Pazar günkü düzenlenen etkinlik!

Yani D.Bakır’da Peygamber Sevdalıları Platformu tarafından tertiplenen milyonların iştirak ettiği devasa etkinlikte yaşanılanlar, iyi gözlemlenmeli ve iyi okunup, iyi anlaşılmalıdır.

Meydanda verilen tüm insanlığı ilgilendiren mutlu ve kutlu mesajların anlaşılması yanında; kör, sağır ve hissiz kesilmeyi yeğleyenler! Kör ve sağır kesilmeyi hazmedemeyip kin ve öfkelerini eyleme dönüştürenler kimlerdi? Bunlar da görülmelidir.

Başta BDP belediyesi! Ve kedi köpek peşinde koşan sistemin medya patronları! Bunların yanında, yarın öbür gün gazetelerinde Peygamberimiz diye manşet atacak, yarın öbür gün kardeşlerim diyecek, yarın öbür İslam kardeşliğinden dem vuracak sözde İslami medyalar!

Peygamber için toplanan milyonların üzerini örtbas etmeye çalışan sözde Müslüman medyacılar!

Bir meydanda Peygamberlerini anmak ve anlamak için meydana gelen milyonlarca Kürdün suyunu kesenler!

Tarih nasıl Fırat suyunu Hz. Hüseyin’in üzerine kesen; Ömer ibni Sad’ları, Zilcevşenleri ve Yezidleri lanetlediyse; elbette bu tutumunuzu da lanetleyecektir. Ve nasıl Hz. Hüseyin’i hala rahmet ile, dua ile yad ediyorsa insanlık! Peygambere gönül bağlamış, Peygamberin tek önder olduğunu kabullenmiş bu insanlar da dualarda, rahmetle anılacaktır.

BDP’nin, Peygamber’in misafirleri konumunda olan o insanların araçlarını çekmesi, lavabo sularını kesmesi ve milyonlarca insanı bu şekilde mağdur etmesinin elbette bir hesabı olacaktır!

Bu hesabın bir ahret boyutu olmak ile birlikte, bir de dünya boyutu var! O da; bu tutumuyla BDP aslında kendi kendini sömürüyor! Çağlayan bir suyun önüne set koyarak engellemeye çalışmak hiç de akıl karı değildir.

BDP’nin newroz alanındaki suları kesmesini doğru okumak gerek; BDP orada Peygamber sevdalılarının suyunu değil, kendi suyunu kesti!

BDP Allah’ın sünnetini bilmediği için ‘biz kestik’ diye sevinebilirler.

Ama Rabbimiz bir Musa’nın çıkması için bir Firavun’un olması gerektiğini bize bildirir. Sonra Bir Darun-Nedve’nin karşısına, bir Daru’l Erkam’ı çıkartmıştır.

Musa’nın da, Firavun’un da nerde durdukları bellidir. Özellikle anlatmaya ne hacet!

Daru’l Erkam’ın’da, Darun’Nedve’nin’de yaptıkları ortadadır.

Sonra;

Hüseyin ile Yezitlerin tarihin hangi sahnelerinde oldukları da…

Küfür odaklı, zillet amaçlı bir yapının çökmesi için o yapının biraz zulüm yapması icap ediyor belki! Zulüm Allah’ın gazabını celbeden bir uygulamadır. Kızıldeniz’in birilerine yarıldığı gibi, birilerine de kapanması gerekiyor ki; Azizliğin ile zelilliğin nasıl olduğu gösterilsin cümle âleme!

Newroz alanında düzenlenen Nebevi etkinlik; bazı zatlar için elem, bazı azizler içinde müjde oldu!

Gök şahit!  Yer şahit! Taşlar, ağaçlar şahit! İnsanlık şahit! Alem şahit! Ve Newroz alanı da şahitti! Bir sevdaya ve bir diğer tarafta bir adavete!

Bir taraftan; Hz. Peygamberi Enes’çe, Mus’abça, Aişece, Sümeyraca, ve Nesibece sevmenin adı idi Newroz alanı!

Diğer bir taraftan; Ebu Cehilce, Ebu Lehebçe, Utbece, Şeybece, Muğirece ve Ümmü Cemilece kin duymanın öfke kusmanın adı idi Newroz alanı!

Âlem şahitti bu iki zümreye de!

Yapay, sentetik aşk değil, Reel aşkın adıdır artık Newroz alanı!

Muhammedi aşk, Muhammedi sevda…

Yüreğinizde, zihninizde hep var olsun efendim!

İnadına aşk-ı hakiki, inadına Muhammedî aşk!

(Mehmet ÖZ)