Âlemlerin Rabbi olan Allah a hamd olsun. Mücahidlerin önderi, muttakilerin lideri, nurlu müminlerin kumandanı Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’e O’nun aline, ashabına ve kıyamete kadar tevhid düzeni uğrunda tağuti ve şeytani hakimiyet güçlerine karşı kıyam eden/edecek olan muvahidlere selam olsun.

Evet, Değerli Dostlar… Bu yazımızda ilk insan, ilk peygamber, ilk şeytana karşı mücadele veren ve en önemli olanı ilk La ilahe illallah kelime-i tayyibesini söyleyen Hz. Âdem (a.s)’ın mücadelesini öğreneceğiz.

Evet, Hz. Âdem ilk LA İLAHE İLLALLAH diyendi, dedik. Tabi bu kelimeyi demek beraberinde sıkıntı meşakkat ve güçlük getirecekti ve mücadele elbette kaçınılmaz olacaktı. Hz. Âdem’de ilk mücadeleyi şeytana karşı yaptı. Çünkü Rabbim Kuran-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır. ‘‘Ey Âdemoğulları, ben size and vermedim mi ki; şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır. Bana kulluk edin, doğru yol budur. Andolsun o, sizden birçok insane neslini saptırmıştı. Yinede aklınızı kullanmıyor muydunuz?’’ (Yasin Suresi: 60-6)

Yukarıda ki ayette de açıkça anlaşıldığı üzere, şeytan insanın apaçık düşmanıdır. İşte Hz. Âdem insanların apaçık düşmanı olan şeytana karşı tevhid mücadelesini verdi ve bu tevhid mücadelesini sonraki nesillere bıraktı. Aradan asırlar geçti, değişen hiçbir şey olmadı ve şeytan insanlara düşman olmaya devam etti. Bugünkü muvahidlere düşman olan ne kadar tağut varsa, aslında şeytanın taraftarlarıdırlar. Yani bizim her şeyden ve herkesten önce ilkin mücadele edeceğimiz kişi şeytan olmalıdır. Şeytanla mücadelemizde başarılı olursak şeytanın yandaşlarının bizim üzerimizde hiç bir yan etkisinin olamayacağını göreceğiz.

Meleklere, Âdem’e secde edin demiştik. İblis hariç meleklerin hepsi secde ettiler. İblis kaçındı, büyüklük tasladı ve inkâr edenlerden oldu. (Bakara suresi: 34)

 Ayette de anlaşıldığı üzere şeytanı isyana sürükleyen neden secde etmemesinden Allah ın emrine muhalefet etmesinden kaynaklanıyordu. Bilindiği üzere Allah (c.c) şeytana belli bir vakte kadar mühlet verdi.  Bu mühlete karşılık olarak şeytan, ‘Beni azdırdığın için yemin ederim ki senin doğru yolun üzerinde insanlara karşı duracağım sonra önlerinden, arkalarından, sağ ve sollarından onlara sokulacağım, çoğunu sana şükreder bulamayacaksın’ dedi.

Allah (c.c) şeytanın bu cüretkâr planına karşılık olarak, ‘kullarım üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır’ cevabını verdi.

Allah ın şeytana mühlet vermesindeki hikmet neydi? O hikmet bu olmalıydı, madem ki yer yüzünde bir muvahhid yaratacaktı, elbette bu muvahhide bir de rakip olmalıydı. Çünkü iyi ve kötü, hak ve batıl, Allah ın taraftarı ve şeytanın taraftarı belli olsun diye bu sünnetullahın bir gereğidir.


Şeytan ve Hz. Âdem’le başlayan daha sonraları Habil ile Kabil arasında devam eden ve günümüze kadar süregelen bu mücadele bunun en açık örneğidir. İlk peygamber Hz. Âdem’den bize kalan, Hz. Adem dünyadan göçtü. Tevhid mücadelesinde kesin bir netice alınamadı. Bu mücadele gelecek yıllara ve nesillere kaldı. Hz. Âdem ilk yaratılandı, ilk insandı, ilk hata yapandı, ilk tevbe edendi, ilk muvahiddi. Biz bu mücadelen anladık ki Şeytan bizim apaçık bir düşmanımızdır ve yine bunu anladık ki şeytanın muvahhidler üzerinde bir nüfuzu olamayacaktır ve Hz. Âdem’den bize kalan bu mücadelede mademki şeytanın muvahidler üzerinde bir nüfuzu olamayacaksa Hizbuşşeytanın muvahidler üzerinde hiç bir etkisinin olamayacağını anladık.


Evet, hiç bir etkisi olamaz. Çünkü Hizbuşşeytan muvahidin kıyamete kadar değişmez düşmanıdır. Hizbuşşeytan Allah ve Peygamberlere düşmandır, müstekbirlerin dostu, mustaz’aflarında katilidir. Hizbuşşeytanın sonu nurun zıddı zulmettir. Hizbuşşeytanın gayesi şeytan programını yeryüzüne yaymaktır. MUVAHHİD BİR İNSANIN HAYAT PROGRAMI İSE TAM BUNUN ZIDDIDIR. Eğer muvahhidin hayat programı bunun zıddı ise elbette hiç bir nüfuzu olamayacaktır. Çünkü muvahhidin yar ve yardımcısı Âlemlerin Rabbi olan Allah tır, Hizbuşşeytanın ise hiç bir yardımcısı yoktur.


Bir dahaki yazıda Hz. Nuh un tevhid mücadelesini işleyeceğiz inşallah. O zamana kadar hepiniz Âlemlerin Rabbine emanet olun ve dualarınızı eksik etmeyin. Sizleri selamların en güzeli olan Allah ın selamı ile selamlıyorum…

Mehmet Elyiğit / Yüksekova Ajans