İHH
İHH'ya karşı kurumsal bir saldırı var! 'Meyve veren ağacı taşlıyor' batı medyası. Ve gerçekten meyve veren bir ağaç sürüsüdür İHH. Mesele İHH değil! Kesinlikle Başbakan. İHH Üzerinden hükümeti devirmeye çalışıyorlar. Yani bir nevi İHH'yı AKP'ye kurban etmeye çalışıyorlar! Dikkat edelim! Bu Batı ve ülke içindeki batıcı kafaların oyunudur. Bizim ahmaklarımız çok maalesef! Çok rahat kullanılabilen ahmaklar... Ve gözleri çok basit haberlerle boyanabilen ahmak seyirciler...

İHH ile ilgili yapılan haberleri şöyle bir İHH'nın dünya genelinde yıllardır yaptıkları faaliyetlerini müşahede etmek ve tüm yapılan bu haberleri o faaliyetlerin eleğinden geçirelim. Gereksiz de olsa! Ama şüphe içinde olanlar bence bunu kesinlikle yapmalılar. Örneğin Afrika ülkelerinden başlayabilirler...

BDP ve HÜDA-PAR
Yine PKK'nin saldırısını konuşuyoruz. Ve yine hedef Hüda-Par. Hergün BDP’nin HÜDA-PAR’a yaptıkları saldırılarıyla uyanır olduk! Neyse saldırsınlar. Saldırsınlar ki; yıllardır Kürt halkına anlatmaya çalıştığımızı Kürt halkı bizzat müşahede ederek görsünler. Kürtler içinde %20'lik oy potansiyeli olan BDP, bu tabanını da saldırılarıyla kaybetsin. Kaybetsinler diyorum; çünkü gerçekten kaybedecekler! Belki bugün belki yarın. Ama elzem olan kaybetmesidir. Çünkü bu çağa göre değiller bence.

Sızıntı Yazarlarından Bahri Şenkal’ın Son Twiti
Bazen İslam ümmetinin içine sızan fitnelerden ‘hayr’ olabilir mi? Bahri Şenkal’ın son attığı twittine baktığımda; bence fitnede de birçok ‘hayr’ olabilir diye düşündüm. Tıpkı Uhud harbinde döküntülerin döküldüğü gibi. Abdullah ibn Selül'ler fitneden dolayı dökülüyorlar. Aslında biz buna dökülüyorlar demeyelim. Zira biz biliyoruz ki; bir yaprak dahi Rabbimizin müsaadesi olmazsa düşmez, hatta sallanmaz bile. Şimdi mevzu bu olunca diyebiliriz ki; Rabbimiz tarafından döktürülüyor bu adamlar! Pirincin siyah taşı gibi! Ne yücesin Rabbim! İşte biz bilemiyoruz dostlar! Kimin mü'min, kimin münafık olabileceğini çoğu zaman bilemiyoruz. Gerçekten dikkat gerek! Bahri Şenkal zaman gazetesinin Almanya temsilcilerinden ve aynı zaman da Sızıntı dergisinin yazarlarından! İşte attığı o twit; noktasına virgülüne dokunmadan;
‘’PİŞMAN OLACAKSINIZ!..Aldığınız oyun yarısının hizmetin gayretiyle alındığını seçim sabahı görünce köpekler gibi pişman olacaksınız!’’

Ve Biz!
Bu nasıl bir yaşamı idame etmek öyle. Acziyetlerle dolu. Vusülsüzlük ve usulsüzlüklerden ibaret. Bir adım geri ve bir adım daha. Ne bir adım ileri gidebiliyoruz, ne tamamlayabildiğimiz bir iş . Kambur sırtımız, hazır ol da ayaklarımız ve tutukluluk yapmış ellerimiz. Ama küfür cenahı, küfrün cihetinde saf tutanlar öyle mi? Safları daha bir sıkı ve daha bir dimdik değil mi? Sanırım kendimize gelmeliyiz. Ayaklarımızı Cami yoluna alıştırmalıyız. Omuzlarımız yeni omuzlarla tanışmalı. Ve boş bıraktığımız, işgal ettirdiğimiz meydanlarımızı geri almak için yeniden dönmeliyiz. Dilimizdeki bağlar çözülmeli ve konuşmalıyız. Sadece dil ve ağzımız değil elbette. Beden dilimizi de konuştura bilmeliyiz.

(Mehmet ÖZ)