Coğrafyamızın hareketliliği, gasp edilen hakların iade edilmemesi temelinde yürütülen gizli-açık, siyasi-diplomasi kavgaların, birikmiş öfkelerinin dışa yansımasıdır.
Dostça, kardeşçe, birlikte eşit haklardan yararlanma, birbirlerini sevabıyla-günahıyla kabullenme ekseninide, yaşamayı gelenekselleştirmiş toplumlara, geleneksel genel akışa ters müdahalelerin, özenle-biliçli red etmelerine rağmen topluma zorla benimsetilmeye, seküler anlayışın başarısız kalması, sürekli, farklı ve peşpeşe gündemlerin tezahür etmesine yol açıyor.
Gündemlerle kesintisiz-aralıksız sorunlar yaratılarak, egemen güçlerin rahat nefes almaları böylelikle sağlanıyor.
Egemen güçlerin yönetilenlere boyun eğdirme kavgasında; başarılı olmak için meşru-gayri meşru her türlü, belirleyici unsurları kullandıkları, aşikardır.
Hükemdenler için öncelikli ehemmiyetli olan, kaçınılmaz sonucu lehlerine çevirmek, yıllardır islamiyetin mayaladığı ve halkın tasvibiyle günümüze kadar taşıdığı değerlere karşı amansız ve acımasız mücdele eden; seküler anlayış sahibleri; son imparatorluğun bu topraklarda yıkılmasıyla beraber başlatıkları, Türkleştirme, laikleştirme çabaları, yavaş-yavaş toplumsal dokularımızda gevşeklikler yaratmış, islamın düşman iken barıştırdığı güçsüz iken kuvvetlendirdiği ve bu sayede dünya siyasetini yönlendirenler bugün, islamla mücadele teknikleri sayesinde, yöneten değil-yönetilen ve ezilen konumuna getirtilmişlerdir.
Bu durumun müsebibi Genelkurmaya da beslenilen hak ve halk düşmanı şahsiyetlerdir. İslama ve müslümanlara karşı asimetrik savaş teknikleri yıllardır uygulanmaktadır. Bu teknikleri, bugünlerde tartışılan Genelkurmay menşeli “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” ile artık saklanamaz bir duruma geldi.
Belgenin gerçekliği günlerce konuşuldu, orjinalinin olup-olmadığı tartışıldı.
Genelkurmay “Kağıt parçasıdır” saptamasıyla ortamı tam sakinleştirmiş iken, her ne vesile ile olursa olsun, Genelkurmay personeli bir subay tarafından, Ergenekon savcılarına ulaştırıldı.
Bu davranış ile toplumun ekser çoğunluğu tarafından kabul gören bu subay, ek olarakda bir belge daha gönderdi.
İslamla Mücadele Eylem Planı olarak adlandırılan bu plan, yıllardır süregelen kirli savaş tekniklerinin ispatıdır.
Bu eylem planları çok değil daha 10-15 sene evvel yürülüğe konulmuş, yüzlerce sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri ve samimi müslümanlar tasviye edilmişti. 28 şubat darbe süreci-17 ocak Beykoz baskını ile başlayan süreçte, Halis-iyi niyetli müslümanlar aleyhine olmadık kirli kampanyalar başlatılmıştı.
O gün sesiz kalanlar ve bu kampanyaların tesirinde kalıp doğruluğuna inananlar, bugün aynı tekniklerle yüzyüzedirler.
Savaş teknikleri okları onlara yöneldi, Allahtan ki, bu sefer bu daha uyygulanmaya geçirilmeden deşifre oldu.
Dün mağdur olanlara bugün yenileri eklenecekti.
Başarıya ulaşamamaları, eski mağdurları memnun etmiş, haksızlıklara uğradıkları kanıtlanmış oldu.
Temenni ediyoruz ki o gün bölge müslümanlarına inanmayanlar, bugün rotayı doğru istikamete doğrulturlar ve bir daha eski kampanya ürünlerini gündemlerine taşımazlar ve yaptıklarından ötürü yaraladıkları islam kardeşlerinden özür dilerler.
Beklenen budur, gururlanrına yenilmek değil.
Allaha emanet olun.
Allah tüm islam düşmanlarının oyunlarını halkımıza ayan-beyan etsin.
Mehmet Delal