Üzümün şırasını içenle üzümün şarabını içen, direksiyon başında neyi içtiklerini ele verirler.
Veya trafik polisi kontrol için çevirdiğinde hangisinin şerbet içtiğini, hangisinin şarap içtiğini kontrol aleti rakamlarla söylediği gibi, ikisinin de ayaklarının dolaşması veya dolaşmaması da söyler.
Hani Yasin suresinde "Ne yaptıklarına ayakları şahitlik yapar" diyordu ya işte ayaklar, hangisinin şarap içtiğini yalpalayarak haber verirken dilin ağızda yalpalaması da kişinin içtiğini haber verir.
Ağaç oymacılığı yapan, üniversitede bunun eğitimini veren bir dostumun atölyesini bazı aralıklarla ziyaret eder ve tarihi yerlerin ahşap işlerinde yaptıkları sanat eserlerine bakarak gözlerimi cilalarım.
Ağaçlar hakkında bilgi verirken servi/selvi ağaçlarının da iyi malzeme olduğunu ancak mezarlık servilerini kullanmadığını çünkü mezarlık ağaçlarının ölü eti yediğini, ölü eti yediklerinden bir ömür boyu kötü kokudan kurtulamadıklarını haber vermişti.
Bu günlerde geniyle oynanmış geni bozuk yiyeceklerin insan sağlığına zararlarını değerli profesörlerimiz televizyonlarda ve makalelerinde anlatıyorlar.
Aslında aynı şekilde televizyon, makale, konferanslarla kanıyla oynanmış kanı bozukların topluma zararları da anlatılmalı.
Sevgili peygamberimiz, "Şeytan, Adem oğlunun kan damarında dolaşır" buyurmuş. (Buhari, Sahih, K. İtikaf, hadis 1898)
"Her doğan çocuk İslam fıtratı üzere doğar."
Onun için bütün çocuklar, yirmi beş yaşına gelinceye kadar yanlışlara karşı direnirler, diklenirler, yürüyüşler yaparlar, büyüyünce yani kanına girilince o da yetkili yerlere geldiğinde yanlışları yapmaya devam eder ve onun çocuğu da ona "Baba, yanlış yapıyorsun" der.
Babası da onun kanını yavaş yavaş haramlarla, yalanlarla, dolanlarla zehirlemeye devam eder ve geni değiştirilmiş bitki gibi kanı değiştirilmiş elbise giydirilmiş odun haline getirilir.
Aynı köy veya mahallede yetişen üç delikanlı, üniversiteye gittiğinde bu üçünün kültür kabının içeriği yüzde doksan beş aynıdır.
Gittikleri üniversitede edindikleri arkadaş çevresi, okudukları kitaplar, dinledikleri müzikler, katıldıkları toplantılar, yüzde beş ayrılık meydana getirir ama o yüzde beşlik ayrılık bunların arasını çok fazla açar.
Hatta düşman hale bile getirir.
Kana giren mikrop gibi. Az ama etkili.
Aynı konuda konuşurlarken ayrı telden çalmaları okudukları kitaplar, dinledikleri adamlar nedeniyledir.
İslami eserler okuyanlar da bunlardan ayrı düşünülmez.
Onlar da okuduklarının etkisi altındalar.
1940 lı yıllarda Tefsir, Hadis ve Fıkıh dersleri verdiği için benim Haseki'den hocam Muhterem, Ahmet Muhtar Büyükçınar beyefendi (Allah şifalar versin) bu dersleri nedeniyle hapse atılır.
Küpün içinde ne varsa dışa o sızar dediğimiz gibi o da hapishanede derse başlar.
Hakim, biraz merhametli adam "Serbest bırakırsam tekrar okutmayacağına söz verir misin?" dediğinde "Hakim bey, ya ilim ya ölüm" demiş.
İslami eserler okuyanlarla insani eserler okuyarak etkilenenler arasındaki fark, biri bütün akılları ve akıllıları yaratan Allah'ın kitabını okuyarak etkileniyor, öbürü kendisi gibi birinin aklının salgıladığını okuyarak kanını değiştiriyor.
Yaratanın kitabı yaratılışımıza uygun olur ve fıtratımıza uygun gelir.
Fıtrata uygun iman, amel/eylem, kitap sosyal hayatımıza en uygunudur.
Hormonlu fikirler, fıtri genleri değiştirilmiş, tahrif edilmiş kitaplar, sosyal hayatımıza giren, kan damarlarımızı bozan, hasta eden mikroplar gibidirler.
Geni bozulmuş yiyecek, içecek ve giyeceklerden uzak durduğumuz gibi kanı bozulmuş insanlara da doktorun hastasına yaklaşması gibi yaklaşalım.
Aslında hepimiz bir başkası tarafından yönetiliyoruz. Manipüle ediliyoruz.
Biz, bizi Yaratan'ın kitabını okuyarak ona göre hareket etmekle, tabii, fıtri, ilahi, bozulmamış bir halde yönlendirilirken, bazıları da kendileri gibi doğan ve ölen birinin dediklerine göre şekilleniyor ve ona göre hareket ederek onun dediğini yaparak onun izinden gitmeye çalışırken hem kendini hem başkalarını zehirliyor.
Aslında doğan, büyüyen, ihtiyarlayan ve ölen bütün insanlar, biri veya birileri tarafından yönetiliyorlar.
Biz, genimizi yaratan ve yönetene teslim olmuşuz, birileri de genini, tenini, kanını Yaratan ve Yaşatan'a karşı gelip kendisi gibi birinin kulluğuna gönüllü köle olmayı tercih ediyor.
İşte aramızdaki fark bu.
(Milli Gazete)