Bugüne kadar Lübnan ve Filistin'de Sünni Hamas ile Şii Hızbullah'ın, işgalci Siyonistlere karşı birlikte hareket ettikleri konusunda kimsenin şüphesi yok.
İkisinin arasını açmak için yapılan bütün senaryolar boşa çıktı ve bugünlere kadar geldiler.
Amerika, İngiltere ve Avrupa'nın önde gelen devletlerinin desteğine rağmen Hamas ile Hizbullah hareketi direnişe devam ettiği gibi Siyonistlerin gözünü de yıldırdılar.
Şimdi, bugünlerde Türkiye ile İran'ın bir araya gelmesi ve Suriye sorununu çözmesi gerekir.
Her ne olursa olsun, Suriye'ye Rus askeri veya Amerikan askeri ayak basarak bu toprakları kirletmemelidir.
Türk deveti kendine düşen görevi yaparken sivil toplum kuruluşları da göreve başlamalıdır.
Bu konuda 1979 yılından itibaren İran'a karşı gönül bağı olan Türkiye vatandaşı İslami güçlerin, bu konuda girişimde bulunmaları ve İran yönetimini ikna etmeleri gerekir.
Eğer İran yönetimi, Beşşar ailesini Şii Müslüman olarak kabul ediyorlarsa devletten beslenen beş bin ailenin Suriye'den alınıp Kum kentine yerleştirilmesi teklif edilmeli.
Eğer Nusayrileri Müslüman kabul etmiyorlarsa Yezd şehrine yerleştirilmesi teklif edilsin.
Mezhebi ne olursa olsun, Allah'ın kitabı Kur'an'a, onun elçisi Muhammed aleyhisselama ve Kur'an'ın haber verdiği iman esaslarına inanan herkes, ne kadar hatalı olsa da inkar hatasına denk değildir.
Onun için, Müslüman olduğunu söyleyen en hatalı bir Müslüman, İslam'a iman etmeyen milyarlarca kafirden daha değerli olmalıdır.
Suriye'nin yönetimi konusunda Suriye'de olayların içinde olan ve direniş hareketlerini sağlayan bu yiğit insanlardan oluşan bir geçiş hükümeti kurulmalı ve en yakın zamanda seçime gidilmeli.
Seçimde dinde bir, ırk ve renkte ayrı olanların mecliste temsil mümkün olmalı.
Hiçbir Müslüman grubun ırkı nedeniyle önü kesilmemeli.
Ama batının teklif ettiği hiçbir insana fırsat verilmemeli.
Geçici hükümet kurulurken, batılı devletlerin damgalamalarına göre hareket edilmemeli.
Onların stratejisine göre batının küfür, inkar, ateist, materyalist, sömürgecilik hareketine direnen her Müslüman'a vurduğu damgaya itibar etmemeli.
"Ağabey, seni tanıyoruz, seviyoruz ama büyük şeytan seni damgaladı. Seni dışarıda bırakalım" mantığına da itibar edilmemeli.
Amerika'nın parçalanıp elli devlete ayrıldıktan sonra da, adı tarihte bir varmış bir yokmuş diye anıldığı günlerde de biz bu Müslüman halklarla beraber yaşayacağız.
(Milli Gazete)