İslam dünyasında, “Kutlu Doğum” diye tabir ettiğimiz Hz. Muhammed’i anma ve viladetini kutlama etkinlikleri ilk defa, Mısır'da hüküm süren Fatımiler tarafından tertiplenmiştir. Ancak bu etkinlikler saraya ait olup, daha çok üst düzey görevlilerin katıldığı bir devlet töreni çerçevesinde gerçekleşiyordu. Fatımiler’in bu etkinlikleri tertip etmesindeki asıl amacın İslam aleminde meşruiyet kazanma kaygısı olduğu söyleniyordu, söyleniyor…
Eyyubiler döneminde ise “Kutlu Doğum Etkinlikleri” asıl amacına uygun olarak halkın geniş kesiminin katıldığı dev gösterilere, mitinglere dönüşüyor ve ayları bulan geniş bir zaman dilimine yayılıyordu…
Özellikle Nureddin Zengi’nin de müritlerinden olduğu; Musullu Şeyh Molla Ömer gibi alim ve zahidler, her sene bu etkinlikleri ümmeti diriltecek mitinglere dönüştürüyor; geniş halk kitleleri ile birlikte melikler, emirler, vezirler, alimler, şairler davet ediliyor ve iştirak ediyorlardı…
Hakeza, Selahaddin Eyyubi'nin eniştesi ve Erbil atabeği Melik Muzafferuddin Gökböri tarafından da Mewlid etkinlikleri yapılıyordu. Uzun hazırlıklar sonucu düzenlenen etkinlikler için çevre bölgelerden şair, bilgin ve din adamları Erbil'e çağrılıyor, misafirler için kalacak yerler hazırlanıyor ve bir kaç ay boyunca sürdürülen etkinlikler bütün halkı kapsayacak bir şekilde düzenleniyor, mewlid gayet gösterişli bir şekilde kutlanıyordu…
Sadece bu etkinlikler ile yetinilmiyor; uzun hadis sohbetleri , medreselerin yanısıra tasavvuf dergahları ile “ilim-irfan birlikteliğiyle” ümmetin haline çareler aranıyordu. İşte bu atmosferde kazanılan birikimlerle dağınık, sus-pus olmuş, değil savaşmak; Haçlılara korkudan vergi verir hale gelmiş olan Müslümanlar, içinde bulundukları hali sorguluyor ve böylece Kudüs’ün kurtarılması süreci Selahaddin-i Eyyubi’nin önderliğiyle hızlanıyordu…
Selahaddin-i Eyyubi ile Zengi döneminden beri gelenek haline gelen ve Diyanet tarafından, kapsamı dar olsa da, yıllardan beridir düzenlenen Mewlid yani Kutlu Doğum Etkinlikleri; 5-6 yıldan beridir Peygamber Sevdalıları Platformu ve ona bağlı derneklerden biri olan Mustazaf-Der’in konu üzerinde hassasiyetle durması ve etkinlikleri meydanlara taşıması ile tekrardan halk tarafından teveccüh görmeye başladı.
Dolayısıyla bizlerin Eyyubi bir ruhu tekrardan kuşanmamıza vesile olan başta Peygamber Sevdalıları Platformu ve Mustazaf-Der olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürlerimizi iletiyoruz.
Tabii üzerlerindeki yük ve baskı daha da ağırlaşacağa benziyor. Zira Taraf Gazetesinde yayınlanan Wikileaks belgelerinde daha 2009 yılında bu tür etkinliklerin hem içerde hem de dışarıda kimi çevreleri rahatsız ettiği anlaşılıyor;
25 Mart 2009’da ABD’nin Adana Başkonsolosluğu’nda Birinci Katip Eric Green tarafından kaleme alınan ve Ankara Büyükelçisi James Jeffrey’nin onayıyla merkeze gönderilen “kişiye özel” telgrafta, halka açık olarak düzenlenen ve Mustazaf-Der (kendileri belli ki yanlışlıkla veya bilgisizlikten olsa gerek; Mazlum-Der diye rapor etmişler) tarafından organize edilen etkinlik mercek altına alınıyor...
