Aslında son zamanlarda dilimizde buna "Beyin yıkama" denir. Halbuki her beyin, bu dünyaya tertemiz, bembeyaz olarak gelir.
Temizliği ve dürüstlüğü anlatmak için "Bir çocuk kadar temiz" diyoruz veya "Çocuk masumiyeti" deyimini kullanıyoruz.
İslam dinine göre bütün dünyadaki çocuklar İslam fıtratı üzeredirler ve masumdurlar. Dili, ırkı, rengi, bölgesi, uyruğu ne olursa olsun İslam fıtratı üzeredirler. Sevgili Peygamberimiz: "Her doğan çocuk İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra anne-babası onu ya Yahudi, ya Hıristiyan veya Mecusî yapar." buyurur. (Buhari, Sahih, cenaiz 80-92, Müslim, Sahih, Kader 25, Tirmizi, Sünen, Kader 5)
Hadisi şerifte "Anne ile babası yani çevresi onu Müslüman yapar" demiyor. Çünkü dünyadaki bütün çocuklar Müslüman dırlar.
İlk yaratılışta suların berrak, havanın tertemiz, toprağın pırıl pırıl olduğu, zamanla insanlar tarafından kirletildiği gibi tertemiz yaratılan beyinler de zamanla insanlar tarafından kirletilebiliyor.
Yıkanmış tertemiz elbise giymekten huzur buluruz. Ondan rahatsız olmayız ama üzerimize atılan veya düşen bir kirden hoşlanmayız ve derhal o kirden kurtulmaya çalışırız.
Onun için "Beyin kirletme" deyimini kullandım. Beyin kirletme operasyonunda bazen kişinin inancına yönelik kirletme operasyonu yapılmıyor. Hatta "Biz, bu kuruma inançsız insanı almıyoruz" diyorlar. Ancak bu inançlı insanın davranışlarını etkiliyorlar. Üniversiteyi bitirdikten sonra Amerika ya eğitim ve öğretim için gidenlerden bana uğrayanlara "Abdestsiz gezmemeye, namazlarını vaktinde kılmaya, haram yememeye ve yalan dememeye, Amerika da faaliyet gösteren İslami cemaatlerden hangisiyle karşılaşırsa, hiç ayırım yapmadan doğru işlerinin yanında olmaya ve Müslümanlardan uzak kalmamaya" dikkat etmesini öğütledikten sonra Amerika ya gitmeden önce çok sevdiği dostlarının bir listesini defterine yazmasını, ara ara onlara telefon, mail, kartpostal göndererek dostluğu tazelemesini ve oradan dönüşte bunların hepsini ziyaret etmesini anlatıyorum.
Çünkü oraya gidip de dininden dönen tek adamımız yok bizim. Hatta dini konularda daha hassas oluyor ama eski arkadaşlarıyla görüşmüyorlar.
Eski dava arkadaşları için "Bunlarla olmaz" diyerek Amerika görmüş arkadaşlarıyla yeni bir ortam meydana getiriyorlar. Hormonlu düşünceler ve hayat tarzlarına İslami elbiseler giydirerek yeni bir çevre ile hayatlarını devam ettiriyorlar.
Beyni kirletilmiş bir yazarımızın on makalesini okusanız, Amerika nın içkili lokantalarını, içkilerinin isimlerini, şişelerinin estetik duruşlarını görmüş gibi olursunuz ve ondan sonra Türk lokanta veya meyhanelerinden hangisine giderse gitsin bin türlü tenkit yazısı yazabiliyor.
Bir diğeri de bir başka rezaleti fazilet olarak sunabiliyor. Gidemeyenler de internet sitelerinden beyinlerini kirletme işlemine tabi tutuyorlar.
Dünyayı değiştirme ve yeni bir nizam verme yolunda yorulan, üzülen, bozguna uğramış, bezgin nice sağcı ve solcularımız, "Amerikasız olmaz" kanaatine varmışlar ve fikirlerinden dönmeden onlara hizmet sunma yarışına girmişler.
Wikileaks ın yayınları bunları ele vermeye devam ediyor. Kızıl pelerini görünce saldıran arena boğası gibiler. Boğa, boğalığından vazgeçmiyor.
Ama Matador u ve kırmızı pelerini görünce saldırıyor. Beyni kirletilen ama sağcı veya solculuğunda devam eden bazı insanlarımız da "İslam, Müslüman, Kur an, Kurban..." kelimelerine karşı saldırıya geçme, bu kelimelere veya bunlara inananlara karşı saldırıya geçenlerin yanında yer alma zorunda kalıyorlar. Çağımızda kullanılan "Beyin yıkama" deyimi bir insani düşünceden uzaklaştırıp başka bir insani düşünceye geçirmek olarak algılanır.
Komünistler, beyin yıkayarak gençleri, siyasileri ve halkları kapitalizme karşı birer kalkan ve silah haline getirirken, kapitalistler de komünistleri aynı yöntemlerle beyin yıkayarak sömürgen hale getiriyorlardı. İkisi de beyin kirletme işlemini yapıyor.
Bir insanın kirli düşünceleri alınıyor, öbür insanın kirli düşünceleri enjekte ediliyor.
Ya tertemiz beyinler komünist veya kapitalist insanların beyin salgısıyla kirletiliyor. Veya kirlenmiş beyinlerden komünistlerin beyin salgısı alınıyor, kapitalistlerin beyin salgısı salınıyor.
Üzerinize sıçrayan kapitalist kanını komünist kanıyla yıkayamadığınız gibi aksini yapsanız yine yıkayamazsınız. Beynimiz de öyle.
Hangi insani düşünceyi benimserseniz kimliğinizi kaybetmiş olusunuz. Onun için Sevgili Peygamberimiz, bütün insanlık alemine "Lâ ilâhe illallah" deyin kurtulun" derken bir insan olarak kendini ve kendi fikirlerini değil, beyinleri yaratan Rabbini ve onun elçisini tebliğ ve telkin ederek kirlenmiş beyinleri temizliyordu.
Milli Gazete