Irak'ta, Afganistan'da, Filistin'de milyonlarca Müslüman katledilirken, katillerden para alan aydınlar, katillerin payandasıyla ayakta duran siyasiler bu cinayetleri demokrasi boyasıyla göz boyadıkları bu dönemde sevgili peygamberimizin getirdiği İslam dinine insanlık ne kadar muhtaç...

Rabbimiz, Maide suresinin 32'inci ayetinde "Haksız yere bir adamı öldüren bütün insanları öldürmüş gibidir" buyurur. Sevgili peygamberimiz de "Müslüman bir insanın öldürülmesinden, (insansız) bir dünyanın yok olması Allah katında daha ehvendir" buyurmuş. (Tirmizi, Diyat 5, İbni Mace, Diyat,1)

Bu imanla büyüyen İmamı Gazalinin hocası, İmam-ül Harameyn-el Cüveyni (Hicri 419-478) "Bir damla kanla bir dünya tartılsa kan ağır gelir" der. (el-Ğıyasi, s:256) Aynı ma'nayı İmam Gazali de el-Müstasfa 1/314 de tekrarlamış. Aynı kültürden sulanan Mehmet Akif merhum da:

"Bütün dünya için bir damla kan çoktur" diyorlar, sen,

Şu ma'sum ümmetin seller akıttın hûn-i pâkinden" deyivermiş."

Alemlere rahmet peygamberi olarak gönderilen sevgili peygamberimiz, bir gün hasta olduğunu öğrendiği bir Yahudi gencini ziyarete gider ve hastalığının ağır olduğunu görünce delikanlıya Müslüman olmasını teklif eder.

Delikanlı babasına doğru bakar. Babası da "Ebul Kasım'ın dediğini tut" der. Bunun üzerine delikanlı Müslüman olur. Sevgili peygamberimiz: "Bu delikanlıyı ateşken kurtaran Allah'a hamdolsun" der. ( Buhari, Cenaiz, bab 78, hadis: 1290)

Rahmet yanmaz, rahmet değişime uğramaz.

Rahmet peygamberinin rahmet ümmeti, gam yükünü, günah yükünü, imansızların maddi manevi baskılarını "Allah var, keder yok", "Hasbünallah ve ni'mel vekil" haplarıyla üzerinden atar.

Bir anda milyarlar kazansa gönül grafiğinin ibresi yukarı doğru yükselmez. Milyarlar kaybetse gönül grafiğinin ibresi aşağı doğru düşmez. Her iki halde de düzenli hareket eder.

Dünyanın bütün ajanları, mafya babaları, kiralık katilleri, üzerine gelse hepsinin gücünün toplamı Rabbinin kudreti karşısında sinek pisliği kadar yer tutmayacağını bildiğinden, gönlünde boş yer olmadığından korkuya kapılmaz.

Öldürseler ten kafesinden kurtulur. Kafesten kurtulan bülbül gibi sevinir. Malına el koysalar "imtihan sorularımı azalttılar" diye sevinir. Dövseler "Günahlarımı çırparak döküyorlar" diye sevinir.

O, bütün hücreleriyle, benliğiyle Rabbinin rızasına kilitlenir. "Karıncanın gönlünü kazanırsam Süleyman'a (a.s) layık olurum, bir köpeğe su verirsem Ashabı Kehf'e arkadaş olurum. Bir deveye yem verirsem Salih aleyhisselamla beraber olurum. Bir kediyi okşarsam Ebu Hüreyre (R.A) ile olurum. Bütün insanlara Rabbimin rahmeti olan ayetleri rahmet gibi yağdırır gönüllerinde iman çiçekleri açtırırsam peygamberime komşu olurum" diye her adımı atışında, her bakışında Rabbine rağbet eder.

Hiçbir zorluk onu yolundan alıkoyamaz. Yolu denize uğrasa Musa gibi geçer.

Hapishaneye uğrasa Yusuf gibi orayı medreseye çevirir.

Ateşe atsalar İbrahim'in gülistanına dönüşür.

Her bir zorluk için iki kolaylık olduğunu bilir. (İnşirah suresi: 6-7)

Olayların zor tarafını kolaya çevirir. Gözünün önüne olumsuzlukları dikmez. Gönlü hep olumlu ve kolaylıklar sergiler.

İşini bitirirse ibadete kalkar. İbadetini bitirirse Kur'an okumaya geçer. Kur'an'dan okuyacağını bitirince kendi alanıyla ilgili eserleri takip eder. Onu bitirince dost yüzünü görmeye gider, yakınları ziyaret eder, yani yorulmaz. Bir işten yorulursa bir başka işe girişerek dinlenir.

(Milli Gazete)