim! Bizi gariplerden eyle ve bizim garipliğimizi arttır. Biz biliyoruz ki bunu istediğimiz vakit evet işte o zaman İslam geri dönmüş olur.
O gariplere müjdeler olsun (Tuba lil ğuraba)
MAHKUM ÇAĞIRMA / YÜKSEKOVA AJANS