Her Müslümanın dualarını zapt eden ilahi başarılar arasında yer alır Şehadet

Şehadet sıradan günlük yaşantının, sıradan amaçların, sıradan çabaların sonunda karşılanan bir armağan olmamıştır.

Şehadet bir açıdan kendi canını Allah için Allah için ölüme
ısmarlamadır. Evet, şehadet zilletten uzak aziz bir ömrün semeresidir.

Bundan neredeyse beş-altı sene önce Hizbullah'ın vatanı Lübnan'a yolumuz düşmüş, o ülkenin maceralarından izlerine, sırlarından dertlerine kulak misafiri olmuştuk. Yediğimiz içtiğimiz bize kalsın, birkaç anıyı derd-i dil edelim:

Bir müze denilince ilk olarak aklınıza; cam bölmeler, üstü kapalı bir alan gelir haliyle. Ama bu müze bir s avaş müzesi, bir Açıkhava müzesi: Mleeta

Mleeta, bir savaşın izlerini ezberlemiş, düşmanın ezilmişliğini, yıkılmazlık sanısını savurmuştur yerin dibine. Evet, o bölge siyonizm kal'leşliğini, göğe uzanan böbürünü ve dogma itibarının yerle bir edilmişliğini gösterir. Linç edilen tanklar boy gösterir müzede.

Küçük bir mescit de bulunur metrelerce oyulmuş bir tünelde, yiğitlerin Rabbiyle münacat ettiği. Bir de dış kısımda Hizbullah'ın serdengeçtisi, Şehid Abbas Musavi'nin bir seccadenin sığdığı ibadetgâhı bulunur.

Attığım her adımda, güya durmadan hatıralar fısıldanırdı. Duy mihmanım, bu toprak toy değil, azizdir!

Mleeta mesullerinden bir beyefendi Siyonistlerin Hizbullah'a karşı bir hezimetini anlatıyordu. Siyonistler bir keresinde, aynı bölgeye yukarıdan benzin boşaltmış ve alanı ateşe vermişti.

Aylardan temmuz, sıcak mı sıcak günler. Ama Allah'ın rahmeti diyelim, o yazın sıcaklığına rağmen umulmayan yağmuru indirmişti ateş küresine.

Detaylarına girmeden bu kadarıyla yad etmiş olalım Mleeta'yı. Allah'ın selamı yiğitlere olsun.

Yol aldık gidiyoruz bir apartmana doğru. Şehrin ortasındayız. Bir şehid anasına misafiriz. 

İmad Muğniye'nin annesi ağırlıyor bizi, eşiyle beraber. Üç evladını da şehadete yolculamış bir ana! Gülümsemesinin altında anlatılmaz bir hüzün var. Bir anne kucağıydı onun yanı, bir anne kucağından ne farkı vardı? Hoş bir sohbetten sonra gitmeliydik artık biz de. Ama ruhumuz tıklım tıklımdı, yürü yılmadan yürü direktifini veren bir güçle.


Bunlar bir kenara, şimdi de torununu, evladının ciğerparesini, Cihad'ı yolculamıştı şehitler anası. Ah bu uğurlamalar! Neden dönüşünüz olmaz, selamınız duyulmaz ey oğullarım, yavrularım!

İmad Muğniye direnişin, mukavemetin sütunudur. İmad Muğniye İsrail'in kursağına indirilmiş en şiddetli yumruktur. İmad Muğniye İslam'ın en aziz komutanlarındandır. İmad Muğniye asla ölmemiştir, o dirilerden de diridir.

İkinci İmad da Yol Aldı Asıl Vatanına

İmad Muğniye'nin aziz oğlunun şehadetiyle acımız ağır, yüreğimiz yarabere içinde, hıncımız bir o kadar artışta ve yumruğumuz da bir o kadar tetiktedir. Elbette Cihad'ın şehadeti, düşman için sevinç haberi olsa da; tüm yiğitlerin şehadeti ayrı bir şallaktır canımıza. Bir anı dahi heder eden bir ümmet olmama sabahıyla körpe bir toparlanmaya göz açıyorum.

Ama bir çift lafım var. Güzaf meydanında bas bas ben falanım zartzurtum bağıranlara karşı, ben de şunu bağırıyorum:

Ben İmad'ım, ben Cihad'ım, Ben Hadi'yim ben Abbas'ım, Ben Ümmü Yasir'im, ben Harb'ım, ben Musa Sadr'ım.

Ben onlarla hemseferim, ben onlarla hemderdim, ben onlarla hemfikrim, ben onlarla hemsedayım, ben onlarla hemnefesim, ben onlarla hemrengim diyorum. Dost yama gibidir, onu kendi renginden seç diye buyuran İmam Ali, seven sevdiğiyle mahşur olur demeye getiriyor bir nevi, kimi seçerseniz kaderiniz olur değil mi?


Bizim bir komutanımız, seyidimiz var: Seyit Hasan Nasrallah. O mutlak başarının komutanıdır. Çünki başarı Allah'ladır. Allah'a havale edilmiş bir canın alıcısı da yalnızca Allah olur ne de olsa.

Mutlak başarıyı bugün göremeyenler, kendileri görmeseler bile, torunları-yakınları mezarlarının başında kendilerine derler, endişelenmesinler.

-Sen ona şunu bunu dedin, yanlış yaptın birader. Şeytan pabuçsuz tazı gibi koşmakta, delik aramaktadır. Asıl şeytan meleksuretliler imiş, rahat uyu şimdi.

Bugün ilahi uğurda can verenler ve ahde vefa yolunda öne düşenler Helmin Nasirin Yensuruni sorusunu yanıtlayanlardır.

Yiğitler, kahramanlar (hal diliyle) şunları dediler de gittiler: İmam Hüseyin kuru bir dava değildir, olmayacaktır da!

Hafız, divanında şunu der:

-Ya can tenden çıkar ya da ten canana kavuşur
Ya can tenden çıkar ya da ten azılı bir savaşçı kesilir düşmana.
Can tenden çıkmadıkça, ten savaşçıdır hem dış düşmanla hem iç düşmanla.

İstikamet, kararlılık vefadır. Bizler kalubelada imzalanmış bir anlaşmayı, vefayla iade etmekle mükellefiz.

Kalkıp da çökerttikleri koltuktan kıpırdamayan afililer, kılına zarar gelmemiş hormonlu pehlivanlar, yiğitçe şehid olanlar için çene kaslarını hareketlendirmesinler. Marifet Azrail'e hoş geldin diyebilmekte birader. Keşke buna şahid olmasaydım ki maalesef beşercağızlar uydurageldikleri iddiaları sahiplenir olmuşlar. Neyse ki yüce divan var, Allah hüküm verenlerin en hayırlısıdır. Eğer Allah'a yaslanmışsanız neden tedirgin olasınız?

(Velfecr)