Alemlere rahmet olarak gönderilen rahmet Peygamberi, sevgili Peygamberimiz vefat ettiğinde ashabı kiramın dünyası kararmış.
Hazreti Ömer (r.a.) kalkmış ve "Muhammet ölmedi, Musa'nın rabbine gittiği gibi gitti ve geri gelecek" demiş. Hatta bazı anlatımlarda "Muhammet öldü" diyenlerin boynunu vururum" demiş.
Bunu duyan hazreti Ebubekir kalkmış ve "Ömer, yavaş ol." Dedikten sonra ashabı kirama hitaben, "Kim Muhammed'e kulluk yapıyorsa bilsin ki Muhammet ölmüştür. Kim Allah'a kulluk yapıyorsa o da bilsin ki O Allah, Hayy ve Baki'dir." dedi ve şu ayeti okudu "Muhammed, rasülden başka bir şey değildir. Ondan önce de rasüller gelip geçmiştir. Eğer O ölür veya öldürülürse, ökçelerinizin üzerinde geri mi döneceksiniz? Kim iki ökçesi üzerinde geri dönerse, Allah'a hiçbir şeyle zarar veremez. Allah şükredenlerin mükâfatını verecektir." (Al-i Imran süresi ayet 144, Buhari, Sahih, K cenaiz, hadis no 1165)
Hazreti Ebubekir, Ümmü Eymen hanımefendiye sormuş, "Niçin ağlarsın?" demiş.
O da "Bize her gün taze taze gelen Allah kelamı kesildi de ondan ağlarım" demiş. (Beyhaki, Delail, 7/266)
Sevgili Peygamberimizin diliyle övülen Hulefa-i Raşidin, hakkın huzuruna gittiler.
Milyonlarca insanın Kur'an ve Sünnete göre yaşamasında öncülük eden İmam Ebu Hanife ecel şerbetini içiti.
Sevgili Peygamberimizin sahih hadislerini toplamak için ömrünü veren İmam Buhari, Rabbinin "Rabbine dön" ermine gönülden uydu.
Batıya açılan kapının kilitlerini Malazgirt'te kıran Alpaslan vefat etti..
İstanbul'u fethederek Sevgili Peygamberimizin müjdesine mazhar olan Fatih, rahmeti Rahman'a kavuştu.
Sevdiklerimiz asıl sevdiklerinin huzuruna gittiler.
İmanla gidenlere ne mutlu.
Siyasetin de ibadet olduğunu insanımıza öğreten,
Devlet kapılarının önündeki engellere değil, kapının kilidini açmaya kilitlenen,
Umudunu bir anlığına yitirmeyen,
42 yıllık siyasi ibadet anlarında bir adım geri atmayan,
Engelleri aşmaya gönelik taktik değiştiren ama hep ileri yürüyen,
Devlet kapılarını alnı secdeli Anadolu çocuklarına açan,
Monşerler diyarına seccade seren kaliteli insanlar yerleştiren,
Merkez Bankası'nın kapılarını ayağı çamurlu, başarılı köy çocuklarına açan,
Horlanan, hakir görülen İmam-Hatip neslinden devlet adamı çıkarıp monşerleri, profları, ülkenin kaymağını yiyen zenginlerini ona selama durduran,
Yıllardır tarlada çiftçi, fabrikada işçi olmayı minnetle elde eden gariban çocuklarını "Anadolu Kaplanları" haline getiren,
"İman ediyorsanız en yüce sizsiniz" ayetini gönüllere şırınga eden ve dünya sorunlarına el atmayı öğreten,
İslam Birliği'nden, ağır sanayiden bahseden ve faaliyete geçiren Muhterem Necmettin Erbakan beyefendi her can gibi 27 Şubat 2011 Pazar günü saat 11.40'da ölüm şerbetini içmiştir.
Dün öğle namazının ardından Fatih Camii'nde kılınan cenaze namazından sonra Merkez Efendi mezarlığına defnedilmiştir.
Allah rahmet eylesin. Kabrini nur, amelini makbul eylesin. Ailesine ve bütün İslam alemine sabır versin.
Bize düşen görev:
"Kolum kanadım kırıldı" diyerek oturmak yok.
Bu akşam için önceden yaptığınız hayırlı programı devam ettiriniz.
Hazreti Adem'den bu güne kadar İslam'a hizmet etmiş bütün Müslümanlar için Allah'tan rahmet, Müslüman olmayanlar için hidayet dileyiniz.
Siyasette, sivil toplum kuruluşlarında bugüne kadar yaptığınız hizmetlere hız veriniz.
Evinizin yakınındaki cami, Kur'an kursu, İmam-Hatip, yardım kuruluşu, öğrencilere yurt, kurs, burs hizmetlerinin bir yerinden siz de tutmaya devam ediniz.
Bütün bunları yaparken nezaketten ayrılmayınız.
Kimseye kin tutmayınız.
Dün beraber olamadığınız insanla bugün beraber olabileceğinizi hatırdan çıkarmayınız.
Hedefiniz Rabbin rızası ve cenneti olunca hiç bir insanın hayali, sizin gerçeğinize ulaşamaz.
Onun için Erbakan Hoca'ya "hayalci" demişlerdi ama gerçeği gördüler.
Önünüze çıkarılan engelleri gözünüzde büyütmeyiniz ve "Allahü ekber/Allah hepsinden büyüktür" deyiniz ve yolunuza devam ediniz.
Rabbimizin yardımı hepimizin üzerine olsun.
(Milli Gazete)