"Rabbimiz, bize hidayet verdikten sonra kalblerimizi eğme ve bize katından Rahmet ver. Sen karşılıksız verensin." (Al-i Imran süresi ayet 8)

Rabbimiz Rahmet kapısını nasıl çalacağımızı, neyi nasıl isteyeceğimizi bize öğretiveriyor.

Kendimize, eşimize, çocuklarımıza, dostlarımıza, komşularımıza ve bütün insanlığa birinci derecede lazım olan imanı isteyeceğiz Allah'tan.

İman sahibi olduktan sonra da kasamızı korumaktan daha fazla hatta sıhhatimizden daha fazla imanımızı koruyacağız.

Çünkü sıhhatimiz ve kasamız kabrin bu tarafında kalırken imanımız bizimle beraber kabre girecek ve sonsuz senelerde bize fayda verecektir.

Mahkemeye kendiniz bir dilekçe yazıp verseniz usulüne uygun olmadığından geri çevrilir. Hakim dilekçenizi yazıvermez. Allah (c.c.) biz hatalı insanların afvı için söyleyeceğimiz kelimeleri de öğretiveriyor.

Rahmet istememizi öğretiyor. Biz rahmet değil de adalet istesek iki dünyada yandık demektir.

Allah bize adalet etse de amellerimizin karşılığını verse bu amellerimizle biz cennete gidemeyiz. En değerli ibadetimiz olan namazda bile bedenimiz namazda gönlümüz işyerindedir.

Onun için biz Rabbimizden rahmetiyle muamele yapmasını istiyoruz.

İnsanların hepsinin toplanacağı bir ahiret günü gelecektir. Mümine cenneti, kâfire cehennemi va'detmiştir. Herkes vadedilen yerine gidecektir. Biz yaptığımız kötü söz, kötü bakış, kötü düşünce, kötü iş ve kötü inançlarla kalbimizi eğmeden dosdoğru yolda Rabbimizin rahmetine ve cennetine doğru yarışalım.

CEHENNEMDEN KORUNMA DUASI "Onlar «Rabbimiz, biz iman ettik, günahlarımızı afvet ve bizi ateşin azabından koru" diyenlerdir." (Al-i Imran süresi ayet 16)

Abdest alarak, banyo yaparak vücudumuzu temizlediğimiz gibi, Kelime-i Şehadetle gönlümüzü şirkten temizledikten sonra günahlarla kirlenen kalbimizi istiğfarla temizlemeye devam edeceğiz.

Bu dünyadaki yangınlara karşı tedbir elırken Rabbimizden de dua ile yardım dilemeye devam edeceğiz ama asıl yangınlar cehennemin yangınıdır.

Bu güzel gözlerin, kirpiklerin, kaşların, yüzlerin yanmaması için Allah'tan af talebinde bulunmaya devam edeceğiz.

İşte dünyayı cennet edebilmenin, cennete gidebilmenin yolu. Önce iman, sonra boyun büküp Allah'a yalvarmak, emirleri yerine getirirken, yasaklardan kaçarken, din için cephede ateş hattında sabretmek, doğru olmak, doğrularla beraber doğruları savunmak, yalnız Allaha boyun eğmek, kazandığından dağıtmak ve seherlerde kalkarak yarabbi sana layık kulluk yapamadım, affet diyerek yalvarmak. Gecenin son üçte birinde Allah (c.c.) "İstiğfar eden yok mu affedeyim, isteyen yok mu vereyim" buyurur. (Müslim, Sahih, 1/120)

Milli Gazete