Birleşmiş Milletler kararlarını hiçbir zaman uygulamayan, işgal ettiği ülkede devlet kurduğunu söyleyen, öldürdüğü insanların evlerine yerleşen ve hâlâ birçok devlet tarafından kabul edilmeyen, Gazze'yi dünyanın gözleri önünde bombalayan ve bin beş yüzün üzerinde sivil halkı öldüren İsrail konusunda kılı kıpırdamayan, ağzını açamayan "Birleşmiş Milletlerin" demeye dilim varmıyor.
Birleşmiş Milletlere adayı gösteren ve "Ben bunu destekliyorum" dedikten sonra hemen seçilen bir adamın önüne gelen teklifin altında aynı ülkenin imzası varsa ne yapsın?
Irak'ta otuz yılda otuz bin insan öldüren bir zalimden sizi kurtaracağım diyerek gelen ve iki senede bir buçuk milyon insan öldüren, ellerindeki ekmeği de alıp açlığa terk eden Amerika'nın getireceği Demokrasinin yağması için hâlâ umudunu yitirmeyen Türkiye ne yapsın.
Çuval başta dururken etrafı görmek mümkün olmadığından yapılacak bir şey beklemek de abes olur.
Hani adamın "Dur bakalım ne olacak" hikayesindeki gibi bir durum var ortada.
Araplar, "Beni sokmayan yılan bin yaşasın" duasında iken avuçlarına bomba düşeceğinin farkındalar ama korkunun yüreğe saldığı çaresizlik ellerini kollarını bağlıyor.
Arab'ın bir ata sözü vardır. "Elâ, inni ükiltü yevme ükile's-sevr'u-ebyezu/Ey beni duyanlar, açın kulaklarınızı duyun beni. Ben beyaz öküz yendiğinde yenmiştim."
Hikayesi şöyle: Beyaz öküz, siyah öküz ve sarı öküz otlakta yayılırken bunları yemeyi planlayan aslan, üçüne birden saldıramayacağını anlayınca sarı öküzle siyah öküzün yanına varmış ve "acıyorum size" demiş. "Beyaz renk uzaktan belli olur. Çiftçi görür sizi yakalar, boyunduruğu altına alır, çift sürer. Hürriyetiniz elinizden gider" yollu diller dökmüş ve ikisini ikna etmiş ama öküzler "o bizim kardeşimiz, biz bir şey yapamayız ki" demişler. Aslan "o işi bana bırakın, siz göz yumun yeter" demiş ve beyaz öküzün işini bitirmiş. Birkaç gün sonra aynı plan dahilinde siyah öküzün işini de bitirince sarı öküzün yanına gelirken sarı öküz yukarıdaki feryadı basmış. "Elâ, inni ükiltü yevme ükile's-sevr'u-ebyezu/Ey beni duyanlar, açın kulaklarınızı duyun beni. Ben beyaz öküz yendiğinde yenmiştim." Demiş. (İbni Asakir, Tarihi Dımışk 39/472-3, Yakubi, el-ma'rife ve-t-tarih 3/118, Lehcetü-l-lüğa, öküz maddesi)
Bir zamanlar biz bir tek millet iken kurt planıyla elliden fazla devletçikler haline getirilmişiz.
Yenip bitirilmiyoruz. Bu kurtlar daha sinsi. Ölüm noktasına yaklaşıncaya kadar kanımızı emiyorlar, sonra bırakıp başkasına geçiyorlar.
Son yıllarda önce İran'a saldırdılar, sonra Kuveyt'e, sonra Irak'a saldırdılar. Arkasından Afganistan'ı işgal ettiler.
Her saldırı öncesinde saldırmak için gerekçe hazırladılar ve dünyadaki sürülerden de destek aldılar.
"Kurt kanunu" bu. Kurt, ırmağın alt tarafında bir kuzu görmüş: "Suyumu bulandırıyorsun seni yiyeceğim" demiş.
Kuzu: "Ben alt taraftayım, senin suyunu nasıl bulandırayım? Deyince "Geçen sene bulandırmıştın" demiş.
Kuzu: "Geçen sene ben dünyada yoktum" deyince
Kurt: "Fazla uzatma seni yiyeceğim" demiş.
Seyyid Şerif Cürcani ( Hicri 740-816, Miladi 1340-1413) İslami Tecdid hareketinin önderlerini sayarken Bağdat'ı yerle bir eden Hülagu'nun torunu Gazan Hanla Olcaytu Han'ı da saymakta. (Bak, Timur'n Günlüğü/Tüzükât-ı Timur, sayfa: 77)
O Hülagu ki, İslam ülkelerinde taş üstünde taş, omuz üstünda baş bırakmamıştı.
Ama torunları, İslam dinine girmekle kalmadılar, o İslam dininin Hicri yedinci asırda bidatlardan temizlenmesine ve asli şekliyle yeniden topluma hayat vermesine sebep oldular.
Birinci Körfez savaşına katılan, Suudi Arabistan'ın Zahran kentine konuşlanan Amerika silahlı kuvvetlerinden üsteğmen rütbesinde bir bayanın benim önümde kelimei şehadet getirerek Müslüman olduğunu 04/10/2001tarihli yazımda konu edinmiştim.
Üsteğmen hanım "Amerika halkı İslâm hakkında olumlu hiçbir bilgiye sahip değil. Eğer bu din, Amerika halkına doğru şekilde tanıtılırsa toplu halde İslâm'a girişler olur" demişti.
İslam'ın batıya ulaşmasında Haçlı seferlerinin de etkisi büyük olmuştu.
İşgalcilerin yerli halkla ikili temaslarında Müslümanların kendilerine anlatılan şekilde olmadığını görüyorlar ve kanaatleri değişiyor.
En son olarak Taliban'a esir olan The SUN gazetesinin muhabiri Yvonne Ritley hanımefendinin 31 günlük esaretten sonra Londra'ya dönüşünde Müslüman olması gibi.
(Milli Gazete)