Sözkonusu telgrafta Diyarbakır’da kadın hakları örgütünün başkanı olduğu söylenen Nebahat Akkoç, bu etkinliğe katılımın Başbakan Erdoğan’ın seçim kampanyası çerçevesinde şehre geldiğinde ona destek verenlerin sayısından çok daha fazla olduğunu söylüyor ve Diyarbakır Kürtlerinin daha önce görülmemiş bir biçimde, böylesi bir dinsel bağlılık sergilemesine çok şaşırdığını, hayalkırıklığı yaşadığını itiraf ediyordu.
Diyarbakır Gazeteciler Derneği Başkanı Faruk Balıkçı ise, Mewlid etkinliklerini kendisinin ve başka birçok Kürdün, AKP’nin devam eden asimilasyon kampanyası olduğuna inandığını ve Kürt meselesini susturma çabası olarak gördüklerini belirtiyor; Akkoç’un fikirlerini tekrarlıyordu.
Hakeza, Batmanlı avukatlar Sabih Ataç ve Zekeriya Aydın, Hz. Muhammed’in doğumgünü etkinliğinde Hizbullah’ın aktif örgütleyici olmasının endişe verici bir gelişme olduğuna işaret ediyorlardı.
Daha 2009 yılında olan bu tür yazışmalar gerçekleşmişse; ondan sonraki süreçte acaba ne tür ihbarlar ve durumlar yaşanmıştır, meçhul… Ancak sürece bakarak diyebiliriz ki, hem Mustazaf-Der hem de İhya-Der gibi kardeş derneklerin başına gelen komplolar, soruşturmalar ve bu etkinliklerin “terör suçu” kapsamına indirgenerek yağdırılan cezalar pek de şaşırtıcı görünmüyor. Zira emrin büyük yerlerden geldiği açıkça belli oluyor… Anlaşılan Kutlu Doğum Etkinlikleri ve Filistin’e Destek Mitingleri kimi “odakları” fena halde rahatsız etmiş/ediyor.
Sadece onlar mı? Hayır! İçerde de hayli rahatsız olanlar var…
Bunların başında yazışmalarda da geçtiği gibi; kendilerini Kürt halkının "tek temsilcisi" görenler geliyor. Ancak Kutlu Doğum etkinlikleri hayli ses getiriyor olacak ki, Kızıltepe’de ve Diyarbakır’ın bazı semtlerinde kendileri de kutlu doğum etkinlikleri düzenlemeye yeltenmişler…
Fena mı? Hayır…
Niyetleri ne olursa olsun, onları böyle bir adım atmak zorunda kalmaları dahi; yapılan etkinliklerin bir başarısı olarak görülebilir. Zaten asıl amaç Muhammedî sevda ortak paydasında İslami şiarlara karşı toplumsal bir hassasiyetin oluşturulması, canlandırılmasıdır .
Tabi öncü rol oynayan zatın da çok iyi niyetli olduğunu düşünmek biraz safiyane olur. Hakeza daha birkaç yıl önce orduyu göreve çağıran başyazarlarının durumu ve geçenlerde Nusaybin’de Mewlid etkinliğine katılanlara yapılan saldırı ve tacizler de birer çelişki olarak duruyor…
Daha düne kadar Kutlu Doğum Etkinliklerini “bid’at” diye eleştiren, hor gören veya “irticai” faaliyet olarak yorumlayıp muhtıra sebebi olarak görenlerin kulları dahi, Muhammedî çoşkunun tesirinden olacak ki sahneye inmişler…
İnsinler, hepsi düzenlesin. Dedik ya amaç bu değil mi zaten? Her taraf Muhammedi coşkuyla şenlensin. Ancak amacına dönük ve Eyyubi bir ruh ile bunun olması da elzemdir. Yoksa kurdele keserek, buz hokeyi gösterisi yaparak bir netice elde edilemez.
Bunların düzeleceği umuduyla, ne olursa olsun;
İnsani temelde/ortak paydada buluştuklarımıza “gelin sizler de insanlığa rahmet; Muhammedî iklime koşun” diyoruz…
İslami temelde/ortak paydada buluştuklarımıza, “gelin sizler de Müslümanlara kurtuluş; Muhammedî iklime koşun” diyoruz…
Irki temelde ortak paydada buluştuklarımıza, “gelin sizler de ezilenlere özgürlük; Muhammedî iklime koşun” diyoruz…
Her kim olursanız olun buyurun Muhammedî iklime… Kurtuluş ondadır…
(Hürseda Haber)