Allah’tan insana bahşedilen hür iradede kim kendini nasıl tanımlıyorsa o öyle kabullenir. Ayette; ‘’dileyen iman eder, dileyen inkâr’’ bunun en çarpıcı örneğidir. Allah’ın bahşettiği bu iradeyi kısmak, kesmek isteyen ilahlığa yeltenen adı insan olan şu zavallılar hep bana tarihte yaşanmış Abdullah B. Zübeyr’in şehid edilişini ve şehidin paramparça olmuş cesedini gören annesinin söylediği sözünü anımsatmıştır.

Nerde bir zulüm, nerde bir zalim görsem hep bu olay ve bu olay içinde geçen bir annenin bu tarihi sözünü hatırlamışımdır! Efendim hep birlikte analım!

Emevi zalimleri tarafından Hz. Abdullah’ın mübarek kafası kesilerek Abdulmelik’e gönderilir. Abdullah ile birlikte Abdullah B, Safvan ve Amaret İbn-i Hazım’da var! Onlarında aynı şekilde kafaları kesilmiş şekilde yollanır.  Haccac, gömülmesine izin vermediği çırılçıplak cesetleri, hakaret olsun diye kölelere sürükleterek Sel dağındaki Yahudi mezarlığına attırır.

Hz. Esma, oğlunun başsız cesedini uzaktan seyrettikten sonra, Mekke’ye muzaffer bir komutan edasıyla giren Haccac’ın yakasına yapışarak şöyle haykırır; ‘’Sen onun dünyasını mahvettin; fakat o da senin ahretini mahvetti!’’

Hasan Basri; ‘’Zalimin zulmünü dile getirmek gıybet değildir.’’ Der.

İnsan uyarılmaya ihtiyaç duyan bir varlıktır. Yanlış yapan insanlar uyarılmalılar. Bizim burada birilerini uyarmaktan ziyade, birilerinin zulümlerini ve yaptıkları zulümlerinin akıbetini dillendirmek olacak. Bu onlara kar mı olur? Zarar mı olur? Onun muhasebesini yapmaları için satırlara dökmektir.

Yazımızın meramına geçmeden;

Artık bizimde ölüm vasiyetimiz İmam-ı Azzam’ın; ‘’Beni gasbedilmemiş bir toprak parçasına gömün!’’ vasiyetidir Türkiye’de!

Üstad Bediüzzamanıyla, Yunus Emresiyle, İskilipli Atıf Hocasıyla, Süleyman Hilmi Tunahan Üstadıyla, Mehmet Akifiyle, Şeyh Saidiyle;

Türkiye’de; Hukukun başında olan kimler?

Ekranlarda adaletten söz eden şu sözde vekiller kim?

Demokrat Türkiye’nin, Laik düzeni hangi iradenin sistemi? Kim istedi? Kim ithal etti? Kim sürdürüyor?

Ülkeyi yöneten Başbakan neyin peşinde?

Cumhurbaşkanı neyi onaylıyor, neyi reddediyor?

Yargıtay’da;  ‘’Adalet mülkün temelidir.’’ Yazısı önünde dizilen şu yargıçlar kim? Kararları neye, kime göre verir? Vicdanına mı terk edilmiş? Ya vicdanı yitik ise?

Yine bu sistem değişmeden, böyle devam mı edecek? “İki kg baklava çalana 6 yıl hapis! Devleti yıkmak isteyen bunamışlara tahliye” olarak mı devam edecek?

Sözünü ettiğim, yazımızın esas meramı olan son yaşanılan HÜDA PAR yöneticilerine, Peygamber Sevdalıları Platformunun kurucu üyelerine ve İslami hassasiyeti olan çok sayıda STK yöneticilerine kesilen ceza ile ilgiliydi.

Türkiye’nin içine girdiği şu süreç içerisinde bunların yaşanılması bir hayli düşündürücü!

Akil adamlarının barış sürecine katkı sağlamaları için tüm ülke genelinde herkesle müzakere edilmesi, görüş ve düşüncelerini alması ve akabinde onları barış sürecine destek olma konusunda bölge insanını ikna etmeye çalışmaları yaşanırken;

Peygamber için, Kur’an için milyonları bir arada toplayan ve topladıkları o kitlelerin iradesi olan şahsiyetlerin sindirilmeye çalışılması; sebepsiz hiç yoktan 12 yıl 6ay, 6 yıl 3 ay cezaların kesilmesi; nasıl yorumlanabilir? Nasıl izah edilebilir?

Bu hukuksuzluk, bu acımasızlık nasıl yazılır doğrusu bilmiyorum. Galiba bilinen tek bir kelime!

‘’Siz dünyamızı mahvettiniz! Vallahi bizlerde ahiretinizi mahvedeceğiz!’’

(Mehmet ÖZ)