Dünya Kudüs Yürüyüş programı münasebetiyle Doğru Haber Gazetesi yazarlarından A.Hakim Sonkaya hocamız da Programa davetli olarak iştirak etmişti.

Gazze’ye gerçekleştirdiği ziyareti ve hocamızın izlenimlerine tam sayfa yer ayırmıştı Doğruhaber Gazetesi! Bu ziyaret üzerinden Gazze’yi biraz daha yakından tanıdık. Sonkaya’nın izlenimleri üzerinden bizler de bir nevi Gazze’yi canlı müşahede etmiş gibi olduk.

Bazı paragraflarında bendeniz gözyaşlarıma hakim olamadığımı itiraf ediyorum. Bazı cümlelerde yüreğimin derinliklerinde bir üzüntü, boğazımda düğümlenen bir keder olduğunu da…

Gazze’de İslami yaşantı ile bizim seküler yaşantımızın mukayesesi, Gazzeli bir kızımızın acılı hikayesi ve Başbakan Henniye’ye uzatılan anahtar üzerinden verilen mesajda, Henniye’nin verdiği karşılık…

HAMAS’ın imkansızlıklar içinde yürüttüğü takdire şayan faaliyetleri, esaret altında yaşam mücadelesi veren esirlerin ailelerinde bıraktığı dramlar, diğer bir taraftan her evde şehid özlemi…

Günde sekiz saat elektrik kesintileri, tüneller içinde Mısır’dan Gazze’ye taşınan inşaat malzemeleri ve psikolojik baskılar, Gazze’deki hayatı daha bir zorlaştırdığını anlatıyor.

Gazze’de savaşın getirilerinden olan, Siyonist baskınların sonucu olarak çocuklardan konuşamayanlar ve ağlayamanlar olmuş. Bu çocuklar için kurulan rehabilatasyon merkezlerinde; çocukları ağlatmaya çalışılıyor. Daha var mı böyle bir yer gerçekten bilmiyorum.

Hele özellikle bir esirin kızının hikayesi… Sonkaya hocamızın “hepimizi ağlattı” dediği… Bir başka kız çocuğu var mı acaba yeryüzünde bunları yaşayan cinsten!

Sonkaya’dan olduğu gibi alıntı yapıyorum

“Babası esir düşen bu kız çocuğu annesiyle yalnız kalıyor. Sonra annesi vefat ediyor. Onu, dedesi yanına alıyor. Sonra dedesi de vefat ediyor. Sonra onu amcası yanına alıyor. O da esir düşüyor. Daha bunun gibi birçok dram… Sekiz on yaşlarına geldikleri halde esir babalarının ziyaretlerine gidip de babalarını tanıyamayan çocuklar var. Çünkü babalarını hiç görmemişler.’’

Sonra Yaşlı Amcanın Heniyye’ye uzattığı anahtar ile söylediklerini ve Heniyye’nin verdiği cevabı ve KASSAM mücahidlerini nöbet mevzilerine yapılan ziyareti olduğu gibi aktaralım istiyoruz.

‘’Biz Başbakan Heniye’nin yanındayken şöyle bir olaya şahit olduk. İşgal altındaki toprakların sembolik anahtarının devir teslim töreniydi bu. Nakba neslinden yüzü mahzun bir amca elindeki anahtarı Başbakan İsmail Heniye’ye teslim ederek şunları söyledi: ‘Biz hezimet nesliyiz. Biz bir şey yapamadık; ama dönüş umudumuzu koruduk. Evlerimizin anahtarlarını muhafaza ettik. Biz artık yaşlandık ve yorulduk. Dönüş ruhunu canlı tutmanız ve işgal edilen Kudüs’ü unutmamanız için bu anahtarı size teslim ediyorum. İnanıyorum ki siz bununla kapılarımızı tekrar açacaksınız.’ Bunu teslim alan İsmail Heniye ise şu sözlerle karşılık verdi: ‘Evet biz bunu alıyoruz. Biz hezimet nesli değil, cihat nesliyiz, İslam’ın nesliyiz. Hiç gözünüz arkada kalmasın. Rahat olun. Anahtarı güçlü, imanlı, azimli bir nesle devrettiniz. Bu vesileyle bütün dünyaya şunu ilan ediyorum: Biz asla israil’i tanımayacağız. Ama bir şey daha söylüyorum: Bu, israil’i tanımayıp onu öylece rahat bırakacağımız anlamına gelmesin. Biz şunu haykırıyoruz: Le müstakbele liisrail–israil’in geleceği yoktur.’ Böylece yaşlı amcanın yüzündeki hüznün yerini huzura bıraktığına şahit olduk.’’

KASSAM MÜCAHİTLERİNİN NÖBET MEVZİLERİNİ ZİYARET ETTİK
‘’Onun bu açıklamalarının doğruluğuna biz de yakinen şahit olduk. Günün bir vaktinde Kassam mücahitlerini nöbet yerlerinde ziyaret ettik. Biz oradayken âlimlerden bir heyet gelerek onlara nasihat etti. Onlara İslam’ın hikmetlerinden bahsetti. Mücahitler dikkatlice âlimleri dinledi ve dediklerini onayladılar. Bize eşlik eden Hamas yetkilisi, ‘Bu, en az haftada bir düzenli olarak yapılan bir faaliyettir. Âlimlerden oluşan heyetler tek tek mevzileri gezerek mücahitlere nasihat ediyorlar. Çünkü silahın fitnesi var. Silah taşıyan kimsenin ihlâstan uzaklaşma riski var. Biz de bu şekilde buna karşı tedbir almaya çalışıyoruz.’

Gazze’de iki kavram, iki isabetli, orijinal nükte var onlarla sonlandıralım yazımızı.

‘’1947’de Siyonist İsrail’in kurulduğu güne ‘Nakba Günü’, Kudüs’ün 1967’de Siyonistlerin eline düştüğü güne de ‘Nekse günü’ adını vermekteler.’’

‘’Nekbe, dökülmek; Nekse ise gerisin geriye gitmek, ters yüz olmak ve gerilemek manasındadır. Yani bu isimlendirmeyle Müslümanlar, Kudüs kurtarılmadan gerilemekten kurtulamayacaklarını, güçlerine kavuşamayacaklarını ifade etmiş oluyorlar.’’

Sözün sonu; Sonkaya Hocamızın dediği gibi; Gazze bir mekteptir. Davet ve cihat mektebi…

Gazze’den gelen selama; ve aleykümes-selam ve rahmetullah…