Alemlerin Rabbi olan Allah a hamd olsun.Selat ve selam onun tüm Resullerine ve onların yolundan giden muvahhidlere olsun.

Değerli kardeşlerim! ‘Tevhidle Diriliş’ ile alakalı bir yazı dizisi hazırlamayı uygun bulduk. İnanın Değerli Dostlar, bizlerin o kadar tevhidi bilince ihtiyacımız var ki, susuz bir ağacın çok geçmeden kuruyacağı gibi tevhidi bilinci olmayan Müslümanın da çok geçmeden tabiri caizse kuruyup gideceğini çok iyi bilmekteyiz.

Bu yazı dizisinde İlk İnsan,ilk Peygamber,ilk Muvahhid ‘Hz. Adem’den başlayarak günümüze kadar ki muvahidlerin tevhidi mücadelerini inceleyerek,dersler,ibretler alarak yolumuza devam edeceğiz biiznillah.

Tabi bunu hep beraber yapacağız. Her türlü öneri, eleştiri ve desteğe açık olacağız. Eğer gayemiz tebliğse bunu hep beraber yapacağız. Öncelikle tevhid nedir? Ona bakalım.

Sözlükte birlemek manasına gelen tevhid, terim olarak Allah’tan başka ilah olmadığına inanmak LA İLAHE İLLALLAH sözünü kalp ile tasdik ederek söylemektir.Tanımı çok kısa olan tevhidin aslında çok derin manaları vardır.Rabbim bizleri o derin manayı anlayan müslümanlardan eylesin.

Bilindiği üzere Kuran ı Azimüşşan 23 yılda peyderpey indirilerek nurunu tamamlamıştır. Hz. Muhammed (S.A.V) mücadelesinin 13 yılını Mekke de, 10 yılını da Medine de geçirmiştir. Bu 13 yılda inen ayetler Mekki ayetlerdir. Mekki ayetlere baktığımızda miras, ticaret, borçlanma, nikâh gibi konulara değinilmemiştir. Ele aldığı en önemli ve ısrarla üzerinde durduğu konu Tevhide çağrısı idi.

Çünkü tevhid bilinci olmadan insanların layıkıyla ve hakkıyla Müslüman olmaları imkansızdı. Sahabenin ‘haydi cihada’ denildiği vakit, gözlerini kırpmadan koşmaları Allah a ve Resul e kayıtsız ve şartsız teslimiyetleri onların tevhid bilincinden kaynaklanıyordu. Onları ‘Anam babam Sana feda olsun Ey Resul’ sözünü söylemeye sevk eden tevhid bilinci idi.

Müşrikler karşısındaki dik duruşları tevhid bilinçlerinden kaynaklanıyordu. Mekke müşriklerini adeta çıldırtmaları tevhid bilinçlerinden dolayı idi. Evet müşrikleri çıldırtmıştı tevhid bilinci. Çünkü tevhid onların saltanatını yerle bir ediyordu. Onların taptıkları ilahları ret ediyordu. Tevhidi çağrı, her şeye gücü yeten bir tek olan Allah a kulluk etmeye çağırıyordu. Bu insanları düzeltmeği kendine gaye eden O şanlı Resul ve Ashab- Kiram bıkmadan usanmadan insanları tevhide davet ettiler.

Aradan 1400 küsur yıl geçti ve günümüz insanları Mekke nin cahiliye döneminden daha berbat bir hale geldiler. O zamanlar küçük kız çocukları diri diri toprağa gömülürdü. Günümüzde ise ebeveyn kız çocuklarını açıp saçıp sokaklara atarak sizce kızlarını öldürmekten daha beter bir hale getirmiyorlar mı? O dönemde zenginler yoksulu ezerdi günümüzde zengin kodamanlar zekâtlarını vermeyerek bir nevi yoksulu ezmiyorlar mı? O dönemde kadınlar köleleştirilirdi günümüzde kadına özgürlük safsatasıyla kadınları açıp saçanlar kadınları köleleştirmiyorlar da ne yapıyorlar. O dönemde Allah a bazı putlara tapılarak şerik koşulurdu. Günümüzde parayı, malı, makamı, rütbeyi, kadını, yöneticiyi, yasayı, Allah’a ortak koşmuyorlar da ne yapıyorlar.

İşte günümüz insanlarını düzeltmeyi kendine gaye edinen muvahhidler ancak bir yol ile bu insanları düzeltebilir. O da İlk muvahhid olan Hz. Adem den başlayarak günümüzdeki muvahhidlere kadar süre gelen muvahhidlerin mücadelelerini ve metotlarını takip ederek gayelerini gerçekleştirebilirler. Günümüzde bu metodu takip eden sayıları hiç de az olmayan muvahhidlere selam olsun.

Elbette bu yol meşakkatli olacaktır.yeri gelecek Hz. Yusuf gibi zindanlara düşülecek, yeri gelecek Hz. Zekeriyya ve Hz. Yahya gibi şehid olunacak. Yeri gelecek Alemlere Rahmet Hz. Muhammed (as) ve ashabı gibi işkencelere maruz kalınacak. Yeri gelecek Şeyh Şamil,Şey Ahmed Yasin,Şeyh Said, Atıf hoca, Seyyid Kutup, Erbilli Esad Hoca,ve nice isimsiz muvahhidler gibi can göz kırpmadan feda edilecek. Yeri gelecek Bediüzzaman gibi sürgün ve zindan ile karşılaşılacak. Ama sonuçta kazanan İslam Davası olacaktır, Kuran olacaktır.

Evet Değerli Dostlar, tek amacımız başta kendi nefsim olmak üzere ibretle O aziz insanları tanımak ve yollarında muvahhid bilinciyle ilerlemek ve her türlü engellemelere rağmen, tıpkı o aziz insanların yaptığı gibi kararlılıkla yolumuza devam etmek olsun.

İnşallah bir daha ki yazıda ‘Hz. Âdem’in Tevhidi Mücadelesi’yle başlayacağız. Dualarınızı eksik etmeyin.


Mehmet Elyiğit / Yüksekova Ajans