O darbeciler ki; 'çoğu fasıktırlar.' (Maide–49)

Darbecilerin tamamı insanlık suçlusudurlar. Utanma perdeleri yırtılmış, hayatları günah işlemekle müteşekkil bir hal almıştır. Günahta keçi gibi inatçıdırlar. İnatlarının sebebi arzuladıkları kötü ortamların, fısk-fucurun oluşması içindir. Yasalara uymuş gibi görünür, ancak yılan gibidir ve fırsat bulduğu ilk anda zehirlemekten müthiş bir zevk alır.

O darbeciler ki; 'çoğu müşriktirler.' (Rum–42)

Müslüman olduğunu iddia eden ancak Allah'ın hükümleri söz konusu olunca darbe yapabilecek kadar hadsiz olanların ibadet ettikleri Allah değildir. Kapısında köle olduğu makamıdır. Taptığı dünyadır. Ve emirleri de nefsin ve şeytanın dürtülerinden alır. Ve bu şekilde Allah'a ortaklar üretmeye girişir. Darbeler bu yönüyle; Allah'a eşler koşmaktır.

O darbeciler ki; 'çoğu inkârcıdırlar.' (İsra–89)

Darbeci bir kafatasının inkârı toptancı bir inkârdır. Darbe ile çıkardığı kaosu bilmeme, kabul etmeme ve işlediği insanlık suçunu inkâr etmedir. Kötü emeline uyduruk sözlerle türlü türlü kılıflar uydurur.

O darbeciler ki; 'çoğu gafildirler.'

Darbecilerin en büyük hastalıkları da olaylardan ve geleceklerinden gafil olmalarıdır. Hayvanlar gibidirler. Ne gelecek endişesi, ne de geçmişin üzüntüsü bu ikisinden de gafil! O an içinde bulundukları hal önemli onlar için! Hal böyle olunca yaptıkları işlerinden gafil olurlar. Öyle ki, dost ile düşmanını bile ayırt etmezler. Yıllarca Hüsnü'ye, Saddam'a bin bir işini yapan ABD’nin, onlarla işi bitince onları nasıl tarihin çöplüğüne attığını gafilliğinden düşünemez! Ta ki o da gafil avlanana kadar!

O darbeciler ki; 'çoğu yalancıdırlar.' (Şuara–223)

İyilikten nasipsizlerin emaresidir yalancılık! 'Mü'min yalancı olamaz' der Efendimiz! Darbecilerin hiçbiri mü'min yani güvenilir değildirler. Yalan söylemekte usta ama doğrulara karşı ilgisidirler. Bu karakteristik özelliklerinden dolayı, içinde bulundukları toplumda güvenirliklerini kaybederler. O yüzden tüm darbelerin arkasındaki 'halk için' sözü külliyen yalandır. Darbeler ancak halka rağmendir.

O darbeciler ki; 'çoğu hakikatin üstünü örterler!' (Nahl–83)

Darbeci zihniyetin darbe yoluyla devirmeye çalıştıkları hakikatlerdir. Hiç bir darbeci zihniyet insanlık adına, insanlık için hükümetleri devirmez. Yaptıkları darbeler tamamen içgüdüsel, çıkar odaklı ve enaniyet hastalığındandır. Sözün özüyle; darbe, 'kendi saadetini başkalarının felaketi üzerine inşa etme' teşebbüsüdür.

Darbecilerin yaptıklarına baktığımızda Kur'an'ın 'insanların çoğu' olarak geldiği bu siğaların Mısır'daki darbe ile darbeci zihniyetin karakteristik özelliklerinin bu ithamlara uyuştuğunu ve benzerliklerinin olduğuna inanıp kaleme aldık. Şimdilik bu bir kaç ayet ile yazımızı sonlandırıyoruz. Bir sonraki yazımızla inşallah kaldığımız yerden devam edeceğiz...

Selam ve dua ile...

(Mehmet ÖZ)