Hükümet ne kadar İsrail’le ilişkileri dondurduğunu açıklasa da ortaya çıkan gerçekler bunun tam da böyle olmadığını gösteriyor. Türkiye’nin; İsrail’e NATO’nun askerî faaliyetlerine katılması hususunda koyduğu vetoyu kaldırdığı geçenlerde açığa çıkmıştı. Şimdi de memur alım sınavına İsrail’in de dahil edildiği ortaya çıktı.
CHP’li Turgut Dibek’in Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevaplaması talebiyle TBMM’ye verdiği soru önergesine verilen cevapta çarpıcı bir detay ortaya çıktı. Önergeye verilen cevaba göre Kürtçe ve Ermenice sınavları alanlarında uzman olan mütercimler, İbranice sınavı ise İsrail Büyükelçiliğinde görevli bir personel tarafından yapılmış. Arınç, yapılan sınavlar ile ilgili şu bilgileri vermiş: “Önergede belirtilen sınav yukarıda açıklanan görevlerin yerine getirilmesine yönelik personel ihtiyacının giderilmesi maksadıyla açılmış olup, Kürtçe ve Ermenice sınavları alanlarında uzman olan mütercimler, İbranice sınavı ise İsrail Büyükelçiliğinde görevli bir personel tarafından yapılmıştır.” (Radikal, 8.1.2013)
Hâlâ “ilişkilerimizi dondurduk” diyebilecek mi acaba?
Yoksa İsrail, Türkiye’nin ilişkilerin normale dönmesi için şart koştuğu şeyleri yerine mi getirdi? Yani İsrail Türkiye’den özür diledi ve Mavi Marmara gemisine saldırıp öldürülen dokuz sivilin ailelerine tazminat ödendi de kimsenin haberi olmadı mı? Ne değişti? Merak ettik doğrusu…
GARİP
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun küçük kardeşinin İzmir’de bir inşaat şantiyesinde bekçilik yapması televizyonlarda ve gazetelerde günlerdir haber yapılıyor. Kendisi ile röportajlar yapılıyor. SSK emeklisi olan ve ayda 850 TL maaş aldığı için geçinemeyen ve ek iş yapmak zorunda kalan Celal Kılıçdaroğlu, “Torpil mi isteseydim? Elim kolum tutuyor. Halimden memnunum” demiş.
Aslında normal karşılanması gereken bu konu üzerinde bu kadar haber yapılması gerçekten garip… Gerçi, başbakan, bakan yakınlarının iyi işlerde çalışıyor olmasına ve torpile alışan bu toplumda bunun “anormal” karşılanması da yadırganacak bir şey değil. Ama bize abartılı geldi… Siz ne dersiniz?
ATALAY’IN YERİNE ÖNERİLEN SANATÇI…
Önce Erdoğan’ın görevlendirdiği MİT Müsteşarının ardından da iki milletvekilinin Öcalan’la İmralı’da görüşmesine CHP’den destek gelirken, MHP’nin sert tavrı sürüyor. Başta Genel Başkan Bahçeli olmak üzere MHP’liler değişik ortamlarda tepkilerini “en sert” şekilde dile getiriyorlar.
Bunlardan birisi de MHP Milletvekili Şefik Çirkin… Düzenlediği basın toplantısında görüşmeleri bir “çadır tiyatrosu”na benzeten Çirkin, Tayyip Erdoğan’a ilginç bir tavsiyede bulundu. “Beşir Atalay’ın yerine Hülya Avşar’ı getirsinler. Sanatçılarımız, bu ülkenin sorunlarını Başbakan ve Atalay’dan çok daha iyi biliyorlar” demiş.
Bakalım hükümet kanadından buna cevap gelecek mi, ama enteresan bir öneri gibi geldi bize…
ANASINI ALAN GELİRSE NE YAPACAKSIN!
TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu “İmralı görüşmeleri” sonrasındaki süreci değerlendirmek için bir televizyon kanalına misafir olduğu programda “anadilde eğitim” ile ilgili tavrını net açıkladı.
Anadilde eğitim ile ilgili kanaatini belirten Kuzu, “Eğer Burhan Kuzu olarak bana soruyorsanız ben anadilde eğitime karşıyım... Ben eğitim dili olmasına ‘evet’ demem. Daha önce hatırlarsınız şeytana uymak deyimini kullanmıştım, yanlış anlaşıldı. Bugün bu ifadeyi kullanmayayım! Anadilde eğitim bu memleketi böleceği için karşıyım” dedikten sonra şu cümleyi sarf etti. “Herkesin anadili! 18 tane burada etnik-dinî grup var. Bir tek Kürt’ün, Türk’ün anası yok ki! Diğer 16 anayı ne yapacaksın? Anasını alan gelirse, ‘Ben de dilimi istiyorum’ derse ne yapacaksın…”
Başbakan Erdoğan’ın Meclis’te bekleyen bütün dosyaların inceleneceği ve özellikle de terör, yolsuzluk ve yüz kızartıcı suç isnatlarını içeren dosyaların üzerinde özel olarak durulacağı sözleri epey tartışılmıştı. İmralı görüşmesi başlayınca, “çözüm sürecine zarar vermemek” adına bu dosyaların ileri bir tarihe bırakılması, yani rafa kaldırılması gerektiğini söyleyen Kuzu’nun bu cümleleri “acaba erken söylenmiş” sözler mi diye aklımıza geldi. Çünkü daha “patron” son sözünü söylemedi…
MUHALEFETİN KANUN TEKLİFİ…
Muhalefet partilerinden Meclis’e sunulan kanun tekliflerinin iktidar tarafından desteklendiği pek görülmese de, dikkat çekici ve olumlu bulduğumuz için iki kanun teklifini aktaralım.
BDP Diyarbakır milletvekili Altan Tan’ın, 28 Şubat mağdurları için verdiği iki kanun teklifi…28 Şubat döneminde binlerce kişiye ceza verildiğini belirten Tan, “Bugün ortaya çıktı ki o tarihte işledikleri suçlarla ilgili ciddi bilgi, belge yok. Tamamen keyfî, ideolojik, tek yanlı, laik, ulusalcı, Kemalist anlayışla bu insanlar mağdur edildi” derken, yargılamaların düşmesini istemiş. Tan’ın ikinci teklifi de, orta öğretim ve üniversiteler ile kamusal alanda başörtüsünün serbest olması şeklindeydi…
Biz, bu iki teklifi de önemsiyoruz ve muhakkak dikkate alınması gerektiğini düşünüyoruz. Bakalım, hükümet kanadı ne yapacak ve bu önemli tekliflerin akıbeti ne olacak?
(YENİ ASYA)