“Bilinenin tekrarı okur usandırır” kuralını bir kenara koyup, bilinenleri alışılmış formüllerin dışında ve islami bakış açısıyla değerlendirme zarureti herzamanınkinden daha acil bir vaziyet arzetmektedir.
“Eskisini yok etmek, yerine yenisini ikame etmek” emeliyle kurulan T.C. sürekli sorun üreten bir mekanizmaya dönüştü.
Çıkış felsefesi, halkın yıllarca kanıyla, teriyle tecrübe edip kabullendiği temel değerlerle mücadele olan bir yapının barış tesis etmesi düşünülemez.
Cumhuriyet kurcularının temel hedefleri, islam ve geleneksel islami değerleri, halkın yaşantısından uzaklaştırmak olmuştur.
Kendi bedeniyle barışık olmayan ve bedenine karşı savaşanların, barışı egemen kılması ütopyadan öteye geçmez.
Barışın tesisi önce bedeniyle barışık olmayı gerektirir.
Parçadan-bütüne doğru bir yol izlenerek barış tesis edillirse; toplumsal barış o zaman egemen kılınır.
Tarih, değerleriyle mücadeleyi esas kılan hiç bir oluşumun huzur-sukunet getirdiğine şahitlik etmemeşitir.
Burada kastedilen değerler fıtri (Allahın) değerleridir.
85 yıllık Cumhuriyet, sorunlar Cumhuriyetine dönüştürüldü.
Harf, şapka, kılık-kıyafet vs. gibi devrimler kendi değerleriyle mücadele eden bir Cumhuriyetin tezahürleri değil midir?
Ancak dönüştürme süreçleri artık kendini taşıyamaz bir noktaya geldi.
İktidar partisi dönüştürme (Laikleştirme-Türkleştirme) sürecini dönüştürülenlerin lehine bazı açılımlar getirerek yavaşlatmak gayretinde.
Nitekim 10 Kasım 2009 dan bu yana T.C Meclisinde zaman zaman gerginlikler yaşandı. Gasp edilen hakların, bir kısmının iadesi konusunda iktidar partisine sert bir direnç gösterilmekte.
Pervasızca 85 yılda müslüman halka çektirdikleri işkence ve katliamlara atıflarda bulunarak, gerçek niyetlerini açığa çıkarmakta sakınca görmemektedirler.
Bizleri ilgilendiren iktidar partisinin yeni açılımları ve muhalefetin sert direncinin yanında. Özellikle yıllardır kürtlerin oylarıyla mecliste bulunan DTP’nin bundan sonra takip edeceği süreçtir.
DTP çıkıp hem Kürt halkından hem de Müslüman dindarlardan özür dileyecek mi?
Yıllarca Kürtlerin oylarıyla CHP ve türevlerini meclise taşıdılar.
Dindarlara sırt çevirdiler.
Solcu-demokratlarla!
Barışın tesis edilebileceği tezini Müslüman Kürt halkına anlattılar.
1991 seçimlerinde İsmet İnönü’nün oğlu Erdal İnönü’nü ve Deniz Baykal’ı nasılda karşılamıştılar, hala unutamıyorum.
İdeolojik davranarak dost ve düşmanlarını ayırt etmeyen bir pozisyona düştüler. Sürekli sol zihniyetli partilerle ittifak kurdular.
Müslüman halkı düşman bellediler.
Barış meclislerine sürekli solcu zihniyetlileri davet ettiler.
Savaştan nemalananları korumaya aldılar, gerçek barışseverleri hep ötelediler ve hala böyle davranmaya devam ediyorlar.
DTP şunu unutmasın ki; gerçek barışı ancak ve ancak Ahirete yönünü dönmüş, dünyayı bir istirahatgah olarak görenler tesis edebilir.
DTP bir özeleştiri yapıp, yanıldığını ve yanılttığını Kürt halkına ve müslümanlara acilen ilan etmelidir.
Ayrıca barış turlarında bölgenin öz evladı dernek sahiplerini değilde dünyaya çakılıp kalan dünyevileri muhatap almaları ayrıca bir özeleştiri sebebi olmalıdır.
Mehmet Delal