Şubat ayının ikinci haftasında Amerika'da Cumhuriyetçi Kongre üyesi Dana Rohrabacher'in özel oturumda Belucistan'la ilgili Kongre'ye sunduğu ve Belucistan için kendi geleceğini belirleme hakkını içeren karar tasarısı orta ve uzun erimde Belucistan'ın kendisini pay etmiş olan Pakistan, İran ve Afganistan için istikrarsızlık kaynağı olacağının işaretlerini veriyor.

Düz bakışla pek fark edilmese de Belucistan oldukça stratejik bir konuma sahip ve tabi kaynaklar yönünden zengin bir bölge.

Aslında kendini bölüşmüş üç ülkenin de, yani Pakistan, İran ve Afganistan'ın yumuşak karnını oluşturuyor. İran'ın Güneydoğusu, Pakistan'ın Batısı ve Afganistan'ın Güneybatısının kesiştiği bölgeler Beluçistan'ı oluşturuyor.

Belucistan bölgesinde çoğunluğu Sünni Hanefi 10 milyona yakın bir nüfus bulunuyor.

Pakistan tarafında federal bir yapı var ve Belucistan eyaleti Pakistan'ın dört eyaletinin en büyüğü. Toprağı ise Pakistan yüzölçümünün neredeyse yarısına eşit.

İran tarafında ise coğrafi bir tanımlama ile Sistan ve Belucistan bölgesi var.

Afganistan'da ise yüz – 200 bine yakın bir Beluc nüfus Hilmend vilayetinde yaşıyor. Beluc adıyla Afganistan'da bir vilayet yok.

Belucların yaşadığı coğrafya çöller ve yarı çöllerden oluşuyor. Bu üçgende kaçakçılığın oldukça yaygın olduğunu da söylememiz gerekiyor. Çoğu zaman konusuz topraklar da desek haksız sayılmayız.

Beluçistan'ın oldukça stratejik bir konuma sahip olduğunu söylemiştik.

Sovyetler Birliği Afganistan'ı işgal ettiği dönemde sıcak denizlerle arasında sadece Belucistan kalmıştı ve Belucistan'ı elde etme planları yaptığı öne sürülüyordu.

Ama Sovyetler Afganistan'da yenildiler ve sıcak denizlere bu kadar yaklaşmışken geri çekilmek zorunda kaldılar.

Belucistan'ın önemi Sovyetler'in çökmesinden sonra daha da arttı: Orta Asya ve Afganistan'ın açık denizlere ulaşması için en kısa rota Belucistan üzerinden geçiyordu. Afganistan'daki iç savaş buna fırsat vermediği için bu rota hiç kullanılamadı.

Aslında Pakistan'ın Taliban'ı o dönemde devreye sokmasına bir kere de bu gözle bakmak gerekir. Pakistan bu rotayı açıp kullanmak istedi ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Afganistan'da istikrar sağlanması durumunda bu rota halen Orta Asya'nın açık denizlere ulaşmasının en kısa ve en kolay yolu durumuna gelecektir.

Şu da var ki, son dönemde Belucistan kendisini paylaşmış üç ülkeden özellikle ikisi için yumuşak karın oluşturuyor: Pakistan ve İran.

Belucistan, 1947'de kurulduğundan bu tarafa Pakistan'a direndi. O tarihten günümüze kadar yedi dönem çatışma yaşandı ve hala da yaşanıyor. Hindistan Belucistan'ı Pakistan'ı istikrarsızlaştırmak için önemli bir yumuşak karın olarak kullandı. Bu çatışma zaman zaman şiddetlenip zaman zaman hafifleyerek günümüze kadar geldi.

İran tarafında ise başka bir faktöre değinmekte yarar var: Mezhep. İran'ın bu bölgesinde yaşayan Müslümanlar Sünni Hanefi mezhebine mensuplar. Afganistan'daki Sovyet savaşından sonra İran'daki Sünni Müslümanların hakları için savaştığını söyleyen gruplar ortaya çıktılar. Bölgede İran için bir istikrarsızlık unsuru oldular.

Şimdi, ABD bu bölge için resmen "geleceğini belirleme hakkı" ve hatta bazıları daha da ileri gidip "bağımsızlık" düşünceleri gündeme getirerek bir taşla üç kuş vurmak istiyorlar.

İran, Pakistan ve Afganistan egemenliği altındaki topraklar için bağımsızlık istemek bu her üç ülkeyi de derinden etkileyecektir.

Belucistan meselesine Amerika'nın da burnunu sokmaya başlamasıyla İran – Pakistan – Afganistan üçgenindeki Beluçistan'ı istikrarsızlaştırma faaliyetlerinin hız kazanması beklenir.

Belucistan bu üç ülke için önümüzdeki dönemde önemli bir imtihan olacağa benziyor.

YENİ ŞAFAK